Covid-19 sürecinde tefecilik suçu ve cezası

Covid-19 virüsü salgını, günlük yaşamın akışını ve ekonominin işleyişi olumsuz etkilemiştir. Kısa sürede tüm Dünya’yı etkisi altına alan Corona virüsü, pek çok kişinin ekonomik sıkıntı ve nakit akış problemi yaşamasına neden olmuştur. Mali kaynak veya nakit ihtiyacı, banka ve finans kurumları yanında tefecilere başvurarak da giderilmeye çalışılması sosyal bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

tefecilik

Covid-19 sürecinde tefecilik suçu ve cezası

Covid-19 virüsü salgını, günlük yaşamın akışını ve ekonominin işleyişi olumsuz etkilemiştir. Kısa sürede tüm Dünya’yı etkisi altına alan Corona virüsü, pek çok kişinin ekonomik sıkıntı ve nakit akış problemi yaşamasına neden olmuştur. Mali kaynak veya nakit ihtiyacı, banka ve finans kurumları yanında tefecilere başvurarak da giderilmeye çalışılması sosyal bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Banka ve finans kurumları, kanunlara çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmekte olup ekonomik bakımdan zor durumda olan herkesin nakit veya finans ihtiyacını karşılayamamaktadır. Banka ve finans kurumlardan istediğini alamayan kişilerin tefecilere yönelmesi ve piyasa koşullarının çok üzerinde faiz ödemek zorunda kalmalarına rağmen hızlı erişilebilen sıcak paranın cazibesi, hemen hemen her mali krizde tüm toplumlarda yaygınlıkla karşılaşılan sosyal bir olgudur.

En basit tanımı ile tefecilik, faizini almak şartıyla ödünç para verme işlemidir. Ödünç, kelime anlamı olarak, ileride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey anlamına gelmektedir.

Tefecilik suçuyla korunan hukuki değer, ekonomik kuralların ve bunların başında gelen serbest rekabet ilkesinin işleyişinin bozulmasının önlenmesi ve kamu güvenliğinin korunmasıdır. Gerçekleşen tefecilik suçu sonucunda yüksek oranda faiz ödendiği için devlet, banka ve finans kurumları ve bireysel olarak ödünç para alan kişi birtakım zararlara katlanmak durumunda kalmaktadır. Tefecilik sonucunda elde edilen kazanç kayıt dışı kaldığı için devlet vergi gelirlerinden mahrum kalmaktadır. Buna benzer olarak, banka ve finans kurumlarının gelirlerinde azalmalar olmakla beraber, istihdam imkânları açısından da zarar görmektedirler. Bu suçla korunmak istenilen hukuki yarar, mağdurun bireysel olarak korunmasından ziyade, genel manada ekonomik faaliyetlerin serbest piyasa ekonomisinin kendine has kuralları çerçevesinde gerçekleşmesini sağlamaya yönelik olarak öngörülen hukuk kurallarının korunması; bunun doğal sonucu olarak da kamu güvenliğinin korunmasıdır

Tefecilik suçunun konusu, kazanç karşılığı başkasına verilen paradır. Para, sözlük anlamıyla “Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı olan kağıt veya metalden ödeme aracı”dır. Para, Türk parası olabileceği gibi yabancı para da olabilir. Madde de sadece paradan bahsedildiği için para dışında ki değerler (altın veya diğer madenler), taşınır ve taşınmaz mallar bu suçun konusunu teşkil etmezler. Bundan dolayı, bir mal verilerek ödünç verme karşılığında iki mal alınması durumunda bu suç oluşmaz. Benzer şekilde, ödünç altın verilip fazlasıyla geri alınması durumunda da bu suç oluşmaz.

Tefecilik suçunun faili, herkes olabilir. Failin herhangi bir sıfata veya özelliğe sahip olması gerekmez. Bu suç özgü suç değildir. Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi bu suçun failidir.

