Enerji & Tabii Kaynaklar

Enerji ve tabi kaynakların çıkarılması, üretilmesi, santrallerinin kurulması izinleri, lisansları ve ihaleleri, enerji sözleşmeleri, enerji şirketleriyle kamu kurum ve şirketleri arasındaki ihtilaflar, enerjinin ithalatı, ihracatı, kaçakçılığı ve hırsızlığı gibi konularda enerji ve tabi kaynaklar sektörüne hizmet vermekteyiz.

Akaryakıt (Petrol) Sektörü

Petrol sektörü, petrolün aranıp çıkarılması, taşınması, rafinerilerde işlenmesi ve üretilen ürünlerin dağıtım şirketleri aracılığıyla bayilere ulaştırılması ve bayiler tarafından da perakende satışa sunulması aşamalarını içeren kademeli bir yapıya sahiptir.

Türkiye’de petrol piyasası faaliyetleri  5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na göre yürütülmekte, bu düzenleme kapsamında yer verilmeyen, diğer bir deyişle piyasa faaliyeti olarak nitelendirilmeyen arama ve üretim faaliyetleri ise 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu’nda düzenlenmektedir.

Benzin, motorin, kalorifer yakıtı, fuel  oil, yüksek kükürtlü fuel oil, gazyağı gibi petrol ürünlerinin üretimi, dağıtımı konularında lisans alınması, lisans sahiplerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) gibi düzenleyici kuruluşlar nezdinde temsili, petrol ürünleri üretim, ithalat, ihracat, yurtiçi satışlar, ihrakiye satışları ve bayiler aracılığıyla yapılan satış süreçlerinin sağlıklı, etkin ve verimli yürütülebilmesi derin  hukuki bilgi ve tecrübe gerektiren konulardır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdürlüğü nezdinde petrol arama ve işletme ruhsatı, araştırma izni işlemleri, başvuruların yapılması ve takibi, ruhsatlandırma, tescil ve ilan, raporlama, saha verilerinin toplanması, petrol haklarının devri, teminatların iadesi, devlet hissesi, kullanma hakkı, tesislerin kaldırılması, vergilendirme, sermaye ve kâr transferleri, malzeme ithalat ve ihracatı, denizde petrol arama faaliyetleriyle ilgili izin işlemleri, müteahhitlik sözleşmeleri, yabancı personel çalıştırma izin işlemleri, karot, kırıntı ve numune ihraç izinleri gibi petrol sektöründe faaliyette bulunan şirketlerin ihtiyaç duyduğu konular faaliyet alanlarımız arasında yer almaktadır.

Yurt içinde ve gerektiğinde yurt dışında arama, sondaj, üretim, taşıma, depolama ve rafinaj gibi tüm petrol faaliyetlerini yapmak üzere kurulmuş bulunan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), petrol piyasasının önemli aktörlerinden olan İktisadi Devlet Teşekkülü’dür. Öncelikle Irak, Suriye, Libya, Sudan, Yemen, Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kolombiya, Venezüella, Bolivya ve Ekvador gibi dünya petrol rezervlerinin büyük bir kısmını elinde bulunduran ülkelerde Türkiye’nin arama faaliyetlerini artırmak amacıyla çalışmalar yürütmekte olan Turkish Petroleum International Compnay (TIPIC)  petrol piyasasının önemli aktörlerinden olan diğer bir İktisadi Devlet Teşekkülü’dür.

Petrol sektöründe sık görülen davalardan bazı örnekler şöyledir;

Geçersiz marker içeren kaçak akaryakıt:

Petrol istasyonlarında yapılan denetimlerde pompalardan alınan motorinlerin geçersiz marker seviyesinde çıkması, geçersiz marker çıkan pompaların bağlı olduğu tankerlerde yapılan incelemelerde tanklardaki motorinlerin geçersiz marker seviyesinde çıktığının tespit edilmesi ve usulüne uygun şahit numuneler alınması, numune alma tutanağı, mühürleme tutanağı, ulusal marker tespit tutanağı gibi tutanaklara dayanılarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü’nce fezleke düzenlenebilir.  Tanklarda bulunan markersız motorine Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emri ile el konulabilir, el koyma kararı Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla onaylanabilir. Bilirkişi raporunda; şahit numuneler üzerinde yapılan incelemede el konulan motorinlerin ulusal marker seviyesi geçersiz bulunduğundan “kaçak ürün” niteliğinde olduğu ifade edilebilir.  Böyle durumlarda, Kaçakçılıkla Mücadele Kanuna Muhalefet suçu işlendiği gerekçesiyle açılan suç soruşturması veya ceza davaları takip ettiğimiz konular arasında yer almaktadır.

On Numara Yağ:

5015 sayılı Yasa’nın kaçak petrol başlıklı 2. maddesinin 21. fıkrasının c bendi hükmü; “Kurumdan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen akaryakıt ya da akaryakıta dönüştürmek maksadıyla kullanılan veya bulun­durulan akaryakıt haricinde kalan solvent, madeni yağ ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerini” kaçak petrol kapsamı içinde sa­ymaktadır. Halk arasında on numara yağ olarak bilinen, akaryakıta dönüştürülmüş petrol ürününün satışı yapılması durumunda petrol kaçakçılığı suçunun oluşup oluşmayacağı, yalnızca on numara yağı satan kişinin mi suç işlemiş sayılacağı, yoksa aynı zamanda ticari amaçla kullanmak üzere on numara yağı satın alan veya bulunduran kişinin de hukuki ve cezai sorumluluğu olup olmadığı, yakalanan on numara yağın vergiler dahil piyasa değerinin üç katı para cezasının EPDK tarafından uygulanıp uygulanmayacağı, idari para cezasına ilave olarak hapis cezasının da verilip verilemeyeceği gibi hukuk uygulamasının güncel konularını oluşturmaktadır.

Petrol boru hattından hırsızlık & Petrol boru hattına zarar verme:

Hırsızlık suçunun konusu petrol olması durumunda ve petrolün nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Petrol hırsızlığının bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılması ve on bin güne kadar adlî para cezası verilmesi uygulaması getirilmiştir. Petrol boru hattını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren kişiye mala zarar verme suçu için öngörülen “dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası”nın, yarısından iki katına kadar artırılması öngörülmüştür.

 Petrol Kaçakçılığı

Akaryakıt ve petrol ürünlerinin kara ve/veya deniz yoluyla yurda yasa dışı yollardan sokularak satılması, ihraç veya özel amaçlı kullanılması gereken vergisiz akaryakıt veya LPG’nin kaçak olarak yurt içinde pazarlanması, petrol ürünleri üzerindeki vergi farklılıklarından yararlanmak amacı ile yapılan kaçakçılık, solvent, baz yağ ve atık madeni yağların yasa dışı olarak akaryakıta karıştırılarak satılması, ÖTV farkından yararlanmak amacı ile dökme/tüplü olarak alınan LPG’nin Oto LPG olarak satılması gibi yöntemler kullanılmaktadır.

Doğalgaz Sektörü

Doğal gaz; havadan hafif, renksiz ve kokusuz bir gazdır. Yer altında, petrolün yakınında bulunur. Yeryüzüne çıkarılışı petrolle aynıdır, daha sonra büyük boru hatları ile taşınır. Doğal gaz rezervlerinin 76 trilyon metreküpü (%41) Orta Doğu ülkelerinde, 59 trilyon metreküpü (%33) Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde, 31 trilyon metreküpü (%17) Afrika/Asya Pasifik ülkelerinde bulunmaktadır.

Türkiye halihazırda doğal gaz alımına yönelik olarak Türkmenistan dahil toplam 6 ülke ile 9 ayrı doğal gaz ve/veya LNG alım ve satım anlaşması imzalanmış durumdadır. İthal edilen doğal gazın tüketim noktalarına ulaştırılması ve doğal gazın ülke sathında yaygınlaştırılması için BOTAŞ tarafından yaklaşık 1,9 milyar dolar yatırım yapılmıştır.

Türkiye doğal gaz piyasasının hukuki altyapısını oluşturan 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu (Kanun) oluşturmaktadır. Doğalgaz ithalatı, iletimi, depolaması, toptan satışı, ihracatı, dağıtımı, sıkıştırılmış doğal gaz (CNG) dağıtım ve iletimi gibi faaliyetler lisans alınması şartına bağlanmıştır. Söz konusu lisansların alınması hukuk büromuzun çalışma alanları arasında yer almaktadır.

Doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri, 6326 sayılı Petrol Kanununa göre Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM) tarafından verilen arama ve işletme ruhsatları kapsamında gerçekleştirilir. Üretim şirketleri ürettikleri doğal gazı EPDK’dan toptan satış lisansı almak kaydıyla toptan satış şirketlerine, ithalatçı şirketlere, ihracatçı şirketlere, dağıtım şirketlerine, kuyu başından olmak kaydıyla CNG satış şirketleri ile CNG iletim ve dağıtım şirketlerine veya serbest tüketicilere pazarlayabilir. Ayrıca, üretim şirketleri ihracat lisansı almak kaydıyla ürettikleri doğal gazı ihraç da edebilirler. Bu süreçlerde firmaların ihtiyaç duyduğu hukuki destek tarafımızdan verilmektedir.

LPG Sektörü 

Yaygın olarak “tüpgaz” adıyla bilinen LPG (sıvılaştırılmış petrol gazı), ülkemizde 1960 yılından beri kullanılmakta, 10 milyonu aşkın hane ve iş yerinde yemek pişirme, sıcak su temin etme ve ısınma, sanayi işletmelerinde ısıtma, kurutma ve aydınlatma amacıyla tüketilmektedir. Yaklaşık 3,3 milyon araçta ise otogaz yakıt olarak kullanılmaktadır. LPG renksiz ve kokusuz bir gazdır. Ancak oluşabilecek bir sızıntının hemen anlaşılması için rafinerilerde özellikle kokulandırılmıştır. Ham petrolün, rafinelerde arıtılması ile veya doğalgazdan elde edilen LPG, çelik tüplere doldurularak tüketiciye sunulur. Gazın bileşimi %70 bütan, %30 propan’dır. Havadan ağır yanıcı bir gazdır.

02.03.2005 tarihli ve 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu, LPG sektörünü düzenleyen temel metindir. LPG piyasasında lisanslama, Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Lisans Yönetmeliği çerçevesinde yürütülmektedir.

Likit Petrol Gazının temini, depolanması, nakliyesi ve kullanılması sırasında ortaya çıkabilecek hukuki sorunların önlenmesi, çıkan hukuki sorunların giderilmesi, LPG Piyasası Lisansları ve lisans tadilleriyle ilgili başvuruların takibi, lisans sahipleri tarafından kuruma yapılacak bildirimlerin yapılması, LPG’nin dağıtımı, taşınması ve otogaz bayilik faaliyetlerinin yapılması, depolanması, LPG tüpünün imalatı, dolumu, muayenesi, tamiri ve bakımı amacıyla kurulmuş tesislerin işletilmesi aşamalarında ortaya çıkabilecek hukuksal sorunların danışmanlık yoluyla önlenmesi veya çıkan sorunların hukuki çözüme kavuşturulması hizmet sunduğumuz konular arasında yer almaktadır.

Kömür Sektörü

Dünya’da kömürün toplam enerji arzı içerisindeki payı artma eğilimdedir. Kömür üretiminde, açık işletmecilik ve yeraltı işletmeciliği olmak üzere iki temel yöntem kullanılmaktadır. Yüzeye yakın kömür oluşumları ekonomik nedenlerle açık işletmecilik yöntemiyle üretilmekteyken, derin kömür damarları yeraltı işletmeciliği yöntemiyle çıkartılmaktadır. Açık işletmecilik yöntemiyle üretilen kömür oluşumlarında dragline, büyük kapasiteli kazıcılar, yükleyiciler ve kamyonlar kullanılmakta, yeraltı işletmecilik yöntemiyle üretilen kömür oluşumlarında kazılan boşluğu göçmeden tutabilecek hidrolik tahkimatlar, kömür kazıcılar ve nakledici konveyörler kullanılmaktadır.

Hidro-Elektrik (Su) (HES) Sektörü

Hidroelektrik enerji, suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüştürülmesiyle sağlanan bir enerji türüdür. Suyun üst seviyelerden alt seviyelere düşmesi sonucu açığa çıkan enerji, türbinlerin dönmesini sağlamakta ve elektrik enerjisi elde edilmektedir

Hidroelektrik güç sistemleri dört grupta sınıflandırılır. Bunlardan ilki olan büyük ölçekli hidroelektrik sistemlerin gücü 50 MW’ın üzerindedir. İkincisi, küçük ölçekli hidroelektrik sistemler olup güç bölgeleri 10-50 MW arasındadır. Üçüncüsü, mini ölçekli hidroelektrik sistemler olup 101 kW ile 10.000 kW güç bölgesinde çalışırlar. Dördüncüsü, mikro ölçekli hidroelektrik sistemler olup güç bölgeleri, 200 wattan başlayarak 100 KW’a kadar çıkabilen ana yerleşim bölgelerinden uzaktaki alanlarda yani ulusal enerji şebekesinin ulaşmadığı bölgelerde kullanılır.

Nükleer Enerji Sektörü 

Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucunda büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. Ağır atom çekirdeklerinin nötronlarla bombardımanı sonucunda bu çekirdeklerin parçalanması sağlanabilir; bu tepkimeye “fisyon” adı verilmektedir. Bunun haricinde hafif atom çekirdeklerinin birleşme tepkimeleri de büyük bir enerjinin açığa çıkmasına sebep olmaktadır. Bu birleşme tepkimesine “füzyon” adı verilmektedir. Bu tepkimenin sağlanabilmesi için atom çekirdeğinde bulunan artı yüklerin birbirini itmesinden kaynaklanan kuvvetin yenilmesi gereklidir. Bu nedenle çok yüksek sıcaklığa çıkılan sistemler kullanılmaktadır. Çok yüksek sıcaklıkta yüksek enerjiye ulaşan atom çekirdeklerinin çarpışması ile füzyon tepkimesi sağlanabilmektedir. Fisyon ve füzyon tepkimeleri ile elde edilen enerjiye “çekirdek enerjisi” veya “nükleer enerji” adı verilmektedir.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) verilerine göre günümüzde dünyada elektrik enerjisi üretiminin yüzde 13,5’i nükleer enerjiden sağlanmaktadır. Fransa elektrik üretiminin yüzde 74’ünü, Japonya yüzde 21’ini, Almanya yüzde 16’sını, ABD yüzde 19’unu nükleer enerjiden karşılamaktadır. Ülkemizde, 2023 yılına kadar iki nükleer güç santralinin devreye alınması ve üçüncü santralin inşasına başlanması planlanmaktadır. Böylece, nükleer enerjinin kurulu gücümüz içerisindeki payının 2023 yılına kadar en az yüzde10’a çıkartılması hedeflenmektedir.

Mersin İli Akkuyu Bölgesinde nükleer güç santralı kurulmasına yönelik 12 Mayıs 2010 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti arasında yapılan anlaşma çerçevesinde projenin yürütülmesi için 13 Aralık 2010 tarihinde Akkuyu Nükleer Güç Santrali Elektrik Üretim A.Ş. adında proje şirketi kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. İkinci nükleer güç santralinin Japonya ile birlikte Sinop’ta inşa edilmesine karar verilmiştir

Yenilenebilir Enerji (Rüzgar, Güneş) Sektörü

Güneş enerjisi güneşin yaydığı ve Dünya’ya da ulaşan enerjidir. Güneş ışınlarından yararlanmak için pek çok teknoloji geliştirilmiştir. Bu teknolojilerin bir kısmı güneş enerjisini ışık ya da ısı enerjisi şeklinde direkt olarak kullanırken, diğer teknolojiler güneş enerjisinden elektrik elde etmek şeklinde kullanılmaktadır. Güneş enerjili sıcak su sistemleri, suyu ısıtmak için güneş ışınlarından yararlanmaktadır. Bu sistemler evsel sıcak su ya da bir alanı ısıtmak için kullanılabildiği gibi, çoğunlukla bir havuzu ısıtmak için kullanılır. Bu sistemler genellikle bir termal güneş paneli ile bir de depodan oluşur.

Elektrik Sektörü

Ülkemizde elektrik üretimi için kullanılan temel kaynaklar doğalgaz, kömür ve yenilenebilir enerjidir. Ülkemizde elektrik enerjisinin yüzde 41’i doğalgazdan, yüzde 33’i yenilenebilir enerjiden ve yüzde 25’i kömürden elde edilmektedir.

Elektrik enerjisi bir yönüyle nihai mal, diğer yönüyle ise ara mal özelliği taşır. Elektrik enerjisi sektörü, ekonomideki bütün kesimlere girdi verir. Elektrik normal bir ticari mal değildir. İkame edilmesi güç bir özelliğe sahip olan elektriğin, yüksek maliyetli olması ve fiziki olarak çok büyük mekanlar gerektirmesi nedeniyle yüksek oranlı stoklama olanağı bulunmamaktadır. Üretildiği an tüketilmesi gereken elektrik enerjisinde, tüketim aylara, günlere ve günün saatlerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle üretim yöntemi ne olursa olsun, tüm elektrik santrallerinin kurulu gücünün en yüksek talebi karşılayabilecek birkapasiteye sahip olması gerekmektedir. Elektrik enerjisinin bir diğer özelliği de üretimin kesintisiz devam etmesinin zorunlu oluşudur. Bunun için üretimde daima belirli bir yedek kapasitenin hazır bulundurulması gerekir.

Yıllık 150 Milyar TL  işlem hacmine sahip olan Türkiye Enerji sektörü; 1993 yılına kadar Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) kontrolü altında iken, piyasa liberalleşme ve özelleştirme hedefleri doğrultusunda Türkiye Elektrik A.Ş. (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 2001 yılında Elektrik Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte TEAŞ, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), Türkiye Elektrik Ticaretve Taahüt A.Ş. (TETAŞ) ve Türkiye Elektrik İletim  A.Ş. (TEİAŞ) olmak üzere üçe ayrılmıştır.

Elektrik piyasasında faaliyet gösteren şirketlerin bağlı oldukları mevzuat ve yeni düzenlemeler hakkında genel hukuki danışmanlık; EPDK nezdinde gerekli izinlerin alınmasına  ilişkin başvuru süreçlerinin yürütülmesi veya bu süreçlerde hukuki danışmanlık hizmeti verilmesi; enerji santrallerin kurulması ve/veya devrine ilişkin hukuki danışmalık hizmetlerinin sunulması; projelerin hukuki değerlendirmelerinin yapılması, değişen mevzuata uyum için gerekli şartların sağlanması; çevresel etki ve değerlendirmelerin mevzuata uygunluğunun denetimi; şirketlerin birleşme ve devralma işlemlerinin yürütülmesi; elektrik dağıtım uygulamaları sırasında hukuki danışmanlık verilmesi; lisanslar konusunda çıkan her tür hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması sunduğumuz hizmetlerden bazılarıdır.

Jeo-Termal Sektörü

Jeotermal enerji, yeryüzünün kabuğunda bulunan ısıdır. Bu enerjiden, yer yüzeyine çıkan sıcak sular aracılığıyla yararlanılmakta olup, kaynağın sıcaklığına bağlı olarak ısıtma uygulamalarında ya da elektrik üretiminde kullanılır.

Altın Sektörü

Altının yerkabuğunda en az bulunan element olma özelliği yanında bilinen en iyi iletkendir. Ayrıca su ve oksijenle reaksiyona girmez. Bu nedenle binlerce sene geçse de altın bozulmadan aynı özelliğini koruyabilir. Altın kuyumculukta, altın kaplama/süslemede, elektrik/elektronikte, uzay sanayinde, dişçilikte, tıpta, katalizör yapımında, para ve madalya yapımında, dekoratif amaçlı kullanımda, külçe stoklarında, tekstil sektöründeki altın tel ve iplik, ve kimya sanayindeki paslanmaya dayanıklı tel yapımı gibi pek çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Doğal Taşlar Sektörü

Doğal taş bakımından, jeolojik yapısı itibarıyla zengin bir potansiyele sahip olan ülkemizde, bugünkü verilere göre 4 milyar m3 işletilebilir mermer, 2,8 milyar m3 işletilebilir traverten, 1 milyar m3 granit rezervi bulunmaktadır. Bu değerlere göre Türkiye dünya doğal taş rezervinin yaklaşık %40’ına sahiptir. Doğal taşlar özellikle inşaat, kaplama, döşeme, heykelcilik, mezar taşı yapımı, mıcır, porselen ve cam sanayi, optik sanayi ve süs eşyası yapımında kullanılmaktadır.

Bor Sektörü

Bor, yeryüzünde toprak, kayalar ve suda yaygın olarak bulunan bir elementtir. Bor mineralleri, yapılarında farklı oranlarda bor oksit (B2O3) içeren doğal bileşiklerdir. Bu mineraller öncelikle fiziksel işleme tabi tutularak zenginleştirilir daha sonra rafine edilerek çeşitli kimyasal bor bileşiklerine dönüştürülür. Kimyasal bor bileşikleri genel olarak cam, cam yünü, cam elyafı, seramik, tarım ve deterjan sektörlerinde kullanılmaktadır. Bu alanlara karşılık gelen kullanım oranı %85’e yakındır. %15’lik kısım ise diğer olarak adlandırılan nükleer uygulamalar, askeri araçlar, yakıtlar, polimerik malzemeler, nanoteknolojiler, otomotiv ve enerji sektörü, metalürji ve inşaat gibi 500’e yakın alanda kullanılmaktadır. Türkiye, dünyanın en büyük ve en iyi kalitede bor rezervlerine sahip olan ve buna paralel olarak dünyada en yüksek bor bileşikleri üretimini gerçekleştiren ülkedir. Dünya bor talebinin de önemli bir kısmı ülkemiz tarafından sağlanmaktadır.

Yorumlar

Henüz yorum yok.

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir