İdari ve Adli Vergi Suçları ve Cezaları

Vergi hukuku alanında deneyimli avukatlarımızla vergi hukuku uyuşmazlıklarının öncelikle idare nezdinde uzlaşma yoluyla çözülmesi, uzlaşma temin edilememesi halinde vergi mahkemelerinde dava açılması, vergi suçlarına ilişkin savcılıklarca yürütülen suç soruşturması ve ceza mahkemelerinde açılan ceza davalarının takibi, vergi borcunu sona erdirme başta olmak üzere tüm vergi hukuku konularında danışmanlık ve dava avukatlığı hizmeti vermekteyiz.

vergi suç ve cezaları

İdari ve Adli Vergi Suçları ve Cezaları

Devlet ile gerçek veya tüzel kişi vergi mükellefleri arasında borç-alacak ilişkisine dair mali düzenlemeler, mevzuatımızda önemli bir yere sahiptir. Vergi ödevinin niteliğine, vergi borcunun doğmasına ve sona ermesine, vergi ödevine aykırılığın sonuçlarına ve vergi alandaki uyuşmazlıkların çözümlenmesine ilişkin esas ve usule ilişkin kurallar bütünü, vergi hukuku olarak adlandırılmaktadır.  

Vergi Usul Kanunu’nda vergi ödevi ilişkisine dair ilkeler yanında, vergi kabahatleri ile vergi ceza hukukuna dair kurallar da yer almaktadır. Türk Vergi Hukuku Sisteminde Hazine zararına yol açan fiiller “vergisel kabahatler” olarak tanımlanmış ve karşılığında idari para cezası yaptırımı öngörülmüştür. Vergi ziyaı ve usulsüzlük bu kabahatlerin uygulamada en sık rastlanan örneklerindendir. Vergi Usul Kanunu dışında, Katma Değer Vergisi Kanunu, Özel Tüketim Vergisi Kanunu gibi bazı kanunlarda da vergisel kabahatlere yer verildiği görülmektedir.

Vergi kanunlarının ihlalini oluşturan ve kamu düzenini ağır şekilde sarsan, vergi kayıt sistemini bozucu nitelikteki fiiller ise ülkemizde “vergi suçu” olarak tanımlanarak hürriyeti bağlayıcı ceza yaptırımına bağlanmıştır. Vergi kaçakçılığı suçları olarak adlandırılan ve uygulamada sahte (naylon) veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (fatura) düzenlemek ve/ veya kullanmak olarak bilinen fiil bu suçun en sık rastlanan işleniş biçimidir.  Kurumlar Vergisi Kanununda yer verilen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımının yasaklanması da özellikle grup şirketleri ile ticari ilişkilerde ve uluslararası ticaret kapsamında karşılaşılan vergi hukuku uyuşmazlıklarının başında gelmektedir.

Vergi cezalarının ortadan kalkmasını sağlayabilecek en önemli müessese; vergi uyuşmazlıklarının yargı yoluyla çözümlenmesi sürecidir.  İdari yargı içinde yer alan vergi mahkemelerinde dava açılması suretiyle hem tahakkuk edebilecek verginin hem de cezalarının ortadan kaldırılabilmesi önemli bir hukuki yol olarak tercih edilebilecektir.  Öte yandan, ceza mahkemelerinde görülen vergi ceza davalarında ise, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin, ceza hukukunun maddi gerçeğin araştırılması ilkesi ile Vergi Usul Kanunundaki esaslar çerçevesinde ortaya konulabilmesi, yatırımcıların korunması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi bakımından özel bir önem taşımaktadır.  

Vergi suçları, “idari vergi suçları” ve “adli vergi suçları” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Her iki vergi suçuna da uygulanacak cezalar, sadece cezalandırılan kişi kusurlu olduğunda uygulanmalı, orantısız ve gereğinden ağır olmamalı ve adil yargılanma ilkelerine aykırı biçimde uygulanmamalıdır.

1- İdari Vergi Suçları

Bir yargısal karara ihtiyaç duyulmadan İdare tarafından uygulanan vergi cezaları gerektiren fiiller, idari kabahat olup verilen cezalar idari yaptırım niteliği taşır. Bu cezaların iptaline yönelik davaların idari yargıda vergi mahkemelerinde açılması gerekir. Bu tip idari vergi suçları daha çok zarar kabahati ve tehlike kabahati niteliği taşır. Zarar kabahati, vergi zıyaına (kaybına) neden olan ve neden olabilecek vergi kanunlarına aykırı davranışlardır. Tehlike kabahati ise hazinenin ileride karşılaşabileceği bir kaybın yani zararının önlenmesini amaçlar.

İdari vergi cezaları; özünde “vergi ödevinin” yerine getirilmemesine dayanan davranışların sonuçlarını yaptırıma bağlamaktadır. Vergi idaresi tarafından uygulanan idari vergi cezaların ağırlıklı olarak yaptırımı para cezasıdır. Bu cezalar, idare tarafından ve idare hukuku usullerine göre uygulanır. VUK’ a göre idari nitelikli suçlar;

  • Vergi ziyaı,
  • Usulsüzlük,
  • Özel usulsüzlük,
  • Bilgi vermekten çekinme ile 256, 257 ve VUK Mük.md. 257 hükmüne uymama,

olarak belirlenmiştir. Sayılan idari nitelikli suçlar, tek tek inceleme konusu yapılacaktır.

1.1. Vergi Ziyaı Suçu ve Cezası

Vergi ziyaı; mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder. (VUK md.341/1)  

Vergi ile ilgili ödevlerin zamanında yerine getirilmemesi ya da eksik getirilmesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi, suçun maddi unsurunu oluşturur. Vergi ödevini yerine getirmeme, olumsuz bir hareketi, yapmamayı ifade eder. Olumsuz hareketlerin sonucunda vergi ziyaı oluşuyorsa netice gerçekleşmiştir. Vergi ödevini eksik yerine getirme veya getirmeme sonucunda vergi ziyaı gerçekleşmişse uygun illiyet bağı vardır.

Vergi ziyaı olumsuz bir hareketle (yapmama ya da eksik yapma) ile gerçekleşeceği için, vergilendirme ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi, ihmal niteliğinde kusurdur.

Vergi ziyaı suçunun yaptırımı, ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir. Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır. (VUK md. 344/1 ve md. 344/2)

1.2. Usulsüzlük Suçu ve Cezası

Usulsüzlük, vergi kanunlarının şekle ve usule mütaallik hükümlerine riayet edilmemesidir. Usulsüzlük suçunu oluşması için vergi kaybının gerçekleşmesi gerekmez, bu suç bir tehlike suçudur.

Usulsüzlükler, birinci ve ikinci derece usulsüzlükler olmak üzere ikiye ayrılır ve VUK’a bağlı cetvele göre cezalandırılır. (VUK md. 352)

Birinci Derece Usulsüzlükler;

  • Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması,
  • VUK’na göre tutulması mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması,
  • Defter kayıtlarının ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz veya karışık olması,
  • Çiftçiler tarafından 245 inci madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davete müddetinde icabet edilmemesi,
  • VUK’nun kayıt nizamına ait hükümlerine (Madde 215 – 219) uyulmamış olması (Her incelemede inceleme tarihine kadar aynı takvim yılı için tespit edilen usulsüzlükler tek fiil sayılır),
  • İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi,
  • Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin yaptırılmamış olması (Kanuni sürenin sonundan başlıyarak 1 ay geçtikten sonra tasdik ettirilenler, tasdik ettirilmemiş sayılır.),
  • Diğer ücretler üzerinden alınan Gelir Vergisinde, tarh zamanı geçtiği halde verginin tarh ettirilmemiş olması,
  • Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin 342 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde verilmiş olması.

olarak belirlenmiştir.

İkinci Derece Usulsüzlükler;

  • Veraset ve intikal Vergisi Beyannamelerinin süresinin sonundan başlayarak 342 nci maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen süre içinde verilmiş olması,
  • Ekim ve sayım beyanlarının süresi içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru bir şekilde yapılmaması,
  • Vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında yapılmamış olması (işe başlamayı bildirmek hariç),
  • Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak 15 gün geçtiği halde alınmamış olması,
  • Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış olması,
  • Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli şekil ve muhteviyatı ve ekleri ile bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere ilişkin hükümlere uyulmamış olması,
  • Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi.

olarak belirlenmiştir.

Usulsüzlük fiillerinin cezaları VUK’ a bağlı cetveller ile belirlenmiştir. Cumhurbaşkanı’na kanuna bağlı cetvellerde tespit edilen had ve miktarlarda – öngörülen sınırlarda- değişiklik yapma yetkisi verilmiştir. (VUK mük. md.414)

1.3. Özel Usulsüzlük Suçu ve Cezası

VUK 353. maddesinde “fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması ile diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması” şeklinde özel usulsüzlük suçu düzenlenmiştir. Bu suçun odak kavramı “fatura” olup fatura dışındaki diğer dokümanlar “benzeri evrak” kavramı içinde değerlendirilebilir. Suç, “verilmeme ve alınmama” ile “diğer şekil ve usul hükümlerine uyulmaması ” ile oluşur.

Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması, düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi, bu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlenmesi ya da VUK’nun 227 nci ve 231 inci maddelerine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için 240 (350) Türk lirasından aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı 120.000 (180.000) Türk lirasını geçemez.

Elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekenler de dâhil olmak üzere, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin; düzenlenmediğinin, kullanılmadığının, bulundurulmadığının, düzenlenen belgelerin aslı ile örneğinde farklı meblağlara yer verildiğinin, gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin veya elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekirken Maliye Bakanlığınca belirlenen zorunlu haller hariç olmak üzere kâğıt olarak düzenlendiğinin tespiti ya da bu belgelerin bu Kanunun 227 nci maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılması halinde, her bir belge için 240 (350) Türk lirası özel usulsüzlük cezası kesilir.

VUK 232 nci maddenin birinci fıkrasının 1 ila 5 numaralı bentlerinde sayılanlar dışında kalan kişilerin fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu, perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini almadıklarının tespit edilmesi halinde bunlara bu maddenin 2 numaralı bendinde belirtilen cezanın beşte biri kadar özel usulsüzlük cezası kesilir.

Günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve hasılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen defterlerin; işyerinde bulundurulmaması, bu defterlere yazılması gereken işlemlerin günü gününe deftere kayıt edilmemesi veya yoklama ve incelemeye yetkili olanlara istendiğinde ibraz edilmemesi halleri ile vergi kanunlarının uygulanması bakımından levha bulundurma veya asma zorunluluğu bulunan mükelleflerin bu zorunluluğa uymamaları halinde her tespit için 10.000.000 (350 TL) lira özel usulsüzlük cezası kesilir.

VUK’na göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali tablolara ilişkin usul ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programlarının üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uymayanlara 250.000.000 (8.500 TL) lira özel usulsüzlük cezası kesilir.

VUK’nun 8 inci maddesinin son fıkrası uyarınca getirilen mecburiyete uymaksızın işlem yapanlara her bir işlem için 10.000.000 (420 TL) lira özel usulsüzlük cezası kesilir.

Belge basımı ile ilgili bildirim görevini tamamen veya kısmen yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine 75.000.000 (1.300 TL) lira özel usulsüzlük cezası kesilir.

4358 sayılı Kanun uyarınca işlemlerinde vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlardan yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri Maliye Bakanlığının belirleyeceği standartlarda, araçlarla (yazı, manyetik ortam, disket, mikrofilm, mikro fiş gibi) ve zamanlarda yerine getirmeyenler hakkında 75.000.000 (1.800 TL) lira özel usulsüzlük cezası kesilir.

VUK’nun 127 nci maddesinin (d) bendi uyarınca Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen durmayan aracın sahibi adına 75.000.000 (1.300 TL) lira özel usulsüzlük cezası kesilir.

1.4. Bilgi Vermekten Kaçınma Suçu ve Cezası

VUK’nun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci maddesi ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlar (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil)” bilgi vermekten kaçınma suçunu” işlemiş olur. (VUK Mük. 355. md)  Bu suçun oluşması durumunda maddede öngörülen meslek grupları/kişiler için maddede öngörülen miktarlarda özel usulsüzlük cezası kesilir. Bu suçu, Maliye Bakanlığı’nın bilgi istemesi halinde bilgi vermekten kaçınılması durumunda oluşur.

2. Adli Vergi Suçları

Adli (yargısal) vergi suçları ise, suçun tanımı ve verilecek ceza miktarı vergi usul kanununda yer almakla birlikte ceza verilmesi ve yaptırım uygulanması adli yargıda ceza mahkemesi alanına giren suçlardır. Bu suçların hukuki konuları, sosyal düzeni bozucu amaçları ve yargılama usulü bakımından diğer ceza hukuku kapsamana giren suçlardan farkları yoktur.

Adli vergi suçlarının yaptırımı, hürriyeti bağlayıcı cezalardır. Bu cezalar, sadece mahkemeler tarafından verilebilir. Hapis cezası gerektiren eylemlere, eylemin niteliğine göre ilgili ceza mahkemelerinde bakılır. Adli vergi suçları kategorisinde yer alan suçlar:

  • Vergi kaçakçılığı,
  • Vergi mahremiyetini ihlal,
  • Vergi memurunun mükellefin özel işlerini yapması,

olarak belirlenmiştir.

2.1. Vergi Kaçakçılığı Suçu ve Cezası

Vergi kaçakçılığı suçları ve cezaları, VUK md. 359’da düzenlenmiştir. Yasa metnine detaylı incelendiğinde bu suçun üç farkı türünün düzenleme konusu yapıldığı görülmektedir. Suçun birinci ve ikinci türü, özü itibariyle sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge üzerine kurulmuştur. Üçüncü türü ise belge basımına ilişkindir.

Vergi kaçakçılığı suçunun birinci türünde; vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan; (1) defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler, (2) defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu suçun uygulamasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.

Vergi kaçakçılığı suçunun ikinci türünde; vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.

Vergi kaçakçılığı suçunun üçüncü türünde; VUK hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Vergi kaçakçılığı suçlarında yasa koyucu bilme ve istemeye dayalı genel kastın varlığını yeterli görmüştür. Genel kast, failin vergi kanunlarına aykırı hareket ettiğini bilmesi ve istemesi olarak anlaşılmalıdır. Vergi kaçakçılığı suçunun birinci ve ikinci türünde suçun oluşması için genel kast yeterlidir. Ancak, vergi kaçakçılığı suçunun üçüncü türünde “bilerek kullananlar” ifadesi kullanılmış olması, suçun bu türünün özel kast ile işlenebileceğini göstermektedir. Vergi kaçakçılığı suçlarının taksirle işlenebilmesi mümkün değildir.

2.2. Vergi Mahremiyetini İhlal Suçu ve Cezası

Vergi mahremiyetini ihlal suçu, ancak vergi mahremiyetine uymaya mecbur olan kimselerce işlenebilir. (VUK md.362) Bu suçu işleyebilecek kişiler; (1) vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar (2) vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olanlar, (3) vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler, (4) vergi işlerinde kullanılan bilirkişilerdir. Belirtilen kişiler belirtilen görevlerinden ayrılsalar dahi bu suçu işleyebilirler.

Belirtilen kişiler görevleri dolayısıyla, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa etmeleri veya kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanmaları halinde vergi mahremiyetini ihlal suçu oluşur.  

Vergi mahremiyetini ihlal suçu, meslek sırrının ifşası suçu olup bu suç ile, TCK md.239’da düzenlenen ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması suçu arasında bağlantı kurulmuştur. Vergi mahremiyetini ihlal suçunun cezası, Türk Ceza Kanununun 239. maddesi hükümlerine belirlenmektedir. Buna göre; sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf oldukları sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikayet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi halinde de aynı cezaya hükmolunur. Vergi sırları, Türkiye’de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklandığı takdirde, faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. Bu halde şikayet koşulu aranmaz. Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi bu suç kapsamına giren bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

2.3. Mükellefin Özel İşlerini Yapma Suçu ve Cezası

Mükellefin özel işlerini yapma suçu, mükelleflerin vergi kanunlarının uygulanması ile ilgili hesap, yazı ve sair özel işlerini yapmaları yasak edilen memurlar tarafından işlenebilen özgü bir suçtur.(VUK md.363) Mükelleflerin özel işlerini yapmaları yasaklanan memurlar; vergi muameleleri ve incelemeleri ile vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olanlardır.(VUK md.6/2)

Yasa koyucu belirtilen kişilerin mükelleflerin özel işlerini yapmalarını, memuriyetin kötüye kullanılması olarak değerlendirmiştir. Bu suç, TCK md.257’de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçuyla ilişkilendirilmiş ve cezası TCK 257. maddeye gönderme yapılarak belirlenmiştir. Buna göre; mükellefin özel işlerini yapma suçu işleyen kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

3. Vergi Suçunu Kaldıran Haller

 3.1. Yanılma

Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları veya bir hükmün uygulanma tarzına ilişkin bir içtihadın değişmiş olması halinde vergi cezası kesilmez ve gecikme faizi hesaplanmaz. Bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların genel tebliğ veya sirkülerde değişiklik yapmak suretiyle görüş ve kanaatini değiştirmesi halinde, oluşan yeni görüş ve kanaate ilişkin genel tebliğ veya sirküler yayımlandığı tarihten itibaren geçerli olup, geriye dönük olarak uygulanamaz. Şu kadar ki, bu hüküm yargı mercileri tarafından iptal edilen genel tebliğ ve sirküler hakkında uygulanmaz.(VUK Madde 369)

Mükellefler, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilir. Gelir İdaresi Başkanlığı, kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilir. (VUK Madde 413)

3.2. Mücbir Sebep

VUK’da yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.” (VUK md373)

4. Vergi Cezasını Kaldıran Haller

 4.1. Ödeme

Vergi cezalarına karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği tarihten; cezaya karşı dava açılmışsa, vergi mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye tebliğ tarihinden; başlayarak bir ay içinde vergi cezası ödenir. (VUK Madde 368)

4.2. Ölüm

 Ölüm halinde vergi cezası düşer. (VUK md372)

4.3. Zamanaşımı

Kanunda belirlenen zamanaşımı süreleri geçtikten sonra vergi cezası kesilmez. Zamanaşımı süreleri, farklı suçlar için farklı süreler olarak düzenlenmiştir. Buna göre; vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak 5 yıl (114. maddenin ikinci fıkrası hükmü ceza zamanaşımı için de geçerlidir.); özel usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak 2 yıl; ancak vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir. Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur.” (AATUHK Madde 102): “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. (VUK md374)

4.4. Vergi Cezalarında Hata Düzeltme

Vergi cezalarında yapılan hatalar, VUK’nda vergi hataları için belli edilen usul ve şartlara göre düzeltilir.(VUK md.375)

4.5. Uzlaşma

Tarhiyat öncesi uzlaşma; vergi ziyaı cezası, genel usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında mümkündür. Tarhiyat sonrası uzlaşma ise sadece vergi ziyaı cezasında mümkündür. (VUK Ek md1)

4.6. Terkin

 Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzir hayvan ve haşârat istilası ve bunlara benzer âfetler yüzünden: varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu âfetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları; mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, âfete mâruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat ve devşirme zamanına tesadüf eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları; Maliye Bakanlığınca zararla mütenasip olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin olunur. Maliye Bakanlığı terkin yetkisini mahalline devredebilir. Zarar derecesini ve ilgili bulunduğu gelir kaynağını mahallî idare heyetleri yaptıracağı tahkikat üzerine tespit eder. (VUK md115, AATUHK md105,106)

4.7. Af

Devlet kanunla bir takım vergi suç ve cezalarını kesinleşmiş olsun veya olmasın kısmen ya da tamamen ortadan kaldırabilir. Böyle bir durumda devlet şartlarını kendi koyduğu biçimde verdiği cezalardan tek taraflı olarak vazgeçer.

İdari vergi cezalarından (kabahatlerden) kaynaklanan idari para cezalarının affı için genel veya özel af kanunu çıkartılmasına gerek yoktur. Ancak, karşılığında hürriyeti bağlayıcı ceza uygulanan, vergi kaçakçılığı, vergi mahremiyetin ihlali, mükelleflerin özel işlerini yapma gibi adli vergi suç ve cezaları için genel veya özel af kanunu çıkartılması gerekir.

Türkiye’ de genel olarak genel af biçiminde çıkartılan bazı kanunlarda, vergi suç ve cezaları af kapsamı içerinde yer almıştır. 1960 tarihindeki 113 sayılı Af Kanunu, 1963 tarihindeki 213 sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun, 1966 tarihindeki 780 sayılı Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkındaki Kanun, 1974 tarihindeki 1803 sayılı Cumhuriyetin 50. Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun, ceza kanunlarında yer alan suç ve cezaları affetme amacıyla ortaya çıkan kanunlardır. Çıkartılan bu kanunların kapsamına vergi suç ve cezaları da dâhil edilmiştir. Ayrıca 113 sayılı Af Kanunu dışındaki diğer af kanunlarında “vergi cezası” olarak ifade edilen idari nitelikteki cezalar da af kapsamındadır. Bu af kanunları, nitelik itibariyle Anayasa m.87’de yer alan genel af özelliklerini ihtiva etmektedir. Diğer taraftan Anayasa m.87 anlamında çıkartılan bazı af kanunlarında, vergi suç ve cezaları kapsam dışında tutulmuştur. Örneğin kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen 1999 tarihli 4616 sayılı Kanun’da vergi suç ve cezaları affedilmemiştir.

4.8. Vergi Cezalarında İndirim

İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden arta kalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse: vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri, usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezasının üçte biri indirilir.(VUK md376)

4.9. Pişmanlık ve Islah

Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında bu hükümde yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

@BıçakHukuk, 17 Mayıs 2020.

Yorumlar

Henüz yorum yok.

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir