Türkiye’de Avukatlara Yönelik Şiddet

Avukatlara yönelik şiddet olaylarında son zamanlarda sayısal olarak artış gözlemlendiği gibi, şiddetin niteliğinde de ağırlaşma olgusu dikkat çekmektedir. Ülkemizde son yıllarda hakim olan şiddet ikliminden avukatlar da üzerlerine düşen olumsuz payı alıyorlar. Avukatlara yönelik şiddetin; müvekkillerinden, müvekkil yakınlarından, karşı taraftan, karşı taraf yakınlarından, polisten, jandarmadan, özel güvenlik görevlilerinden, infaz koruma memurlarından, savcılardan, hakimlerden veya başka avukatlardan geldiği gözlemlenmektedir.

Türkiye’de Avukatlara Yönelik Şiddet

Türkiye’de Avukatlara Yönelik Şiddet

Avukatlara yönelik şiddet olaylarında son zamanlarda sayısal olarak artış gözlemlendiği gibi, şiddetin niteliğinde de ağırlaşma olgusu dikkat çekmektedir. Ülkemizde son yıllarda hakim olan şiddet ikliminden avukatlar da üzerlerine düşen olumsuz payı alıyorlar.

Şiddet, bireyin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesiyle ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranıştır. Avukata yönelik şiddete sebebi, saiki, algısı, anlayışı, yaklaşımı, karşılığı ne olursa olsun hiçbir biçimde haklılık yüklenemez. 

Avukatlara yönelik şiddetin; müvekkillerinden, müvekkil yakınlarından, karşı taraftan, karşı taraf yakınlarından, polisten, jandarmadan, özel güvenlik görevlilerinden, infaz koruma memurlarından, diğer avukatlardan, barolardan, savcılardan veya hakimlerden geldiği gözlemlenmektedir.

Doktorlarla benzer kader

Avukatlar enteresan bir meslek yapıyorlar. Yaptıkları iş biraz doktorların işine benziyor. Bir yandan şiddet gösteren failler, avukatları öldürenler, avukatları yaralayanlar, avukatlara hakaret edenler, avukatları tehdit edenler; kolluk (polis, jandarma), savcılık, hakim veya mahkeme önüne çıkarılırken onların yanında yine onları savunmak için avukatlar görev yapıyor. Doktorlar da farklı değil. Doktorlar da kendilerine yönelik öldürme, yaralama, hakaret veya tehdit eylemlerinde bulunurken yaralanan failleri tedavi etmek zorunda kalıyorlar.

Sık sık hedef olma

Avukatlara yönelik şiddet; öldürücü saldırılar, yaramalı saldırılar, hakaret, tehdit gibi çok farklı yöntemlerle ortaya çıkan sosyal bir olgudur. Avukatların şahıslarını ve mesleki varlıklarını hedef alan öldürme, yaralama, iftira, hakaret, tehdit, linç kampanyası yürütülmekte şahıslarına, onurlarına, şereflerine ve mesleki varlıklarına haksız saldırılar gerçekleştirebilmektedir.  Avukatların onur ve şereflerine internet üzerinden sosyal medya uygulamaları üzerinden saldırılar da bulunulmaktadır. Saldırganlar, sürdürdükleri avukatlık görevleri nedeniyle avukatları sık sık hedef almaktadırlar.

“Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler, adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,” anlaşılacağı TCK md 6 da açıkça ifade edilmiştir.

Savunma hakkı, Anayasal güvence altında olan haklardandır(Any. md 36). Savunma hakkı, hak sahibi tarafından bizzat kullanılabileceği gibi avukatlar aracılığıyla da kullanılabilir.

1136 sayılı Avukatlık kanunu md. 57 “Avukata karşı işlenen suçlar”  başlığı altında; “Görev Sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır” hükmümü ihtiva etmektedir.

Avukatlar husumetin tarafı değildir

Avukatlar hukuken üstlendikleri işin tarafı değildir. Yine avukatlar vekalet ile yahut zorunlu olarak savunmalarını üstlendikleri şüpheli veya sanıklarla özdeşleştirilemez. Avukatlık meslek kurallarının 6. maddesine göre Avukat, iddia ve savunmanın hukuki yönü ile ilgilidir. Taraflar arasında anlaşmazlığın doğurduğu düşmanlıkların dışındadır. Meşru ve sağlıklı bir yargılamanın en önemli şartı savunma hakkının tam anlamı ile ve sınırlandırılmaksızın kullandırılmasıdır. Kamuoyunu çok rahatsız eden suç ve hadiselerle ilgili yargılamalarda da elbette tarafların bir avukatı olacaktır Ancak avukatlar savunmasını üstlendikleri şahısların ne suç ortağı, ne azmettiricisi ne de yakınıdır. Bir avukatı müvekkilinden dolayı suçlamak son derece haksız ve insafsız olduğu kadar asgari hukuk kültüründen nasibini almamış olmayı da gerektirir. Savunma hakkı, Anayasal güvence altında olan haklardandır(Any. md 36). Savunma hakkı, hak sahibi tarafından bizzat kullanılabileceği gibi avukatlar aracılığıyla da kullanılabilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.101998 tarih ve E. 1998/225, K. 1998/316 sayılı kararında belirttiği gibi; “..Bir davada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir…”. Linç kampanyası ve algı operasyonuna maruz bırakılan avukatların savunma görevlerini endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları engellenmektedir.

Anayasa’nın 138/2 fıkrası “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” hükmünü amirdir. Bu hüküm uygulamada yok sayılmaktadır.

Avukatlık kamu hizmetidir

“Kamu hizmetlerinden olan savunma faaliyetinin yürütülmesine engel olma (TCK 113/1(a)” suçu ve “görülmekte olan bir davada yargı görevi yapan avukatı etkilemek amacıyla alenen beyanda bulunmak yoluyla Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs (TCK md. 288)” suçlarının avukatlara yönelik işlenmesi oldukça yaygın olarak görülmektedir.

Her kim olursa olsun avukatın şahsına hakaret edilerek toplumsal linçe ve baskı altında bir savunma yapmaya maruz bırakılması, düşünce özgürlüğü ya da ifade özgürlüğü ile açıklanabilir bir durum değildir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; “Hakaret içeren tweetin, retweet edilmesi de hakaret suçunu oluşturur.” (Bknz. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2015/10377 Esas, 2015/12777 Karar – Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/7790, K 2019/1445, T. 16/01/2019).

© Prof. Dr. Vahit Bıçak

https://www.yazargazetesi.com.tr/avukatlara-yonelik-siddet-makale,423.html

Yorumlar

Henüz yorum yok.

Yorum Gönder