Tefecilik suçunun mağduru, toplumu oluşturan bireylerin tamamıdır. Bu suçun mağduru, ödünç para alan kişiler değildir. Yargıtay 5.CD, tefecilik suçunun, kazanç elde etmek maksadıyla borç para verilmesiyle oluştuğunu, suçun mağdurunun toplumu oluşturan herkes olduğunu, tefeciden borç para alan kişilerin ise “suçtan zarar gören” olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 5.CD, 30/04/2013, 6478/4096).

Tefecilik suçunun maddi unsuru, faiz veya başka bir namla da olsa kazanç elde etmek amacıyla başka­sına ödünç para verilmesidir. Suçun oluşması bakımından ödünç para alanın zor durumda ve ihtiyaç sahibi olması zorunlu değildir. Ödünç para alan zor durumda ve ihtiyaç sahibi olmasa dahi bu suç oluşur. Tefecilik suçunun tamamlanması için neticenin gerçekleşmesi gerekmez. Çünkü bu suç ödünç para vermek ile tamamlanır.

Suç tarihi, sanığın son olarak faizle borç verdiği tarihtir. Anaparanın iade edilip edilmediğinin, faizin ödenip ödenmediğinin suçun oluşumu açısından herhangi bir önemi yoktur.

Yargıtay’a göre, çek veya senet kırma yoluyla komisyon karşılığı tefecilik suçunun işlenebileceği öngörülmüştür (Yargıtay 5.CD. 20/05/2013, 7693/5398; Yargıtay 5.CD. 30/04/2013, 6478/4096; Yargıtay 4.CD. 14/02/2013, 1822/4112). Buna göre; tefecilik suçu, iktisadi hayatımızda, “senet kırdırma” denen usulle de işlenebilir. Örneğin henüz vadesi gelmemiş bir bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılı­ğında bono üzerinde yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması duru­munda tefecilik suçu oluşur. Çünkü, bu durumda bononun el değiştirmesi, kişiler arasında doğmuş olan bir alacak borç ilişkisine dayanmamaktadır. İfade yerinde ise, bu durumlarda, birer ödeme aracı olan bononun veya çekin kendisi satılmakta ve satın alınmaktadır.

Kredi kartıyla iş yerinden nakit ihtiyacının karşılanmasının tefecilik suçunu oluşturduğu kabul edilmektedir. Şöyle ki, gerçekte mal satışı olmadan, yani görünüşte mal bedeli olarak tahsil edilen paradan bir kısmının ödünç alana nakit olarak verilmesi suretiyle yapılan işlemler tefecilik suçunu oluşturur. Bu işlemlere uygulamada muvazaalı işlemler denmektedir. Bu durumda, tacir hangi miktarda ve kaç lira bedelle mal satışı yaptığına dair herhangi bir belge düzenlememektedir. Ayrıca, bu satışla ilgili muhasebe sistemine kayıt yapılmamakta, satış yapmış gibi gösterilen mal, müşteriye daha düşük miktarda nakit para ödemek suretiyle verilmektedir.

İzlenen suç politikası gereğince, kazanç elde etmek amacıyla başka­sına ödünç para veren kişi cezalandırılmaktadır. Buna karşılık, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır. Tefecilik suçu kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme fiiliyle tamamlanır.

Tefecilik suçunun manevi unsuru, kasıttır. Bu suçun taksirle işlenebilmesi mümkün değildir. Tefecilik suçu, genel kast ile değil, ancak özel kastla işlenebilir. Ttefecilik suçunun işlenebilmesi için failde ödünç para vermek suretiyle kazanç elde etmek kastının olması gerekir. Failin kazanç elde etmek kastı, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilememiş ise şüpheden sanık yararlanır ilkesi (in dubio pro reo) gereği sanık hakkında beraat kararı verilmelidir. Suçun olası kast ile işlenmesi mümkün değildir

Tefecilik suçunun takibi, şikayete tabi değildir. Bu suç re’sen takip edilen bir suçtur. Faiz karşılığı ödünç para verildiğini öğrenin Cumhuriyet Savcısı veya kolluk kuvvetleri resen soruşturmaya başlamak durumundadır.

Tefecilik yapan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Tefecilik suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Yorumlar

Henüz yorum yok.

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir