Borçlarını Ödeyemeyen Şirketler İçin Konkordato: Başvuru, Hukuki Koruma, Alacaklı Hakları ve Güncel Yargıtay Kararları

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeme güçlüğü tehlikesi altında bulunan şirketlerin borçlarını yeniden yapılandırmalarına imkân sağlayan hukuki bir mekanizmadır. Bu kapsamlı incelemede, konkordato başvurusunun şartları, gerekli belgeler, geçici ve kesin mühlet süreçleri ile konkordato komiserinin görevleri açıklanmaktadır. Konkordato mühletinin icra takiplerine, rehinli alacaklara, kamu alacaklarına, ticari sözleşmelere ve şirket yöneticilerinin tasarruf yetkilerine etkileri değerlendirilmektedir. Banka kredileri, çeklerin temliki, takas ve mahsup işlemleri ile komiser izni olmaksızın doğan borçlar, güncel Yargıtay içtihatları ışığında incelenmektedir. Alacaklıların hakları, alacakların bildirilmesi, konkordato projesinin oylanması, mahkemece tasdiki ve konkordatonun kısmen veya tamamen feshi ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Ayrıca rehinli alacaklılarla özel yapılandırma, iflastan sonra konkordato ve malvarlığının terki suretiyle konkordato gibi alternatif mekanizmalar açıklanmaktadır. Yargıtayın 2025–2026 tarihli kararları çerçevesinde konkordatonun kötüye kullanılması, dürüstlük ilkesi, mali şeffaflık ve şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğu analiz edilmektedir. İnceleme, borçlular, alacaklılar, bankalar ve şirket yöneticileri için uygulamaya yönelik hukuki değerlendirmeler sunarak konkordatonun alacaklı haklarıyla dengeli, gerçekçi ve sürdürülebilir bir yeniden yapılandırma aracı olarak kullanılmasının önemini ortaya koymaktadır.

Konkordato Şartları Süreç İçtihatlar danışman hukuk bürosu avukat yönetimi Borcunu ödeme zorluğu çeken firma şirket harcı projesi komiseri

Konkordato Nedir? Şartları, Süreç ve İçtihatlar

KISIM I – KONKORDATONUN HUKUKİ VE EKONOMİK ÇERÇEVESİ

1. Giriş: Türkiye’de Konkordato Neden Yeniden Gündemde?

Türkiye’de işletmelerin karşılaştığı finansman güçlükleri, artan işletme sermayesi ihtiyacı, kredi maliyetleri ve tahsilat sorunları, konkordato kurumunun ticari hayattaki önemini artırmaktadır. Özellikle üretim, inşaat, tekstil ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren şirketler bakımından nakit akışının bozulması, yalnızca belirli borçların ödenememesine değil, işletmenin bütün faaliyetlerinin tehlikeye girmesine yol açabilir. Bu koşullarda konkordato, borçlunun ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesine ve alacaklıların haklarının kolektif bir yeniden yapılandırma çerçevesinde korunmasına hizmet edebilir. Bununla birlikte konkordato, her ödeme güçlüğü yaşayan şirket için uygun bir çözüm değildir. İşletmenin faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesi, gerçek varlıkları, gelir kaynakları ve alacaklılara sunulabilecek ödeme teklifi değerlendirilmeden yapılan başvurular, şirketin mali sorunlarını çözmek yerine daha ağır sonuçlara yol açabilir.

2025 ve 2026 yıllarında konkordato kararlarına ilişkin yayımlanan sektörel değerlendirmeler, kurumun ekonomik önemini ortaya koymaktadır. KonkordatoTakip sitesi tarafından yayımlanan değerlendirmelerde 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin geçici mühlet, kesin mühlet, ret, iflas ve tasdik kararları ayrı kategoriler halinde ele alınmıştır. Ancak bu veriler yorumlanırken önemli bir metodolojik ayrım yapılmalıdır: Belirli bir dönemde verilen konkordato kararlarının toplamı, aynı dönemde başvuran benzersiz şirket sayısını göstermez. Bir borçlu hakkında farklı aşamalarda birden fazla karar verilebilir. Bu nedenle karar sayılarından doğrudan konkordatonun başarı veya başarısızlık oranı hesaplanması yanıltıcı olabilir.

Konkordato kurumunun değerlendirilmesinde nicel göstergeler kadar mahkeme uygulaması ve Yargıtay içtihatları da önem taşımaktadır. Özellikle 2025-2026 tarihli kararlar, konkordato korumasının devamı, bankaların alacak hakları ve mühlet sırasında doğan borçlar bakımından dikkat çekici hukuki sorunları gündeme getirmiştir.

2. Konkordato Nedir? Amacı ve Hukuki Niteliği

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, kanuni şartlarla alacaklılarına bir ödeme teklifi sunmasına ve bu teklifin gerekli çoğunlukla kabul edilip mahkemece tasdik edilmesi halinde bağlayıcı sonuçlar doğurmasına imkân sağlayan bir icra ve iflas hukuku kurumudur.

Konkordatonun temel amacı, ödeme güçlüğü yaşayan borçluya yeniden yapılandırma imkânı sağlarken alacaklıların kolektif menfaatlerini korumaktır. Bu mekanizma, borçlunun belirli bir süre hukuki korumadan yararlanmasını, ödeme teklifinin mahkeme ve konkordato komiseri denetiminde değerlendirilmesini ve kanuni şartların gerçekleşmesi halinde tasdik edilmesini öngörmektedir.

Konkordato, borçların kendiliğinden sona erdiği bir hukuki işlem değildir. Borçlunun hangi borçları hangi oranda veya vadede ödeyeceği, konkordato projesinin içeriğine ve tasdik kararının sonuçlarına göre belirlenir.

Konkordato ile iflas arasında da temel farklılıklar bulunmaktadır. İflas, iflasa tabi borçlunun malvarlığının kanuni tasfiye rejimine tabi tutulmasına yol açarken adi konkordato, belirli şartlarla işletmenin faaliyetlerini sürdürerek borçlarını yeniden yapılandırmasına imkân sağlayabilir. Bununla birlikte konkordato, iflasın mutlak alternatifi değildir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması veya kanunda belirtilen diğer şartların gerçekleşmesi halinde iflas kararı gündeme gelebilir.

3. Kimler Konkordato Talep Edebilir?

İcra ve İflas Kanunu‘nun (İİK) 285. maddesine göre, vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu konkordato talep edebilir. Bu düzenleme, konkordato başvurusunu yalnızca ticaret şirketleriyle sınırlandırmamaktadır. Kanuni şartların gerçekleşmesi halinde gerçek kişiler de konkordato talebinde bulunabilir. Bununla birlikte borçlunun hukuki statüsü, özellikle konkordato talebinin reddi halinde iflas kararı verilip verilemeyeceği bakımından önem taşır. Örneğin bir sermaye şirketi ile şirket borçlarına kefil olan gerçek kişinin aynı ekonomik uyuşmazlık içerisinde bulunması, bu kişilerin hukuki statülerinin aynı olduğu anlamına gelmez. Şirket ortaklığı veya kefalet ilişkisi, tek başına gerçek kişiyi iflasa tabi hale getirmez.

İİK m. 285, borçlu hakkında iflas talebinde bulunabilecek alacaklıya da konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteme imkânı tanımaktadır. Dolayısıyla konkordato yalnızca borçlunun başvurabileceği bir mekanizma değildir. Ancak alacaklı tarafından yapılan başvurularda da kanuni şartların ve gerekli usuli yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekir.

4. Konkordato Türleri ve Alternatif Yeniden Yapılandırma Yolları

Türk hukukunda konkordato tek bir yöntemden ibaret değildir. Adi konkordato, borçlunun alacaklılarına belirli bir ödeme planı sunmasına dayanır. Bu plan, borçların belirli bir vadeye yayılmasını, alacak tutarlarında indirim yapılmasını veya her iki yöntemin birlikte kullanılmasını içerebilir. İİK m. 308/h kapsamında rehinli alacaklılarla özel müzakere ve borçların yapılandırılması mümkündür.

İİK m. 309, iflastan sonra konkordatoyu düzenlemektedir. İİK m. 309/a ve devamında ise malvarlığının terki suretiyle konkordato yer almaktadır. Bu yöntem, borçlunun malvarlığının alacaklıların tatmini amacıyla değerlendirilmesine dayanmaktadır.

Ayrıca sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. Bu mekanizmaların hukuki şartları ve ekonomik sonuçları farklıdır. Dolayısıyla borçlunun mali durumuna en uygun yöntemin belirlenmesi, başvuru öncesinde yapılacak hukuki ve mali incelemenin önemli bir parçasıdır.

KISIM II – BAŞVURU VE YARGILAMA SÜRECİ

5. Konkordato Başvurusunun Şartları, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Konkordato başvurusunun maddi temelini, borçlunun mevcut veya muhtemel ödeme güçlüğü oluşturur. Mevcut ödeme güçlüğü, borçlunun vadesi gelmiş borçlarını ödeyememesidir. Muhtemel ödeme güçlüğü ise borçlu henüz bütün yükümlülüklerinde temerrüde düşmemiş olsa bile gelecekteki ödeme yükümlülüklerini yerine getirememe tehlikesi altında bulunmasıdır. Bu nedenle konkordato talep edebilmek için borçlunun mutlaka borca batık olması veya hakkında icra takibi başlatılmış bulunması gerekmez. Ancak ödeme güçlüğünün varlığı, mali verilerle desteklenmelidir. Borçların vade yapısı, nakit akışı, ticari alacakların tahsil edilebilirliği, mevcut varlıklar ve ödeme kaynakları başvuru öncesinde incelenmelidir.

İİK m. 285 uyarınca görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetkili mahkeme bakımından ise borçlunun iflasa tabi olup olmadığına göre ayrım yapılır. İflasa tabi borçlular için İİK m. 154’te öngörülen yetki kuralları, iflasa tabi olmayan borçlular için yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Başvurunun doğru mahkemeye yapılması, gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması ve projenin uygulanabilirliğinin ortaya konulması, konkordato sürecinin başlangıcındaki temel hukuki gerekliliklerdir.

6. Konkordato Başvurusunda Sunulması Gereken Belgeler

İİK m. 286, konkordato talebine eklenmesi gereken temel belgeleri düzenlemektedir. Bunların başında konkordato ön projesi gelir. Ön projede borçların hangi oranda veya vadede ödeneceği, alacaklılardan hangi ölçüde indirim talep edildiği, ödemelerin hangi kaynaklarla gerçekleştirileceği ve işletmenin faaliyetlerine nasıl devam edeceği açıklanmalıdır. Borçlunun mali durumunu gösteren belgeler de başvuruya eklenmelidir. Mali tablolar, ticari defterlere ilişkin bilgiler, malvarlığı kayıtları ve alacak-borç listeleri, borçlunun ekonomik durumunun incelenmesine imkân sağlar. Ayrıca alacaklıları, alacak miktarlarını ve varsa imtiyaz durumlarını gösteren liste hazırlanmalıdır.

Başvuruda, konkordato kapsamında alacaklılara ödenmesi teklif edilen tutarla borçlunun iflası halinde alacaklıların elde edebileceği muhtemel tutarın karşılaştırılması da önem taşır. Kanunda öngörülen şartlar ve istisnalar çerçevesinde, konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği konusunda makul güvence veren bağımsız denetim raporu ve dayanaklarının sunulması gerekir.

Bu belgeler yalnızca şekli bir yükümlülük değildir. Mahkemenin ve komiserin konkordatonun başarı ihtimalini değerlendirmesinin temelini oluştururlar. Özellikle mevcut olmayan stokların veya gerçekleşmesi belirsiz finansman kaynaklarının projede kesin varlık gibi gösterilmesi, projenin güvenilirliğini ve hukuki korumanın devamını tehlikeye sokabilir.

7. Geçici Mühlet: Süresi, Korumaları ve İtirazlar

İİK m. 287 uyarınca mahkeme, gerekli belgelerin eksiksiz bulunduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli tedbirleri alır. Geçici mühletin başlangıç süresi üç aydır. Kanuni şartlarla en fazla iki ay uzatılabilir. Böylece toplam geçici mühlet süresi beş ayı geçemez.

Mahkeme, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığını incelemek üzere geçici konkordato komiseri görevlendirir. İİK m. 288 uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur. Dolayısıyla takip yasakları ve diğer koruyucu hükümler, kural olarak geçici mühlet aşamasında uygulanmaya başlar.

Geçici mühlet kararı ilan edilir ve ilgili kurumlara bildirilir. Alacaklılar, ilandan itibaren yedi günlük kesin süre içerisinde delilleriyle birlikte itiraz ederek konkordato mühleti verilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını ileri sürebilir ve talebin reddini isteyebilirler.

Geçici mühlet kararı, konkordato projesinin kabul veya tasdik edildiği anlamına gelmez. Bu aşama, borçlunun gerçek mali durumunun ve projenin uygulanabilirliğinin incelendiği bir koruma ve değerlendirme dönemidir.

8. Kesin Mühlet, Konkordato Komiseri ve Alacaklılar Kurulu

İİK m. 289 uyarınca konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu anlaşılırsa borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir. Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, kanuni şartlarla altı aya kadar uzatılabilir. Kesin mühletin amacı, konkordato projesinin tamamlanması, alacakların incelenmesi, alacaklıların sürece katılımının sağlanması ve tasdik koşullarının değerlendirilmesidir. Konkordato komiseri bu süreçte merkezi bir rol üstlenir.

İİK m. 290 kapsamında komiser; borçlunun faaliyetlerini gözetir, mali durumunu inceler, konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunur, alacaklıları bilgilendirir ve mahkemeye rapor sunar. Komiserin görevi, her durumda borçlunun yerine geçerek şirketi yönetmek değildir. Borçlunun faaliyetlerine devam etme yetkisi ve komiserin denetim yetkileri, kanun ve mahkeme kararları çerçevesinde belirlenir.

Kanuni şartlara göre alacaklılar kurulu oluşturulması da gündeme gelebilir. Kurul, alacaklıların menfaatlerinin temsil edilmesine ve komiser faaliyetlerinin izlenmesine katkı sağlar.

Kesin mühletin uzatılmasına ilişkin İİK m. 289 düzenlemesi ile tasdik yargılamasının tamamlanmasına ilişkin İİK m. 304 kapsamındaki ek koruma süresi birbirine karıştırılmamalıdır.

9. Konkordato Projesinin Hazırlanması ve Başarı İhtimalinin Değerlendirilmesi

Konkordato projesinin başarısı, borçlunun sunduğu ödeme teklifinin gerçekçi kaynaklara dayanmasına bağlıdır. Bu kaynaklar arasında ticari faaliyetlerden elde edilecek gelirler, mevcut alacakların tahsili, malvarlığı satışları, sermaye katkıları veya yeni finansman imkânları bulunabilir. Ancak henüz gerçekleşmemiş ve hukuki dayanağı belirsiz gelir beklentilerinin kesin ödeme kaynağı olarak gösterilmesi, projenin uygulanabilirliğini zayıflatabilir. Özellikle üretim şirketlerinde makinelerin, stokların, çalışanların ve ticari ilişkilerin korunması önemlidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli kararında, konkordato projesi üretimin devamına ve stokların nakde çevrilmesine dayanmasına rağmen üretimin durması, stokların bulunmaması ve makinelerin bazı parçalarının eksilmesi önemli olgular olarak değerlendirilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, E. 2025/4272, K. 2026/304). Bu karar, başlangıçta uygulanabilir görünen bir projenin, yargılama sırasında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle başarı ihtimalini kaybedebileceğini göstermektedir. Konkordatonun başarı ihtimali yalnızca ilk başvuruda değerlendirilmez. Mühlet boyunca borçlunun gerçek faaliyet durumu, ödeme kaynakları ve komiser denetimine uyumu önemini korur.

10. Konkordato Talebinin Reddi, Kesin Mühletin Kaldırılması ve İflas

Konkordato mühleti verilmesi, borçlunun korumadan koşulsuz biçimde yararlanacağı anlamına gelmez. İİK m. 292, kesin mühlet içerisinde belirli durumların ortaya çıkması halinde konkordato mühletinin kaldırılmasını, talebin reddini ve iflasa tabi borçlular bakımından iflas kararı verilmesini düzenlemektedir. Bu durumlar arasında borçlunun malvarlığının korunması için iflasın gerekli olması, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması, borçlunun İİK m. 297’ye veya komiser talimatlarına aykırı davranması ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket etmesi bulunmaktadır. Ayrıca borca batık olduğu anlaşılan sermaye şirketi veya kooperatifin konkordato talebinden feragat etmesi de kanunda düzenlenen özel durumlardan biridir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16.02.2026 tarihli kararında, şirketlerin faaliyetlerini sürdürmemesi, stok ve makine varlıklarının bulunmaması, mali kayıtlara ulaşılamaması ve ödeme kaynaklarının yetersizliği nedeniyle konkordato taleplerinin reddi ve şirketlerin iflasına ilişkin karar onanmıştır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 16.02.2026, E. 2026/396, K. 2026/554). Benzer şekilde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli kararında, önemli stokların ortadan kalkması, üretimin durması ve komiser denetimine aykırı davranışlar, konkordatonun başarı ihtimali ve iflas koşulları bakımından değerlendirilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, E. 2025/4272, K. 2026/304). Bununla birlikte konkordato talebinin reddi her durumda iflas kararı verilmesini gerektirmez. İflasa tabi olmayan gerçek kişiler bakımından farklı sonuçlar doğabilir. Bu ayrım, özellikle şirketlerle birlikte konkordato talep eden ortaklar ve kefiller bakımından önem taşımaktadır.

KISIM III – KONKORDATO MÜHLETİNİN HUKUKİ ETKİLERİ

11. İcra Takipleri, Hacizler, Rehinler ve Kamu Alacakları

Konkordato mühletinin temel sonuçlarından biri, borçlunun malvarlığının bireysel icra takipleriyle dağılmasının önlenmesidir. İİK m. 294/1 uyarınca mühlet içerisinde, 6183 sayılı Kanun‘a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere, borçlu aleyhine takip yapılamaz ve başlamış takipler durur. Ancak kanunda öngörülen istisnalar saklıdır. İİK m. 206’nın birinci sırasında yer alan imtiyazlı alacaklar bakımından özel takip imkânları bulunmaktadır. Rehinli alacaklar yönünden ise İİK m. 295 uygulanır. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması veya mevcut takibe devam edilmesi belirli şartlarla mümkün olmakla birlikte, kural olarak muhafaza ve satış işlemleri sınırlandırılmıştır. Kanunda, işletmenin faaliyetleri bakımından kullanılmayacak veya değer kaybına uğrayabilecek rehinli mallar için özel istisnalar bulunmaktadır. Kamu alacakları bakımından da takip yasağı ile alacağın konkordato projesinin bağlayıcılığına tabi olup olmadığı birbirinden ayrılmalıdır.

İİK m. 294/3 uyarınca tasdik edilen konkordato projesinde aksine hüküm bulunmadıkça, rehinle temin edilmemiş alacaklara geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesi durur. Bu nedenle alacağın teminat durumu, doğum tarihi ve konkordato projesinin içeriği, faiz hesabı bakımından önem taşır.

12. Sözleşmelere Etkiler ve Ticari Faaliyetlerin Devamı

Konkordato mühleti, borçlunun bütün ticari sözleşmelerini kendiliğinden sona erdirmez. İİK m. 296, işletmenin faaliyetlerinin devamı için önem taşıyan sözleşmeler bakımından özel koruma hükümleri içermektedir. Kanunun öngördüğü kapsamda, borçlunun konkordato talep etmesinin sözleşmeye aykırılık, haklı fesih sebebi veya muacceliyet nedeni sayılmasına ilişkin hükümler uygulanamaz. Ancak bu koruma, borçlunun sözleşmeden kaynaklanan bütün yükümlülüklerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Mühlet sırasında yeni mal veya hizmet teslim edilmesi, devam eden sözleşmelerin ifası ve yeni ödeme yükümlülüklerinin doğması, alacakların hukuki statüsü bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. İİK m. 296, işletmenin faaliyetinin devamını engelleyen ve konkordatonun amacına ulaşmasını aşırı derecede güçleştiren sürekli borç ilişkilerinin, kanuni şartlarla ve mahkeme izniyle sona erdirilmesine de imkân tanımaktadır.

İş sözleşmeleri bakımından ise iş hukuku ile konkordato hükümleri birlikte uygulanır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli kararında, çok sayıda çalışanın komiser onayı olmaksızın işten çıkarılması, üretimin durması ve diğer malvarlığı sorunlarıyla birlikte değerlendirilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, E. 2025/4272, K. 2026/304). Bu karar, konkordato sürecinde işten çıkarmanın her durumda yasak olduğu anlamına gelmez. Ancak işletmenin faaliyet kapasitesini etkileyen önemli yönetim kararlarının konkordato projesiyle ve komiser denetimiyle uyumlu olması gerekir.

13. Borçlunun Tasarruf Yetkisi ve Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğu

Konkordato mühleti verilmesi, borçlunun malvarlığı üzerindeki bütün tasarruf yetkilerini kaybetmesi anlamına gelmez. İİK m. 297 uyarınca borçlu, kural olarak komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Mahkeme, bazı işlemlerin ancak komiser izniyle yapılmasına veya işletmenin faaliyetinin komiser tarafından yürütülmesine karar verebilir. Ayrıca kanunda belirtilen önemli malvarlığı işlemleri bakımından mahkeme izni gerekmektedir. Rehin tesis edilmesi, kefil olunması ve belirli malvarlığı unsurları üzerinde tasarrufta bulunulması gibi işlemlerin geçerliliği, ilgili kanuni sınırlamalara bağlıdır.

Komiserin görüşü ile mahkemenin izni birbirine karıştırılmamalıdır. Kanunen mahkeme izni gereken bir işlemde komiserin olumlu görüşü tek başına yeterli değildir. Şirket yöneticilerinin görevleri de konkordato mühleti boyunca devam eder. Mali kayıtların güvenilirliği, malvarlığının korunması, komiserle iş birliği yapılması ve mahkeme kararlarına uyulması önem taşır. Bununla birlikte konkordato projesinin başarısız olması veya şirketin iflası, yöneticilerin kendiliğinden şahsen sorumlu tutulmasını gerektirmez. Hukuki sorumluluk, ilgili şirketler hukuku ve borçlar hukuku hükümlerine göre ayrıca belirlenir.

14. Banka Kredileri, Çekler, Temlik, Takas ve Mahsup İşlemleri

Konkordato uygulamasında banka kredi ilişkileri, özellikle alacağın doğumu, muacceliyet, hesap kat işlemleri, çeklerin devri ve mahsup bakımından önemli uyuşmazlıklara yol açmaktadır.

Kredi alacağının doğumu ile muacceliyetinin ayrılması: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta, banka tarafından bildirilen 4.851.954,91 TL tutarındaki alacağın 1.999.265,63 TL’lik bölümü kabul edilmiş; kalan 2.852.689,28 TL için çekişmeli alacak davası açılmıştır. Geçici mühlet 6 Aralık 2018 tarihinde verilmiş, banka kredi hesabının kat edilmesine ilişkin bildirim ise 27 Aralık 2018 tarihinde yapılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, kredi alacağının mühlet tarihinde henüz muaccel olmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Yargıtay ise kredi alacağının doğumu ile muacceliyetinin farklı kavramlar olduğunu vurgulamıştır. Mühlet öncesinde doğmuş bir kredi alacağının henüz muaccel olmaması, alacağın konkordato kapsamında çekişmeli alacak olarak ileri sürülmesini kendiliğinden engellemez. Ancak faiz hesabında İİK m. 294/3’ün etkileri dikkate alınmalıdır. Yargıtay, ileri sürülen tutarın tamamının doğrudan kabulüne değil, hukuki ayrımlar gözetilerek yeniden değerlendirme yapılmasına işaret etmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 05.11.2025, E. 2025/3177, K. 2025/3738)

Bankaya devredilen çekler ve gerçek temlik cirosu: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 09.09.2025 tarihli kararında, borçlu şirketin konkordato mühletinden önce müşterilerinden aldığı ileri tarihli çekleri kredi ilişkisi kapsamında bankaya devretmesi incelenmiştir. Banka, mühlet sırasında çek bedellerini tahsil ederek önceden doğmuş ve muaccel hale gelmiş kredi borcuna uygulamıştır. Yargıtay, çeklerin gerçek temlik cirosuyla mühlet öncesinde bankaya devredilmiş olması halinde çekten doğan hakların bankaya geçtiğini ve daha sonraki tahsilatın kendiliğinden konkordato malvarlığına ait sayılamayacağını kabul etmiştir. Kararda, çekin ileri tarihli olmasının tek başına çekten doğan alacağın mühlet sonrasında doğduğu anlamına gelmeyeceği de değerlendirilmiştir.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 09.09.2025, E. 2025/1755, K. 2025/2890)

Gizli rehin cirosu istisnası: Aynı kararda Yargıtay önemli bir ayrım yapmıştır. Çeklerin görünüşte temlik cirosuyla devredilmesine rağmen gerçekte kredi borcunun teminatı olarak verildiği ispatlanırsa, işlemin hukuki sonuçları farklılaşabilir. Bu durumda tahsil edilen çek bedellerinin konkordato komiseri gözetimine iadesi gündeme gelebilir. Dolayısıyla çekin üzerindeki ciro şekli yanında kredi sözleşmesi, teminat belgeleri, tarafların gerçek iradesi ve diğer deliller de değerlendirilmelidir. Bu karar, konkordato mühleti sırasında bankaların gerçekleştirdiği bütün mahsup işlemlerinin hukuka uygun olduğu şeklinde yorumlanamaz. İİK m. 294/4 kapsamında takas hükümleri ile İİK m. 294/6 kapsamında mühlet öncesinde devredilmiş müstakbel alacaklara ilişkin düzenleme ayrıca dikkate alınmalıdır.

15. Konkordato Mühletinde Doğan Yeni Borçlar ve Komiser İzni

Konkordato mühleti sırasında işletmenin faaliyetlerine devam etmesi, yeni sözleşmeler yapılmasını ve yeni borçlar doğmasını gerektirebilir. Ancak mühlet sırasında doğan bütün borçların aynı hukuki statüde olduğu söylenemez.

İİK m. 308/c uyarınca tasdik edilen konkordato, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içerisinde doğan alacaklar bakımından bağlayıcıdır. Komiser izniyle doğan borçlar ise konkordatonun bağlayıcılığı bakımından farklı bir statüye sahiptir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2026 tarihli kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2026 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta, konkordato mühleti içerisindeki bir şirketle ticari satış sözleşmesi yapılmış ve alıcı tarafından 526.320 avro ödeme gerçekleştirilmiştir. Ancak sözleşmeye konu mallar teslim edilmemiştir. Alacaklı, tahkim kararı ve bu kararın Türkiye’de tanınması ve tenfizi sürecinden sonra konkordatonun kısmen feshini talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, mühlet sırasında doğan borcun konkordato kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle alacaklının kısmi fesih davası açmakta hukuki yararı olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ise komiser izni olmaksızın mühlet içinde doğan borçların konkordato kapsamında bulunabileceğini belirterek kararı bozmuştur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 15.04.2025, E. 2025/836, K. 2025/1467). Bölge Adliye Mahkemesinin direnmesi üzerine dosyayı inceleyen Hukuk Genel Kurulu, komiser izni olmaksızın mühlet içerisinde doğan alacakların konkordatonun bağlayıcılığı kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu ayrıca, önemli tutardaki ticari işlemin yalnızca işletmenin olağan faaliyet alanıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle komiser izninden bağımsız biçimde değerlendirilmesinin yeterli olmadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak alacaklının konkordatonun kısmen feshi davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmiş ve direnme kararı bozulmuştur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.03.2026, E. 2026/61, K. 2026/135)

Bu kararın sınırları önemlidir. Hukuk Genel Kurulu, konkordatonun kısmen feshine esastan karar vermemiş; alacaklının dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu belirlemiştir. Ayrıca alacağın konkordato projesine kaydedilmemiş olması, konkordatoya tabi bir alacak bakımından kısmi fesih davası açılmasını kendiliğinden engellemez. Bu içtihat, konkordato mühletindeki şirketlerle özellikle yüksek tutarlı ticari işlemler yapacak üçüncü kişiler bakımından komiser izninin önemini göstermektedir.

KISIM IV – ALACAKLILARIN HAKLARI VE KONKORDATONUN TASDİKİ

16. Alacakların Bildirilmesi, İncelenmesi ve Çekişmeli Alacaklar

İİK m. 299 uyarınca konkordato komiseri, alacaklıları ilan yoluyla alacaklarını bildirmeye davet eder. Alacaklıların, ilandan itibaren on beş gün içerisinde alacaklarını bildirmeleri gerekir. Alacak bildiriminin sözleşme, fatura, teslim belgesi, cari hesap kaydı, kredi sözleşmesi, hesap hareketi ve diğer ilgili delillerle desteklenmesi önemlidir. İİK m. 300 uyarınca komiser, bildirilen alacaklar hakkında borçlunun açıklamalarını alır.

Borçlunun alacağı tamamen veya kısmen kabul etmemesi halinde çekişmeli alacak sorunu ortaya çıkabilir. Çekişmeli alacak, varlığı veya miktarı konusunda uyuşmazlık bulunan alacaktır. Uyuşmazlık, alacağın doğumu, muacceliyeti, faiz hesabı veya teminat durumu konusunda ortaya çıkabilir. İİK m. 302 kapsamında çekişmeli alacakların oylamaya katılıp katılmayacağı ve hangi tutarla dikkate alınacağı mahkeme tarafından değerlendirilebilir. Ancak bu değerlendirme, alacağın maddi hukuk bakımından kesin olarak tespit edildiği anlamına gelmez.

İİK m. 308/b uyarınca alacağı itiraza uğrayan alacaklı, tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içerisinde dava açabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 05.11.2025 tarihli kararı, özellikle banka kredi alacaklarının çekişmeli alacak olarak ileri sürülmesinde alacağın doğumu ile muacceliyetinin birbirinden ayrılması gerektiğini göstermektedir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 05.11.2025, E. 2025/3177, K. 2025/3738). Alacağın bildirilmemesi, alacaklının bazı usuli haklarını etkileyebilir. Ancak bu durum, alacaklının bütün maddi hukuk haklarını kendiliğinden kaybettiği anlamına gelmez.

17. Alacaklılar Toplantısı, Oylama ve Kabul Nisapları

İİK m. 301 kapsamında alacaklılar, konkordato projesini müzakere etmek üzere toplantıya davet edilir. Toplantı, kanunda öngörülen usule göre en az on beş gün önceden ilan edilir. İİK m. 302 uyarınca konkordato projesinin kabulü için iki alternatif çoğunluktan birinin gerçekleşmesi gerekir:

  • Kaydedilmiş alacaklıların yarısını ve alacakların yarısını aşan çoğunluk.
  • Kaydedilmiş alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluk.

Bu çoğunlukların hesaplanmasında yalnızca konkordato projesinden etkilenen ve kanunen oy hakkı bulunan alacaklılar dikkate alınır. İmtiyazlı alacaklar, rehinli alacakların teminatla karşılanan bölümleri ve kanunda belirtilen yakınlık ilişkileri bakımından özel kurallar bulunmaktadır. Çekişmeli veya belirli şartlara bağlı alacakların hesaba katılıp katılmayacağına ve hangi tutarla katılacağına mahkeme karar verir.

Alacaklılar toplantısını izleyen yedi günlük iltihak süresinde konkordato projesine katılım mümkündür. Komiser, bu sürenin tamamlanmasından sonra konkordatonun kabul edilip edilmediğine ve tasdikinin uygun olup olmadığına ilişkin gerekçeli raporunu mahkemeye sunar. Ancak alacaklıların gerekli çoğunlukla projeyi kabul etmeleri, konkordatonun kendiliğinden tasdik edildiği anlamına gelmez.

18. Konkordato Projesinin Mahkemece Tasdiki

İİK m. 305, konkordatonun tasdik edilebilmesi için gerekli koşulları düzenlemektedir. Bu kapsamda adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların elde edebileceği muhtemel tutardan fazla olması gerekir. Teklifin borçlunun kaynaklarıyla orantılı bulunması ve İİK m. 302’deki kabul çoğunluğunun sağlanması da tasdik şartları arasındadır. Ayrıca İİK m. 206’nın birinci sırasındaki imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ile mühlet içerisinde komiser izniyle akdedilmiş borçların ifası bakımından, kanunda öngörülen koşullarla yeterli teminat gösterilmesi gerekir. Tasdik için gerekli yargılama giderleri ve harçlara ilişkin yükümlülükler de yerine getirilmelidir. Mahkeme, komiser raporunu, konkordato projesini, alacaklıların açıklamalarını ve diğer delilleri birlikte değerlendirir. Alacaklıların kabul ettiği bir proje, kanuni tasdik şartlarını karşılamıyorsa tasdik edilmeyebilir. Dolayısıyla konkordatonun tasdiki, yalnızca bir çoğunluk hesabı değil; projenin ekonomik uygulanabilirliği ve kanuni şartlarının birlikte değerlendirildiği bir yargısal denetim sürecidir.

19. Tasdik Kararının Sonuçları, Bağlayıcılığı ve Kanun Yolları

İİK m. 308/c uyarınca tasdik edilen konkordato, kanuni istisnalar saklı kalmak üzere, konkordato talebinden önce veya komiser izni olmaksızın mühlet içerisinde doğan alacaklar bakımından bağlayıcıdır. Bu bağlayıcılık, yalnızca konkordato projesine olumlu oy veren alacaklılarla sınırlı değildir. Projeye karşı oy kullanan veya oylamaya katılmayan alacaklılar da alacaklarının hukuki niteliğine göre tasdik edilen konkordatonun sonuçlarından etkilenebilir. Ancak kanunda belirtilen imtiyazlı alacaklar, rehinli alacakların teminatla karşılanan kısmı ve komiser izniyle mühlet içerisinde doğan borçlar bakımından özel düzenlemeler uygulanır. Konkordatonun tasdikine ilişkin karar ilan edilir ve ilgili yerlere bildirilir.

İİK m. 308/a kapsamında, 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerden sonra ilgili istinaf ve temyiz başvuru süreleri iki haftadır. Borçlu veya konkordato talep eden alacaklı bakımından süre kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar bakımından ise tasdik kararının ilanından itibaren işlemeye başlar. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da kanunda öngörülen iki haftalık temyiz süresi uygulanır. Bu düzenlemeler bakımından 1 Haziran 2024 tarihli geçiş hükmü de dikkate alınmalıdır.

Tasdik edilen konkordatonun uygulanması aşamasında borçlunun ödeme planına uygun davranması gerekir. Aksi halde konkordatonun feshi gündeme gelebilir.

20. Konkordatonun Kısmen ve Tamamen Feshi

İİK m. 308/e, konkordato projesi uyarınca kendisine karşı ifada bulunulmayan alacaklının konkordatoyu kendi bakımından feshettirebilmesini düzenlemektedir. Kısmi fesih, belirli bir alacaklının konkordato karşısındaki hukuki durumuna ilişkin sonuçlar doğurur. İİK m. 308/f ise konkordatonun tasdikinin kötüniyetle sakatlanmış olması halinde tamamen feshedilmesine ilişkin hükümler içermektedir.

Bu iki fesih türü, dava sebebi ve sonuçları bakımından farklıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2026 tarihli kararında, konkordato mühleti sırasında komiser izni olmaksızın doğan bir alacak nedeniyle kısmi fesih davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.03.2026, E. 2026/61, K. 2026/135). Ancak bu karar, kısmi feshin maddi şartlarının gerçekleştiğine ilişkin nihai bir kabul içermemektedir. Öte yandan konkordato mühleti sırasında ortaya çıkan ve İİK m. 292 kapsamında ret veya iflasa yol açabilecek davranışlarla, tasdik edilmiş konkordatonun tamamen feshi için aranan şartlar birbirine karıştırılmamalıdır. Bu nedenle fesih talebinde bulunmadan önce alacağın konkordato kapsamındaki statüsü, borçlunun ödeme yükümlülüğünün muacceliyeti ve ilgili fesih sebebinin kanuni koşulları incelenmelidir.

KISIM V – ÖZEL KONKORDATO TÜRLERİ VE KÖTÜYE KULLANIM

21. Rehinli Alacaklılarla Müzakere ve Özel Yapılandırma

İİK m. 308/h, adi konkordato kapsamında rehinli alacaklılarla özel müzakere yapılmasına imkân tanımaktadır. Borçlu, konkordato ön projesinde belirtmek suretiyle rehinle temin edilmiş borçlarının yeniden yapılandırılmasını talep edebilir. Komiser, kesin mühlet içerisinde rehinli alacaklıları müzakereye davet eder. Müzakerede anapara indirimi, faiz indirimi, vadelendirme veya diğer ödeme teklifleri ele alınabilir.

İİK m. 308/h uyarınca, müzakerede ve bunu izleyen yedi günlük iltihak süresinde rehinli alacaklıların alacak miktarı itibarıyla üçte ikiyi aşan çoğunluğuyla anlaşmaya varılması özel hukuki sonuçlar doğurur. Kanunda, bu çoğunluk sağlandığında anlaşmaya katılmayan rehinli alacaklıların hangi şartlarla ödeme planına tabi tutulabileceği de düzenlenmiştir. Mahkeme, gerekli çoğunluğun gerçekleşip gerçekleşmediğini ve anlaşmaya katılmayan rehinli alacaklılar bakımından hazırlanan ödeme planının kanuni şartlara uygunluğunu inceler. Bu mekanizma, özellikle taşınmaz ipotekleri veya üretim makineleri üzerinde rehin bulunan işletmeler bakımından önemlidir. Ancak her banka alacağı rehinli alacak değildir. Teminatın türü, hukuki geçerliliği ve alacağı hangi ölçüde karşıladığı ayrıca değerlendirilmelidir.

22. İflastan Sonra Konkordato ve Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato

İİK m. 309, iflasın açılmasından sonra konkordato teklif edilmesine imkân tanımaktadır. Bu mekanizma, iflas tasfiyesi devam ederken kanuni şartlarla alacaklılara bir konkordato teklifinin sunulmasını mümkün kılar. Ancak iflastan sonra konkordato, iflas öncesindeki adi konkordatodan farklı usuli ve hukuki sonuçlara sahiptir.

İİK m. 309/a ve devamında düzenlenen malvarlığının terki suretiyle konkordato ise borçlunun malvarlığının alacaklıların tatmini amacıyla değerlendirilmesine dayanmaktadır. Bu yöntemde borçlunun gelecekteki faaliyetlerinden elde edeceği gelirlerden ziyade, malvarlığının tasfiyesi veya kanunda öngörülen başka yöntemlerle değerlendirilmesi ön plana çıkar.

Malvarlığının terki suretiyle konkordato, borçlunun önemli varlıklarını alacaklıların zararına ortadan kaldırdıktan sonra kalan düşük değerli varlıklarını teklif ederek borçlarından kurtulabileceği bir yöntem değildir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli kararında, konkordato talep eden şirketin önemli stoklarının ortadan kalkması, üretim makinelerinin parçalarının eksilmesi ve faaliyetlerinin durması sonrasında adi konkordato talebini malvarlığının terki suretiyle konkordatoya dönüştürme girişimi değerlendirilmiştir. Yargıtay, somut olayda değişiklik talebinin kötüniyetli bulunmasını uygun görmüştür (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, E. 2025/4272, K. 2026/304). Ancak karar, konkordato türünün değiştirilmesinin her durumda yasak olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Belirleyici olan, değişiklik talebinin usuli şartlara ve dürüstlük ilkesine uygun olup olmadığıdır.

23. Konkordatonun Kötüye Kullanılması, Dürüstlük İlkesi ve Hukuki Sorumluluk

Konkordato başvurusunda bulunmak, kanunda öngörülen koşullarla kullanılabilecek meşru bir haktır. Ancak konkordato koruması, borçlunun alacaklılardan mal kaçırması, gerçeğe aykırı mali bilgiler sunması veya alacaklıların haklarını kötüniyetli biçimde sınırlandırması için kullanılamaz.

Konkordato sürecinde dürüstlük ilkesi, mali şeffaflık ve malvarlığının korunması önem taşır. Özellikle stokların, makinelerin, ticari alacakların ve diğer önemli varlıkların açıklanamayan biçimde ortadan kalkması, konkordatonun başarı ihtimalini ve borçlunun kanuni yükümlülüklere uyumunu tartışmalı hale getirebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli kararında, yaklaşık 100 milyon TL değerinde olduğu belirtilen stokların bulunmaması, makinelerin bazı parçalarının eksilmesi ve üretimin durması gibi olgular değerlendirilmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, E. 2025/4272, K. 2026/304). Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 16.02.2026 tarihli kararında ise şirket faaliyetlerinin durması, mali kayıtların temin edilememesi ve gerçekçi ödeme kaynaklarının bulunmaması konkordatonun başarı ihtimali bakımından önem taşımıştır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 16.02.2026, E. 2026/396, K. 2026/554).

Bununla birlikte konkordato projesinin başarısız olması, tek başına borçlunun kötüniyetli hareket ettiğini veya suç işlediğini göstermez. Şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğu, ilgili şirketler hukuku ve borçlar hukuku hükümlerine göre; cezai sorumluluk ise uygulanabilir suç tiplerinin maddi ve manevi unsurlarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Konkordato hukukundaki kötüniyet değerlendirmesi ile ceza hukukundaki suç ve kusur değerlendirmesi birbirinden ayrılmalıdır.

KISIM VI – UYGULAMA VE SONUÇ

24. Borçlular, Şirket Yöneticileri, Alacaklılar ve Bankalar İçin Uygulama Rehberi

Konkordato sürecinde izlenecek hukuki yol, tarafların konumuna ve yargılamanın bulunduğu aşamaya göre değişir.

Konkordato başvurusu yapmayı değerlendiren şirketler bakımından öncelikli mesele, işletmenin gerçek mali durumunun belirlenmesidir. Borçların vade yapısı, nakit akışı, ticari alacaklar, mevcut teminatlar, devam eden sözleşmeler ve faaliyet kapasitesi birlikte incelenmelidir. Başvurunun amacı yalnızca geçici mühlet elde etmek olmamalıdır. Şirket, alacaklılarına karşı uygulanabilir bir ödeme planı sunabilmelidir.

Şirket yöneticileri bakımından malvarlığının korunması, mali kayıtların güvenilirliği, komiserin denetimine uyum ve mahkeme kararlarına uygun davranılması önem taşır. Özellikle önemli varlıkların elden çıkarılması, rehin tesis edilmesi, kefalet verilmesi ve işletmenin faaliyet kapasitesini etkileyen işlemler bakımından kanuni izin rejimi dikkate alınmalıdır.

Alacaklılar bakımından konkordato ilanlarının takip edilmesi, alacakların süresinde bildirilmesi ve alacağın hukuki niteliğinin belirlenmesi önemlidir. Alacakların bildirilmesi için İİK m. 299’da öngörülen on beş günlük süre, çekişmeli alacak davası için İİK m. 308/b’de düzenlenen bir aylık süre ve tasdik kararına karşı kanun yolu süreleri özellikle dikkate alınmalıdır.

Rehinli alacaklılar bakımından teminatların hukuki geçerliliği, değeri ve alacağı hangi ölçüde karşıladığı incelenmelidir.

Bankalar ve finans kuruluşları bakımından kredi alacağının doğum tarihi, muacceliyet, hesap kat işlemleri, teminatların niteliği ve çeklerin hangi hukuki amaçla devredildiği önem taşır.

Konkordato mühletindeki şirketlerle ticaret yapan üçüncü kişiler ise özellikle yeni sözleşmelerden doğan alacakların konkordato karşısındaki statüsünü ve komiser izninin gerekip gerekmediğini değerlendirmelidir.

Bu nedenle konkordato sürecindeki hukuki danışmanlık, yalnızca başvuru dilekçesinin hazırlanmasıyla sınırlı görülmemelidir. Başvurudan tasdik sonrasındaki ödeme yükümlülüklerine kadar bütün aşamalar birlikte ele alınmalıdır.

25. Konkordato Hakkında Sık Sorulan Sorular

Konkordato nedir? Konkordato, ödeme güçlüğü yaşayan veya ödeme güçlüğü tehlikesi altında bulunan borçlunun, kanuni şartlarla alacaklılarına bir ödeme planı sunmasına ve bu planın mahkemece tasdik edilmesi halinde bağlayıcı sonuçlar doğurmasına imkân sağlayan hukuki mekanizmadır.

Konkordato yalnızca şirketler için midir? Hayır. İİK m. 285, konkordato talep hakkını yalnızca ticaret şirketleriyle sınırlandırmamaktadır.

Konkordato ilan eden şirket faaliyetlerine devam edebilir mi? Evet. Borçlu, kanuni sınırlamalar ve mahkeme kararları çerçevesinde komiserin nezareti altında faaliyetlerine devam edebilir.

Konkordato bütün icra takiplerini durdurur mu? Konkordato mühleti önemli takip yasakları doğurur. Ancak imtiyazlı ve rehinli alacaklar bakımından özel düzenlemeler bulunmaktadır.

Konkordato vergi borçlarını da kapsar mı? Konkordato mühletindeki takip yasağı, 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipleri de kapsar. Ancak kamu alacaklarının tasdik edilen konkordatonun bağlayıcılığı karşısındaki durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Konkordato mühleti ne kadar sürer? Geçici mühlet üç ay olup en fazla iki ay uzatılabilir. Kesin mühlet bir yıl olup özel koşullarda altı aya kadar uzatılabilir. Tasdik yargılamasına ilişkin İİK m. 304 düzenlemesi ayrıca dikkate alınmalıdır.

Konkordato başvurusu borçları ortadan kaldırır mı? Hayır. Başvuru veya mühlet kararı, borçların kendiliğinden sona ermesini sağlamaz.

Konkordato mühletindeki şirkete yeni mal satılabilir mi? Evet. Ancak yeni sözleşmeden doğan alacağın konkordato karşısındaki hukuki durumu ve komiser izninin gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

Bankalar konkordato mühletinde kredi alacaklarını tahsil edebilir mi? Bütün kredi ilişkileri için geçerli tek bir cevap bulunmamaktadır. Alacağın doğumu, muacceliyet, teminat durumu ve ilgili konkordato hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Konkordato öncesinde bankaya verilen çekler geri alınabilir mi? Çekin gerçek temlik cirosuyla mı, yoksa gerçekte teminat amacıyla mı devredildiği önemlidir. Bu iki durumun hukuki sonuçları farklı olabilir.

Alacaklılar alacaklarını ne kadar sürede bildirmelidir? İİK m. 299 uyarınca komiserin ilanından itibaren on beş gün içerisinde bildirmelidir.

Alacağını bildirmeyen alacaklı hakkını tamamen kaybeder mi? Hayır. Ancak alacak bildiriminin yapılmaması bazı usuli hakları etkileyebilir ve tasdik edilen konkordatonun bağlayıcılığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Konkordato projesinin kabulü için hangi çoğunluk gerekir? İİK m. 302’de, alacaklı sayısı ve alacak miktarı birlikte dikkate alınarak hesaplanan iki alternatif çoğunluk düzenlenmiştir.

Alacaklıların kabul ettiği konkordato mutlaka tasdik edilir mi? Hayır. İİK m. 305’teki diğer tasdik şartlarının da gerçekleşmesi gerekir.

Konkordato talebi reddedilirse şirket mutlaka iflas eder mi? Hayır. İflas kararı verilip verilemeyeceği, borçlunun iflasa tabi olup olmadığına ve kanuni şartlara bağlıdır.

Şirket ortakları konkordato talep edebilir mi? Ortaklar, kendi borçları ve mali durumları bakımından kanuni şartların gerçekleşmesi halinde konkordato talep edebilir. Şirket ortağı olmak, tek başına tacir sıfatı kazandırmaz.

Konkordato komiserinin izni neden önemlidir? Özellikle mühlet sırasında doğan yeni borçların tasdik edilen konkordatonun bağlayıcılığına tabi olup olmayacağının belirlenmesinde önem taşır.

Tasdik edilen konkordato sonradan feshedilebilir mi? Evet. İİK m. 308/e ve 308/f kapsamında, kanuni şartlarla konkordatonun kısmen veya tamamen feshi mümkündür.

Konkordato başvurusunda bulunmak suç mudur? Hayır. Konkordato başvurusu meşru bir hukuki haktır. Ancak süreçte gerçekleştirilen belirli fiiller, ilgili suç tiplerinin kanuni unsurları gerçekleşirse cezai sorumluluk doğurabilir.

26. Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

Konkordato, Türk hukukunda ödeme güçlüğü yaşayan borçluların mali durumlarını yeniden yapılandırabilmelerine ve alacaklıların haklarının kolektif biçimde korunmasına hizmet eden önemli bir kurumdur. İİK m. 285 ve devamındaki düzenlemeler, konkordatonun yalnızca borçluya hukuki koruma sağlayan bir mekanizma olmadığını; aynı zamanda alacaklıların menfaatlerini gözeten, mahkeme denetimine tabi ve belirli usuli güvenceler içeren bir süreç olduğunu göstermektedir.

Konkordatonun başarıya ulaşması, borçlunun gerçek mali durumunun ortaya konulmasına, uygulanabilir bir ödeme planının hazırlanmasına, işletmenin faaliyet kapasitesinin korunmasına ve kanuni yükümlülüklere uyulmasına bağlıdır.

2025-2026 tarihli Yargıtay kararları, konkordato uygulamasında üç temel hukuki meseleyi öne çıkarmaktadır. Birincisi, konkordato korumasının devamı gerçek ekonomik koşullara bağlıdır. Borçlunun faaliyetlerini durdurması, malvarlığını kaybetmesi veya uygulanabilir ödeme kaynağı sunamaması, konkordatonun başarı ihtimalinin ortadan kalkmasına yol açabilir. İkincisi, konkordato mühletindeki ticari işlemlerin sonuçları, işlemlerin gerçek hukuki niteliğine göre belirlenmelidir. Kredi alacağının doğumu ile muacceliyeti, çeklerin temlik veya teminat amacıyla devredilmesi ve takas-mahsup işlemleri birbirinden farklı hukuki meselelerdir. Üçüncüsü, mühlet sırasında doğan yeni borçların hukuki statüsünde komiser izni özel önem taşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2026 tarihli kararı, komiser izni olmaksızın doğan alacakların konkordatonun bağlayıcılığı kapsamında bulunabileceğini ve ilgili alacaklının kısmi fesih davası açmakta hukuki yararının bulunabileceğini göstermektedir. Bu içtihatlar, konkordato hukukunun yalnızca başvuru ve tasdik koşullarından ibaret olmadığını ortaya koymaktadır.

Konkordato sürecindeki her aşama, borçlu, alacaklı, banka, ticari sözleşme tarafı ve şirket yöneticisi bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle konkordato başvurularının hazırlanması, alacaklıların haklarının korunması ve tasdik edilmiş konkordatonun uygulanması süreçlerinde ilgili mevzuat ile güncel yargı içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak konkordato, borçlarını ödeyemeyen şirketler için koşulsuz bir borçtan kurtulma yöntemi değil; gerçekçi bir ödeme planı, hukuki denetim, mali şeffaflık ve alacaklıların korunması esaslarına dayanan kolektif bir yeniden yapılandırma mekanizmasıdır. Bu mekanizmanın doğru kullanılması, ekonomik faaliyetlerini sürdürebilecek işletmelerin yeniden yapılandırılmasına katkı sağlayabilir. Buna karşılık konkordatonun kötüye kullanılması veya başarı ihtimali bulunmayan projelerin sürdürülmesi, hem alacaklıların haklarını hem de konkordato kurumuna duyulan güveni zedeleyebilir.

/ Görüşler / Düşünceler, Görüşler / Düşünceler, Ticaret Hukuku / Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Comments

No comments yet.

Send Comment