Gayrimenkul mülkiyetine ilişkin davalar, tapu iptal ve tescilden ortaklığın giderilmesine, ecrimisilden kamulaştırmasız el atmaya kadar geniş bir hukuki alanı kapsamaktadır. Bu davalar yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümleriyle değil, Anayasa’nın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 No’lu Protokol çerçevesinde de değerlendirilmelidir. Tapu siciline güven ilkesi, iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması ve ölçülülük denetimi, yüksek yargı içtihatlarında belirleyici rol oynamaktadır. Miras, aile hukuku ve kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da taşınmaz davalarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Kamulaştırma ve kamu müdahaleleri söz konusu olduğunda ise adil denge ve gerçek bedel ilkesi ön plana çıkmaktadır. Hak düşürücü sürelerin kaçırılması, yanlış dava türünün seçilmesi ve delil planlamasının yetersiz yapılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle gayrimenkul davalarında stratejik yaklaşım ve teknik uzmanlık büyük önem taşır. Bıçak, taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklarda kapsamlı hukuki analiz ve etkin dava takibi hizmeti sunmaktadır.
1. Giriş: Gayrimenkul Mülkiyet Hakkının Hukuki Temeli ve Koruma Mekanizmaları
Gayrimenkul mülkiyeti, Türk hukuk sisteminde hem özel hukuk hem de anayasal düzeyde güçlü biçimde korunan temel bir haktır. Taşınmazlar; ekonomik değerleri, yatırım aracı niteliği, miras ve aile ilişkileriyle bağlantısı ve uzun vadeli hukuki sonuçlar doğurması nedeniyle en fazla uyuşmazlığa konu olan malvarlığı unsurlarının başında gelmektedir. Uygulamada tapu iptal ve tescil davaları, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu), muris muvazaası, ecrimisil, kamulaştırmasız el atma ve sınır ihtilafları gibi birçok dava türü doğrudan mülkiyet hakkının korunmasına yöneliktir.
Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi, mülkiyet hakkını klasik tanımıyla düzenler: Malik, hukuk düzeninin sınırları içinde, malını kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisine sahiptir. Aynı hüküm, malikin haksız elatmanın önlenmesini ve istihkak talebinde bulunmasını da güvence altına alır. Bu düzenleme, taşınmaz mülkiyetine ilişkin davaların temel normatif dayanağını oluşturur. Taşınmaz mülkiyetinde tapu sicili merkezi bir öneme sahiptir. TMK m. 1025 uyarınca yolsuz tescile karşı tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Böylece mülkiyet hakkı yalnızca fiili kullanım üzerinden değil, resmi sicil üzerinden de korunmaktadır. Bu yönüyle Türk sistemi, sicile güven ilkesini esas almakla birlikte gerçek hak sahibini koruyacak mekanizmaları da barındırmaktadır.
Mülkiyet hakkı yalnızca medeni hukuk kapsamında değil, anayasal güvence altında da bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 35. maddesine göre, herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu hak ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Anayasa Mahkemesi içtihadında mülkiyet hakkı; ekonomik değer ifade eden her türlü malvarlığı unsurunu kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır. Mahkeme, özellikle kamulaştırmasız el atma, uzun süren yargılamalar, ölçüsüz müdahaleler ve fiili kullanımın engellenmesi gibi durumlarda mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verebilmektedir. Bu yaklaşım, taşınmaz maliklerinin idareye veya üçüncü kişilere karşı açtığı davalarda anayasal bir koruma katmanı oluşturmaktadır.
Mülkiyet hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Ek 1 No’lu Protokolü’nün 1. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu hükme göre her gerçek ve tüzel kişi, mal ve mülkünden barışçıl şekilde yararlanma hakkına sahiptir. Devlet, mülkiyetten yoksun bırakma veya kullanımını kontrol etme yetkisini ancak kamu yararı ve hukuka uygunluk çerçevesinde kullanabilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik müdahaleleri üç başlık altında incelemektedir:
- Mülkten yoksun bırakma,
- Mülkiyetin kullanımının kontrolü,
- Mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına müdahale.
Mahkeme, müdahalenin kanuni dayanağını, kamu yararı amacını ve özellikle “adil denge” (fair balance) ilkesini değerlendirmektedir. Müdahale ile bireyin hakları arasında makul bir denge kurulmamışsa ihlal kararı verilmektedir. Türkiye hakkında verilen birçok karar, özellikle kamulaştırma bedelleri, uzun yargılama süreçleri ve idari müdahaleler bağlamında mülkiyet hakkının güçlendirilmesine katkı sağlamıştır.
Gayrimenkul mülkiyetine ilişkin davalar, çoğu zaman yalnızca özel hukuk uyuşmazlığı niteliği taşımaz; aynı zamanda anayasal ve uluslararası insan hakları boyutu da içerir. Tapu kaydının iptali, haksız işgalin önlenmesi, ecrimisil talebi veya kamulaştırmasız el atma davaları; mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediğinin çok katmanlı bir hukuki analizini gerektirir. Bu nedenle taşınmaz uyuşmazlıklarında yalnızca Medeni Kanun hükümlerinin değil, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarının da dikkate alınması gerekir. Özellikle yüksek değerli gayrimenkuller, miras paylaşımı, aile içi devirler ve kamu müdahaleleri söz konusu olduğunda, dava stratejisinin çok yönlü kurulması önem taşımaktadır.
Bu rehberde, Türk hukukunda gayrimenkul üzerindeki mülkiyet hakkıyla ilişkili davalar sistematik biçimde ele alınacak; tapu iptal ve tescil davalarından ortaklığın giderilmesine, kamulaştırmasız el atmadan komşuluk hukukuna kadar tüm temel dava türleri uygulama perspektifiyle incelenecektir.
Français
Türkçe
English
Deutsch

Comments
No comments yet.