İnternet ortamında yayımlanan haberler, sosyal medya paylaşımları, fotoğraflar ve diğer dijital içerikler, kişilik hakları, dijital itibar, kişisel veriler ve telif hakları bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Hukuka aykırı içeriklerle mücadelede yalnızca 5651 sayılı Kanun değil; Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve ilgili yargı içtihatları birlikte değerlendirilmelidir. İçeriğin yayından kaldırılması, erişimin engellenmesi, arama motoru sonuçlarının silinmesi, cevap ve düzeltme hakkının kullanılması ile maddi ve manevi tazminat talepleri, somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki koruma mekanizmaları sunmaktadır. Özellikle güncelliğini yitiren internet haberleri bakımından unutulma hakkı, bireyin dijital itibarının ve geleceğinin korunmasında önemli bir güvence oluşturmaktadır. Başarılı bir hukuki başvuru için ihlalin doğru analiz edilmesi, uygun hukuki yolun belirlenmesi ve başvuruların usulüne uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları, internet ortamındaki hak ihlallerine karşı etkin ve çok katmanlı bir hukuki koruma yaklaşımının benimsendiğini göstermektedir. Bu rehber, internetten içerik kaldırılması, dijital itibarın korunması, unutulma hakkı, kişisel verilerin korunması ve telif hakları alanında uygulamaya yönelik kapsamlı bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. Bıçak Hukuk, internet hukuku ve dijital haklar alanındaki deneyimiyle, hukuka aykırı içeriklerin kaldırılması, dijital itibarın korunması ve ulusal ile uluslararası platformlarda hakların etkin şekilde savunulmasına yönelik hukuki danışmanlık ve dava hizmetleri sunmaktadır.
İnternette İçerik Kaldırılması ve Dijital İtibarın Korunması
1. Giriş: Dijital Çağda İtibarın Korunması
İnternet teknolojilerindeki hızlı gelişim, bireylerin bilgiye erişim biçimini, iletişim yöntemlerini ve kamusal görünürlüğünü köklü biçimde değiştirmiştir. Haber siteleri, sosyal medya platformları, video paylaşım servisleri, arama motorları ve yapay zekâ destekli dijital sistemler sayesinde bir içerik, saniyeler içerisinde milyonlarca kişiye ulaşabilmekte; aynı hızla çoğaltılabilmekte, paylaşılabilmekte ve farklı platformlarda yeniden dolaşıma sokulabilmektedir. Bu gelişmeler ifade ve basın özgürlüğü bakımından önemli fırsatlar sunarken, kişilik hakları, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve dijital itibar açısından daha önce benzeri görülmemiş hukuki sorunları da beraberinde getirmiştir.
Geleneksel basın yayın faaliyetlerinde bir haberin etkisi çoğu zaman yayımlandığı gün veya kısa bir zaman dilimi ile sınırlı kalırken, internet ortamında yayımlanan içerikler dijital hafızanın bir parçası hâline gelmektedir. Arama motorlarının indeksleme sistemleri, sosyal medya algoritmaları ve çevrim içi haber arşivleri nedeniyle yıllar önce yayımlanan bir haber, fotoğraf, video veya sosyal medya paylaşımı, kişinin adı ve soyadı aratıldığında ilk sonuçlar arasında görüntülenmeye devam edebilmektedir. Böylece geçmişte yaşanan bir olay, hukuki önemini veya güncelliğini yitirmiş olsa bile, kişinin mesleki kariyerini, ticari faaliyetlerini, akademik çalışmalarını, sosyal ilişkilerini ve özel yaşamını uzun yıllar boyunca olumsuz etkileyebilmektedir.
Dijital çağda bireylerin en önemli manevi değerlerinden biri dijital itibardır. Günümüzde işverenler, yatırımcılar, müşteriler, meslek kuruluşları ve hatta kamu kurumları, kişiler hakkında ilk değerlendirmelerini çoğu zaman internet arama sonuçları üzerinden yapmaktadır. Bu nedenle gerçeğe aykırı haberler, hakaret içerikleri, yanıltıcı bilgiler, manipülatif yayınlar, izinsiz yayımlanan fotoğraflar, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde paylaşılması veya yıllar önceki adli süreçlere ilişkin güncelliğini kaybetmiş içerikler, yalnızca hukuki bir ihlal oluşturmakla kalmamakta; bireylerin ve kurumların güvenilirliğini, saygınlığını ve ekonomik faaliyetlerini de doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu sorunların kapsamı yalnızca haber siteleriyle sınırlı değildir. Günümüzde X (eski adıyla Twitter), Facebook, Instagram, LinkedIn, TikTok, YouTube, Reddit, Wikipedia ve benzeri platformlarda yapılan paylaşımlar; blog yazıları, forum içerikleri, çevrim içi yorumlar, podcast yayınları, dijital arşivler ve yapay zekâ tarafından oluşturulan içerikler de kişilik haklarını ihlal edebilmektedir. Özellikle üretken yapay zekâ sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte gerçeğe aykırı metinler, sahte görseller (deepfake), manipüle edilmiş videolar ve otomatik olarak çoğaltılan içerikler, dijital itibarın korunmasını daha da karmaşık hâle getirmiştir.
İnternet ortamında meydana gelen her hukuka aykırılık aynı hukuki mekanizma ile çözümlenmemektedir. Bazı durumlarda erişimin engellenmesi yeterli olurken, bazı hâllerde içeriğin tamamen yayından çıkarılması, kişisel verilerin silinmesi, arama motorlarından indeksin kaldırılması, tekzip ve cevap metni yayımlanması, maddi veya manevi tazminat talep edilmesi ya da ceza soruşturması başlatılması gerekebilmektedir. Aynı şekilde tek bir internet yayını, birden fazla hukuk alanını aynı anda ilgilendirebilir. Örneğin izinsiz kullanılan bir fotoğraf; kişilik haklarını ihlal edebileceği gibi, kişisel veri niteliği taşıyabilir ve aynı zamanda telif hakkı korumasından da yararlanabilir. Benzer şekilde gerçeğe aykırı bir haber, hem kişilik haklarının ihlaline hem de ticari itibarın zedelenmesine yol açabilir.
Türk hukukunda internet ortamındaki hukuka aykırı içeriklere karşı başvurulabilecek hukuki koruma mekanizmaları, yalnızca 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile sınırlı değildir. Somut olayın niteliğine göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Basın Kanunu ve ilgili uluslararası sözleşmeler birlikte uygulanabilmektedir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği Adalet Divanı kararları, internet hukukunun gelişiminde belirleyici bir rol üstlenmektedir.
Bu nedenle internet ortamında içerik kaldırılması taleplerinin başarılı olabilmesi, yalnızca tek bir kanun hükmüne dayanılmasına değil; olayın özelliklerine uygun hukuki stratejinin belirlenmesine bağlıdır. Uygulamada çoğu zaman erişimin engellenmesi, kişisel verilerin silinmesi, unutulma hakkı, telif haklarının korunması, cevap ve düzeltme hakkının kullanılması ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu rehberde, internet ortamında hukuka aykırı içeriklerle mücadelede kullanılabilecek tüm hukuki mekanizmalar sistematik bir bütünlük içinde ele alınacaktır. İnternette içerik kaldırılması, erişimin engellenmesi, dijital itibarın korunması, unutulma hakkı, kişisel verilerin korunması, telif hakları, sosyal medya platformlarının sorumluluğu ve uygulamada izlenmesi gereken hukuki başvuru yolları; güncel mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ile uluslararası hukuk standartları ışığında ayrıntılı olarak incelenecektir. Çalışmanın amacı yalnızca hukuki çerçeveyi açıklamak değil; bireyler, şirketler, avukatlar ve uygulayıcılar için uygulamada kullanılabilecek kapsamlı ve güvenilir bir başvuru kaynağı oluşturmaktır.
2. İnternet Ortamında Hangi Haklar Korunmaktadır?
İnternet ortamında yayımlanan her içerik hukuka aykırı değildir. Demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olan ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve haber alma hakkı, dijital dünyada da anayasal güvence altındadır. Bununla birlikte hiçbir temel hak sınırsız değildir. İnternet ortamında yapılan yayınlar, başkalarının temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiği noktada hukuki sorumluluk doğurabilmektedir. Bu nedenle internet hukukunda temel mesele, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasında adil bir denge kurulmasıdır. Türk hukukunda internet ortamındaki içeriklerin değerlendirilmesinde korunan hukuki değer yalnızca “kişilik hakkı” değildir. Somut olayın özelliklerine göre bir internet yayını aynı anda birden fazla hukuki değeri ihlal edebilir. Bu nedenle hukuki başvuru yolu belirlenirken ihlal edilen hakkın doğru tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Aşağıda internet ortamında en sık ihlal edilen ve hukuk düzeni tarafından korunan temel haklar açıklanmaktadır.
2.1. Kişilik Haklarının Korunması
Kişilik hakkı, bireyin maddi ve manevi varlığını oluşturan bütün değerler üzerinde sahip olduğu mutlak haktır. Yaşam hakkı, beden bütünlüğü, şeref ve haysiyet, isim, ses, görüntü, özel hayat, mesleki itibar ve ekonomik saygınlık bu korumanın kapsamı içerisindedir. İnternet ortamında kişilik haklarını ihlal eden içerikler çok farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Gerçeğe aykırı haberler, hakaret içerikli paylaşımlar, yanıltıcı yorumlar, manipülatif haber başlıkları, montajlanmış görüntüler, sahte sosyal medya hesapları ve kişiyi toplum nezdinde küçük düşürmeye yönelik yayınlar bunların en yaygın örneklerini oluşturmaktadır. Kişilik hakkı mutlak haklardan biri olduğundan, ihlal hâlinde yalnızca içeriğin kaldırılması değil; saldırının durdurulması, tekrarının önlenmesi, hukuka aykırılığın tespiti ve maddi veya manevi tazminat gibi çeşitli hukuki koruma yollarına da başvurulabilmektedir.
2.2. Şeref, Saygınlık ve Mesleki İtibar
Dijital çağda bireylerin ve kurumların itibarı büyük ölçüde internet ortamındaki görünürlüğü ile şekillenmektedir. Arama motorlarında çıkan haberler, sosyal medya paylaşımları ve çevrim içi yorumlar, kamuoyunun kişi hakkındaki ilk izlenimini oluşturmaktadır. Bu nedenle gerçeğe aykırı haberler, eksik bilgiye dayanan yayınlar, tek taraflı haberler veya yıllarca internet ortamında bırakılan güncelliğini yitirmiş içerikler, kişinin yalnızca manevi dünyasını değil; mesleki kariyerini, ticari faaliyetlerini ve ekonomik ilişkilerini de doğrudan etkileyebilmektedir. Özellikle avukatlar, akademisyenler, doktorlar, hâkimler, savcılar, siyasetçiler, şirket yöneticileri ve kamuoyunda tanınan kişiler bakımından dijital itibarın korunması, klasik kişilik hakkı korumasının ötesine geçen özel bir önem taşımaktadır.
2.3. Özel Hayatın Gizliliği
Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınan özel hayatın gizliliği, internet hukukunun en önemli koruma alanlarından biridir. Kişinin rızası olmaksızın yayımlanan;
- aile hayatına ilişkin bilgiler,
- özel yazışmalar,
- elektronik posta içerikleri,
- telefon görüşmeleri,
- görüntü kayıtları,
- konum bilgileri,
- sağlık verileri,
- özel yaşamına ilişkin fotoğraflar,
özel hayatın gizliliğini ihlal edebilir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bulut depolama sistemlerinden sızdırılan belgeler, hackleme sonucu elde edilen veriler ve yapay zekâ ile oluşturulan sahte görüntüler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.
2.4. Kişisel Verilerin Korunması
Günümüzde internet ortamında yer alan bilgilerin önemli bir kısmı aynı zamanda kişisel veri niteliği taşımaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca kişisel veri; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Bu kapsamda;
- ad ve soyad,
- fotoğraf,
- video görüntüsü,
- ses kaydı,
- kimlik numarası,
- telefon numarası,
- elektronik posta adresi,
- IP adresi,
- biyometrik veriler,
- sağlık bilgileri,
- disiplin kayıtları,
- ceza yargılamalarına ilişkin bilgiler,
kişisel veri olarak kabul edilebilmektedir. İnternet ortamında kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde yayımlanması, çoğu zaman yalnızca KVKK bakımından değil, aynı zamanda kişilik haklarının ihlali sonucunu da doğurmaktadır.
2.5. Unutulma Hakkı
İnternetin en önemli özelliklerinden biri, bilgiyi neredeyse süresiz olarak saklayabilmesidir. Oysa hukuk düzeni, bireyin geçmişindeki her olayın hayatı boyunca sürekli olarak karşısına çıkmasını kabul etmemektedir. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı bulunmadığı sürece, güncelliğini kaybetmiş kişisel verilerin ve geçmiş olaylara ilişkin internet içeriklerinin belirli bir süre sonra dijital ortamdan kaldırılmasını veya erişilemez hâle getirilmesini isteme hakkıdır. Bu hak, özellikle;
- beraat edilen ceza soruşturmaları,
- eski haber arşivleri,
- sonuçlanmış disiplin soruşturmaları,
- yıllar önceki adli süreçler,
- ekonomik hayatı olumsuz etkileyen eski haberler
bakımından uygulamada büyük önem taşımaktadır.
2.6. Fikir ve Sanat Eserleri ile Telif Haklarının Korunması
İnternet ortamında karşılaşılan hukuka aykırı içeriklerin önemli bir bölümü telif hakkı ihlallerinden kaynaklanmaktadır. Fotoğraflar, videolar, akademik makaleler, internet sitesi içerikleri, grafik tasarımlar, yazılı eserler, eğitim materyalleri ve çeşitli dijital üretimler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunabilmektedir. Özellikle haber siteleri ve sosyal medya platformlarında, hak sahibinin izni olmaksızın kullanılan fotoğraflar ve videolar, yalnızca telif hakkı ihlaline değil; çoğu zaman kişilik haklarının ve kişisel verilerin ihlaline de neden olmaktadır. Bu nedenle telif hakkı ihlallerinde içerik kaldırma talepleri çoğu zaman FSEK, KVKK ve Türk Medeni Kanunu hükümlerine birlikte dayandırılmaktadır.
2.7. Ticari İtibar ve Kurumsal Kimlik
İnternet ortamında yapılan yayınlar yalnızca gerçek kişileri değil, şirketleri ve diğer tüzel kişileri de etkileyebilmektedir. Gerçeğe aykırı ticari haberler, marka hakkında yanıltıcı bilgiler, sahte değerlendirme ve yorumlar, rekabeti bozucu içerikler veya şirket yöneticileri hakkında yayımlanan gerçek dışı haberler, kurumların ticari itibarını zedeleyebilmektedir. Bu tür uyuşmazlıklarda internetten içerik kaldırılması talepleri, haksız rekabet hükümleri, kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemeler ve ticaret hukukuna ilişkin hükümlerle birlikte değerlendirilmektedir.
2.8. Dijital Kimlik ve Dijital İtibar
Son yıllarda hukuk literatüründe önem kazanan kavramlardan biri de dijital kimliktir. Bir kişinin internet ortamında bıraktığı tüm dijital izler; haberler, sosyal medya hesapları, fotoğraflar, videolar, yorumlar, akademik yayınlar ve arama motoru sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, o kişinin dijital kimliğini oluşturmaktadır. Dijital itibar ise bu kimliğin toplum tarafından nasıl algılandığını ifade etmektedir. Bugün birçok işveren işe alım sürecinde, bankalar kredi değerlendirmelerinde, yatırımcılar ticari ortaklık kararlarında ve uluslararası kuruluşlar güvenlik incelemelerinde internet arama sonuçlarını dikkate almaktadır. Bu nedenle dijital itibarın korunması, artık yalnızca kişisel bir tercih değil; hukuken korunması gereken önemli bir menfaat hâline gelmiştir.
3. İnternet Ortamında Karşılaşılan Hukuka Aykırı İçerik Türleri
İnternet ortamında yayımlanan her içerik hukuka aykırı değildir. Demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve haber alma hakkı temel anayasal güvenceler arasında yer almaktadır. Bununla birlikte bu özgürlüklerin kullanılması sırasında başkalarının kişilik haklarına, özel hayatına, kişisel verilerine veya fikrî haklarına hukuka aykırı şekilde müdahale edilmesi durumunda, ilgili içerik hukuki koruma mekanizmalarının konusu hâline gelmektedir. Uygulamada internetten içerik kaldırılması taleplerinin büyük çoğunluğu belirli içerik türleri etrafında yoğunlaşmaktadır. İçeriğin niteliğinin doğru belirlenmesi, başvurulacak hukuki yolun tespiti bakımından ilk ve en önemli adımdır.
3.1. Gerçeğe Aykırı Haberler ve Yanıltıcı Yayınlar
İnternet ortamında en sık karşılaşılan uyuşmazlıkların başında gerçeğe aykırı haberler gelmektedir. Bir haberin hukuka aykırı sayılabilmesi için tamamen uydurma olması şart değildir. Gerçek olayların eksik, çarpıtılmış, bağlamından koparılmış veya tek taraflı biçimde aktarılması da kişilik haklarının ihlaline yol açabilir. Örneğin;
- yargılaması devam eden bir dosyada kişinin peşinen suçlu gibi gösterilmesi,
- ilk derece mahkemesi kararının kesinleşmiş hüküm gibi sunulması,
- yalnızca bir tarafın iddialarına yer verilmesi,
- ilgili kişiye cevap hakkı tanınmaması,
- haber başlığının içerikten daha ağır ve yanıltıcı olması,
hukuki sorumluluk doğurabilecek durumlar arasında yer almaktadır. Basın özgürlüğü, gerçeğe uygun haber yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Haberin yayımlandığı tarihte görünür gerçekliğe dayanması, güncel olması ve kamu yararını gözetmesi gerekir. Bu kriterlerin ortadan kalkması hâlinde, internet ortamında yayının varlığını sürdürmesi kişilik haklarını ihlal edebilir.
3.2. Hakaret, İftira ve İtibar Zedeleyici İçerikler
Hakaret niteliğindeki paylaşımlar yalnızca sosyal medya kullanıcıları tarafından değil, haber siteleri, forumlar, bloglar ve yorum platformları aracılığıyla da yapılabilmektedir. İnternet ortamında;
- aşağılayıcı ifadeler,
- küçük düşürücü ithamlar,
- gerçek dışı suç isnatları,
- alay edici görseller,
- montajlanmış videolar,
- hedef gösterici içerikler,
kişinin şeref ve saygınlığını zedeleyebilir. Bazı durumlarda içerik açıkça hakaret içermese bile, haberin bütününün oluşturduğu algı kişiyi toplum önünde itibarsızlaştırabilecek nitelikte olabilir. Özellikle dijital ortamda yapılan sistematik yayınlar, birbirini tekrar eden haberler veya aynı kişi hakkında yıllar boyunca oluşturulan olumsuz dijital içerik havuzu, tek tek değerlendirildiğinde hukuka uygun görülebilecek yayınların dahi birlikte kişilik haklarını ihlal etmesine yol açabilir.
3.3. Tek Taraflı Haberler ve Cevap Hakkı Tanınmadan Yapılan Yayınlar
Basın meslek ilkeleri ve adil habercilik anlayışı, mümkün olduğu ölçüde haberin taraflarının görüşlerine yer verilmesini gerektirir. Her somut olayda gazetecinin ilgili kişiyi arama yükümlülüğü bulunduğu söylenemese de özellikle ağır ithamlar içeren haberlerde yalnızca bir tarafın iddialarının aktarılması ve karşı tarafın görüşünün hiç alınmaması, haberin objektifliğini zedeleyebilir. Bu tür yayınlarda daha sonra kullanılacak cevap ve düzeltme hakkı, çoğu zaman kişilik haklarının korunmasına yönelik ilk hukuki başvuru araçlarından biri olmaktadır.
3.4. Güncelliğini Kaybetmiş Haberler ve Dijital Arşivler
İnternet hukukunda en fazla tartışılan konulardan biri de eski haberlerin internet arşivlerinde süresiz olarak erişilebilir durumda tutulmasıdır. Bir haber yayımlandığı tarihte tamamen hukuka uygun olabilir. Ancak;
- ceza yargılamasının beraatla sonuçlanması,
- disiplin soruşturmasının kapanması,
- iddiaların asılsız olduğunun anlaşılması,
- olayın üzerinden uzun yıllar geçmesi,
durumunda aynı haberin internet ortamında erişilebilir olmaya devam etmesi, kişilik haklarını ihlal edebilir. İşte unutulma hakkı tam da bu noktada devreye girmektedir. Özellikle arama motorlarında isim-soyisim yazıldığında ilk sıralarda çıkan eski haberler, bireyin geleceğini geçmişteki olaylara mahkûm edebilmektedir.
3.5. İzinsiz Fotoğraf ve Video Kullanımı
İnternet ortamında en sık rastlanan ihlallerden biri de kişilere ait fotoğraf ve videoların rıza olmaksızın kullanılmasıdır. Bir kişinin;
- sosyal medya hesabındaki fotoğrafının,
- kişisel internet sitesindeki görsellerinin,
- mesleki portresinin,
- konferans veya televizyon kayıtlarının,
izin alınmaksızın haber sitelerinde, bloglarda veya sosyal medya platformlarında yayımlanması, birden fazla hukuki sonucu aynı anda doğurabilir. Böyle bir kullanım;
- kişilik hakkını ihlal edebilir,
- kişisel veri niteliği taşıyabilir,
- eser niteliği taşıyan fotoğraflarda telif hakkını ihlal edebilir.
Özellikle haber sitelerinin, kişilerin Facebook, Instagram, LinkedIn veya kurumsal internet sitelerinden aldıkları fotoğrafları herhangi bir izin almaksızın kullanmaları uygulamada sıkça karşılaşılan uyuşmazlıklardandır.
3.6. Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Şekilde Yayınlanması
İnternet ortamında yayımlanan birçok içerik aynı zamanda kişisel veri içermektedir. Örneğin;
- kimlik bilgileri,
- telefon numaraları,
- adres bilgileri,
- elektronik posta adresleri,
- sağlık raporları,
- disiplin kayıtları,
- ceza soruşturmalarına ilişkin bilgiler,
- pasaport veya kimlik görüntüleri,
ilgili kişinin açık rızası bulunmaksızın yayımlandığında hukuki sorumluluk doğurabilir.
Kişisel verilerin internet ortamında yayımlanması, yalnızca ilgili kişinin mahremiyetini değil, fiziksel güvenliğini ve ekonomik hayatını da tehlikeye sokabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.
3.7. Sosyal Medya Paylaşımları
Bugün internetten içerik kaldırılması başvurularının önemli bir kısmı sosyal medya platformlarına ilişkindir. Bunlar arasında;
- X (Twitter) paylaşımları,
- Facebook gönderileri,
- Instagram içerikleri,
- LinkedIn paylaşımları,
- TikTok videoları,
- Reddit tartışmaları,
yer almaktadır. Sosyal medya içerikleri, klasik haberlerden farklı olarak çok daha hızlı yayılmakta ve çok daha kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşabilmektedir. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarına ilişkin hukuki müdahalenin gecikmesi, zararın katlanarak artmasına neden olabilmektedir.
3.8. Sahte Hesaplar, Kimlik Taklidi ve Deepfake İçerikler
Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişmeler, internet hukukuna yeni sorun alanları kazandırmıştır. Bugün;
- başkasının adına açılan sahte sosyal medya hesapları,
- yapay zekâ ile oluşturulan sahte videolar,
- değiştirilmiş ses kayıtları,
- gerçek olmayan röportajlar,
- montajlanmış fotoğraflar,
kişilik haklarına yönelik en ağır ihlal biçimlerinden biri hâline gelmiştir. Bu tür içeriklerde çoğu zaman yalnızca içerik kaldırılması yeterli olmamakta; aynı zamanda ceza soruşturması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin başvurular ve maddi-manevi tazminat davaları da gündeme gelebilmektedir.
3.9. Telif Haklarını İhlal Eden Dijital İçerikler
İnternet ortamında yalnızca kişilik hakları değil, fikrî mülkiyet hakları da sıklıkla ihlal edilmektedir. Örneğin;
- internet sitelerindeki makalelerin kopyalanması,
- fotoğrafların izinsiz kullanılması,
- eğitim videolarının çoğaltılması,
- akademik çalışmaların izinsiz paylaşılması,
- kurumsal internet sitelerindeki içeriklerin aynen alınması,
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hukuki sorumluluk doğurabilir. Bu tür ihlallerde içerik kaldırma talepleri çoğu zaman telif hakkına dayandırılmakta; ayrıca maddi ve manevi tazminat istemleri de ileri sürülebilmektedir.
4. İnternet Ortamında Hukuki Koruma Mekanizmaları
İnternet ortamında yayımlanan hukuka aykırı içeriklerin kaldırılması bakımından tek bir kanuni düzenleme veya tek bir başvuru yolu bulunmamaktadır. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, bütün uyuşmazlıkların yalnızca 5651 sayılı Kanun kapsamında çözülebileceğinin düşünülmesidir. Oysa internet hukukunda başarıya ulaşan başvuruların önemli bir kısmı, birden fazla mevzuat hükmünün birlikte değerlendirilmesi sayesinde sonuçlandırılmaktadır.
Korunmak istenen hukuki değere göre farklı hukuk dalları devreye girmektedir. Örneğin gerçeğe aykırı bir haber nedeniyle kişinin şeref ve saygınlığının zedelenmesi hâlinde Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca saldırının durdurulması, önlenmesi ve manevi tazminat talep edilebilirken; aynı haberde kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde yayımlanması durumunda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri de uygulanabilecektir. Haber içerisinde izinsiz kullanılan fotoğraf veya video bulunması hâlinde ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında telif hakkı ihlali gündeme gelebilecektir.
5651 sayılı Kanun, internet yayınlarına ilişkin en önemli özel düzenlemeyi oluşturmakta olup, erişimin engellenmesi ve içeriğin yayından çıkarılması bakımından temel hukuki araçlardan biridir. Bununla birlikte 5651 sayılı Kanun, internet hukukunun tamamını düzenleyen genel bir kanun değildir; kişilik haklarının korunması bakımından diğer hukuk dallarıyla birlikte uygulanması gereken özel bir düzenlemedir.
Anayasa’nın 17., 20., 26., 28. ve 36. maddeleri; kişilik hakları, özel hayatın gizliliği, ifade ve basın özgürlüğü ile hak arama özgürlüğü arasında kurulması gereken dengeyi belirlemektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlarken, Türk Borçlar Kanunu kişilik haklarının ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine hukuki dayanak oluşturmaktadır.
Yargıtay da internet ortamındaki uyuşmazlıklarda tek bir kanun hükmüyle sonuca gidilemeyeceğini kabul etmekte; olayın niteliğine göre kişilik hakları, basın özgürlüğü, unutulma hakkı, kişisel verilerin korunması ve telif haklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Özellikle unutulma hakkına ilişkin kararlarında Yargıtay, üstün kamu yararı bulunmadığı sürece dijital hafızada yer alan ve güncelliğini yitiren içeriklerin bireyin geleceğini olumsuz etkilememesi gerektiğini kabul etmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.06.2015, E. 2014/4-56, K. 2015/1679; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 23.10.2025, E. 2023/12295, K. 2025/14577).
Sonuç olarak, internet ortamında hukuka aykırı içeriklerle mücadelede başarılı bir hukuki strateji, yalnızca ilgili internet bağlantısının (URL) kaldırılmasını hedeflememeli; somut olayın özelliklerine göre erişimin engellenmesi, içeriğin yayından çıkarılması, kişisel verilerin silinmesi veya anonimleştirilmesi, arama motoru indekslerinin kaldırılması, cevap ve düzeltme hakkının kullanılması ile maddi ve manevi tazminat taleplerini birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşım benimsemelidir. Dijital itibarın etkin şekilde korunması ancak bu çok katmanlı hukuki koruma mekanizmalarının birlikte ve doğru sırayla işletilmesiyle mümkündür.
5. İnternette İçerik Kaldırılması ve Erişimin Engellenmesi
İnternet ortamında hukuka aykırı bir içerikle karşılaşan kişilerin en sık yönelttiği soru, söz konusu yayının nasıl kaldırılabileceği veya erişimin nasıl engellenebileceğidir. Ancak uygulamada “içeriğin kaldırılması“, “erişimin engellenmesi“, “arama motorundan çıkarılması” ve “unutulma hakkı kapsamında görünürlüğün azaltılması” kavramları sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Oysa bu hukuki mekanizmalar aynı sonucu doğurmaz ve her biri farklı amaçlara hizmet eder.
İçeriğin kaldırılması, hukuka aykırı yayının kaynak internet sitesinden tamamen silinmesini ifade eder. İçerik kaldırıldığında ilgili haber, fotoğraf, video veya paylaşım artık yayınlandığı platformda görüntülenemez. Buna karşılık erişimin engellenmesi, içeriğin teknik olarak yayında kalmasına rağmen Türkiye’den veya belirli erişim yöntemleriyle görüntülenmesinin önlenmesini amaçlayan bir tedbirdir. Uygulamada özellikle yabancı kaynaklı internet sitelerinde veya içeriğin kaldırılmasının mümkün olmadığı durumlarda erişimin engellenmesi kararı önemli bir koruma aracı olarak kullanılmaktadır.
Bir diğer hukuki mekanizma ise arama motoru indekslerinin kaldırılmasıdır. Bu yöntemde içerik tamamen silinmemekte; ancak Google ve benzeri arama motorlarında kişinin adı ve soyadı ile yapılan aramalarda ilgili bağlantının görünürlüğü azaltılmakta veya tamamen kaldırılmaktadır. Özellikle unutulma hakkı kapsamında yapılan başvuruların önemli bir kısmı bu yönteme dayanmaktadır.
Türk hukukunda internet ortamındaki içeriklere karşı başvurulabilecek en önemli özel düzenlemelerden biri 5651 sayılı Kanun’dur. Kanun, internet ortamında yapılan yayınlar nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğinin ileri sürülmesi hâlinde, içeriğin yayından çıkarılması veya erişimin engellenmesine ilişkin çeşitli koruma mekanizmaları öngörmektedir. Bununla birlikte uygulamada yalnızca 5651 sayılı Kanun’a dayanılması her zaman yeterli olmayabilir. İçeriğin niteliğine göre Türk Medeni Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu veya Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine dayalı talepler de birlikte ileri sürülebilir.
Yargıtay da internet ortamındaki uyuşmazlıklarda, hukuka aykırı içeriğin mümkün olduğu ölçüde URL bazında değerlendirilmesi gerektiğini, bütün internet sitesinin erişime kapatılmasının ise istisnai bir tedbir olduğunu kabul etmektedir. Bunun yanında kişilik haklarını açıkça ihlal eden ve başka şekilde giderilmesi mümkün olmayan yayınlarda erişimin engellenmesi kararının etkili bir hukuki koruma yöntemi olduğu vurgulanmaktadır (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 12.04.2018, E. 2017/5721, K. 2018/4485).
Öte yandan uygulamada içerik kaldırma taleplerinin önemli bir bölümü, mahkemeye başvurulmadan önce doğrudan içerik sağlayıcısına, yer sağlayıcısına veya ilgili dijital platforma yapılan başvurular sonucunda çözülebilmektedir. Özellikle açık hak ihlali oluşturan fotoğraf, video veya kişisel veri içeren yayınlarda, usulüne uygun hazırlanmış hukuki başvurular çoğu zaman dava açılmasına gerek kalmaksızın olumlu sonuç verebilmektedir. Bunun mümkün olmadığı hâllerde ise sulh ceza hâkimlikleri, asliye hukuk mahkemeleri, Kişisel Verileri Koruma Kurulu veya diğer yetkili merciler nezdinde hukuki süreç başlatılması gündeme gelmektedir. İnternet ortamında hukuka aykırı içeriklere karşı en etkili çözüm yolu, her somut olayda tek bir hukuki mekanizmaya bağlı kalmaksızın; içeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi, kişisel verilerin silinmesi, arama motoru sonuçlarının kaldırılması ve gerektiğinde maddi veya manevi tazminat taleplerini birlikte değerlendiren bütüncül bir hukuki strateji geliştirilmesidir.
6. Unutulma Hakkı ve Dijital Hafızadan Silinme Talebi
İnternet ortamında yayımlanan bir haberin hukuka uygun olarak yayımlanmış olması, o haberin süresiz olarak erişilebilir kalacağı anlamına gelmez. Dijital çağın en önemli hukuki sorunlarından biri, geçmişte yaşanan olayların internet arşivleri ve arama motorları aracılığıyla yıllar sonra dahi kişilerin karşısına çıkmaya devam etmesidir. Bu durum, bireylerin geçmişteki olaylardan bağımsız olarak yeni bir yaşam kurabilme, mesleki ve sosyal itibarlarını yeniden inşa edebilme haklarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu ihtiyaçtan doğan unutulma hakkı, bireyin geçmişte yaşadığı ve güncelliğini yitirmiş olayların, üstün bir kamu yararı bulunmadığı sürece dijital ortamda sürekli erişilebilir olmamasını isteme hakkı olarak tanımlanmaktadır. Unutulma hakkı, yalnızca kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir ilke olmayıp; aynı zamanda kişilik haklarının, özel hayatın gizliliğinin ve insan onurunun korunmasına hizmet eden çağdaş bir hukuk kurumudur.
Türk hukukunda unutulma hakkı, kanunlarda tek bir madde altında düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte Anayasa’nın 17. ve 20. maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun kişilik haklarını koruyan hükümleri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, unutulma hakkının anayasal ve yasal temelleri açıkça ortaya çıkmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da unutulma hakkını, kişinin geçmişindeki olumsuz olayların geleceğini sürekli olarak etkilemesini önlemeye yönelik bir hak olarak tanımlamış; bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini ve geçmişin yükünden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak değerlendirmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.06.2015, E. 2014/4-56, K. 2015/1679).
Bu yaklaşım, yakın tarihli Yargıtay kararlarında daha da geliştirilmiştir. Özellikle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, hakkında yapılan ceza yargılaması beraatla sonuçlanan bir kişiyle ilgili eski haberlerin yıllar boyunca internet ortamında erişilebilir durumda tutulmasının unutulma hakkını ihlal ettiğini kabul etmiştir. Kararda, haberin yayımlandığı tarihte görünür gerçeğe uygun olmasının tek başına yeterli olmadığı; aradan geçen zaman, yargılamanın sonucu, kişinin kamuoyu bakımından taşıdığı önem ve haberin güncelliği birlikte değerlendirilerek yayının internet ortamında tutulmaya devam edilmesinin kişilik haklarını ihlal edebileceği açıkça ifade edilmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 23.10.2025, E. 2023/12295, K. 2025/14577).
Unutulma hakkı bakımından belirleyici ölçüt, haberin ilk yayımlandığı tarihte hukuka uygun olup olmaması değil; başvuru tarihi itibarıyla internet ortamında erişilebilir kalmasının hâlen kamu yararına hizmet edip etmediğidir. Başka bir ifadeyle, hukuka uygun şekilde yayımlanan bir haber dahi zaman içinde hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir. Özellikle beraat kararları, kovuşturmaya yer olmadığı kararları, disiplin soruşturmalarının kapanması, cezanın infaz edilmesi veya olayın güncelliğini tamamen kaybetmesi gibi durumlarda, haberin dijital arşivlerde süresiz olarak tutulması bireyin dijital itibarını ağır şekilde zedeleyebilir.
Bununla birlikte unutulma hakkı mutlak değildir. Kamuoyunu yakından ilgilendiren siyasal gelişmeler, ağır insan hakları ihlalleri, tarihsel öneme sahip olaylar veya güncelliğini koruyan kamusal tartışmalar bakımından ifade ve basın özgürlüğü üstün gelebilir. Bu nedenle her somut olayda; haberin güncelliği, kamu yararı, kişinin toplumdaki konumu, haberin doğruluğu, geçen süre ve yayının birey üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Uygulamada unutulma hakkı kapsamında yapılan başvuruların amacı yalnızca haberin internet sitesinden kaldırılması değildir. Somut olayın özelliklerine göre arama motorlarından indeksin kaldırılması, kişisel verilerin anonimleştirilmesi, isim ve soyad bilgilerinin silinmesi veya ilgili URL’nin erişime kapatılması da uygun çözüm yöntemleri arasında yer alabilir. Bu nedenle unutulma hakkı, dijital çağda bireyin geçmişi ile geleceği arasında adil bir denge kurulmasını sağlayan en önemli hukuki koruma mekanizmalarından biri hâline gelmiştir.
7. İnternette İçerik Kaldırılması İçin İzlenecek Hukuki Başvuru Süreci
İnternet ortamında kişilik haklarını ihlal eden bir içerikle karşılaşıldığında, çoğu zaman ilk tepki doğrudan dava açmak olmaktadır. Oysa uygulamada her olayın mahkemeye taşınması gerekli değildir. Doğru planlanan ve hukuki dayanağı güçlü şekilde hazırlanan başvurular, birçok uyuşmazlığın yargılama sürecine ihtiyaç duyulmaksızın çözümlenmesini sağlayabilmektedir. Bununla birlikte, başvuruların yanlış sırayla yapılması veya eksik hukuki gerekçelere dayanması, hak kayıplarına ve sürecin gereksiz şekilde uzamasına neden olabilmektedir.
7.1. Hukuka Aykırı İçeriğin Delillendirilmesi
İlk adım, hukuka aykırı yayının eksiksiz şekilde tespit edilmesidir. Uygulamada yalnızca ekran görüntüsü almak çoğu zaman yeterli olmayabilir. İçeriğin URL adresi, yayın tarihi, erişim tarihi, varsa güncelleme bilgileri ve ilgili sayfanın tamamı muhafaza edilmelidir. İçeriğin daha sonra değiştirilmesi veya silinmesi ihtimaline karşı noter aracılığıyla internet tespiti yaptırılması ya da elektronik delil tespiti yöntemlerine başvurulması, özellikle yüksek değerli uyuşmazlıklarda önemli bir ispat avantajı sağlayabilir.
7.2. İçerik Sağlayıcısına veya Yayın Kuruluşuna Başvuru
Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, içerik sağlayıcısına veya yayın kuruluşuna yapılacak hukuki nitelikli bir başvuru ile çözülebilmektedir. Başvuruda yalnızca “haber kaldırılsın” şeklinde genel bir talepte bulunulması yeterli değildir. İçeriğin hangi hukuki hakları ihlal ettiği, hangi bilgilerin gerçeğe aykırı olduğu, hangi fotoğraf veya videoların izinsiz kullanıldığı ve hangi kanuni düzenlemelere aykırılık oluşturduğu somut biçimde ortaya konulmalıdır.
7.3. Cevap ve Düzeltme Hakkının Kullanılması
Gerçeğe aykırı veya eksik bilgi içeren haberlerde, cevap ve düzeltme hakkı önemli bir hukuki koruma aracıdır. Özellikle tek taraflı habercilik sonucunda ilgili kişinin görüşüne yer verilmemiş olması hâlinde, hazırlanacak cevap metni hem uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilir hem de daha sonra açılabilecek davalarda önemli bir delil niteliği taşıyabilir.
7.4. Sulh Ceza Hâkimliğine Başvuru
5651 sayılı Kanun kapsamında kişilik haklarının ihlal edildiği durumlarda, içeriğin yayından çıkarılması veya erişimin engellenmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Kanun, kişilik hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişiye içerik sağlayıcısına başvurabileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurma imkânı da tanımaktadır. Bu husus Yargıtay içtihatlarında da açıkça kabul edilmektedir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 05.11.2015, E. 2015/210, K. 2015/6747; Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 05.11.2015, E. 2015/221, K. 2015/6746).
7.5. Kişisel Verilerin Korunması Kapsamındaki Başvurular
Yayınlanan içerikte ad-soyad, fotoğraf, video, iletişim bilgileri, sağlık verileri veya adli süreçlere ilişkin kişisel veriler bulunuyorsa, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında veri sorumlusuna başvurulması ve gerektiğinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu nezdinde idari başvuru yapılması mümkündür. Özellikle hukuki dayanağı ortadan kalkmış kişisel verilerin internet ortamında tutulmaya devam edilmesi, unutulma hakkı bakımından da ayrıca değerlendirilmektedir.
7.6. Telif Haklarının Korunmasına İlişkin Başvurular
İnternet ortamında kişiye ait fotoğraf, video, makale veya diğer eserlerin izinsiz kullanılması hâlinde, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında içeriğin kaldırılması ve maddi-manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Özellikle eser sahibinin izni olmaksızın internet sitelerinde veya sosyal medya platformlarında kullanılan görseller, yalnızca telif hakkı ihlali değil; çoğu zaman kişilik haklarının ihlali sonucunu da doğurmaktadır.
7.7. Arama Motorlarına Yapılan Başvurular
Bazı durumlarda haber internet sitesinde kalmaya devam etse bile, arama motorlarında kişinin adıyla yapılan aramalarda görünürlüğünün kaldırılması yeterli bir çözüm sağlayabilir. Özellikle unutulma hakkı kapsamındaki uyuşmazlıklarda arama motorlarına yapılan başvurular, yargısal süreçlerle birlikte veya onlardan bağımsız olarak değerlendirilebilir.
7.8. Hukuk ve Ceza Davaları
İçeriğin niteliğine göre maddi ve manevi tazminat davaları açılması, kişilik haklarına saldırının durdurulmasının talep edilmesi veya hakaret, iftira, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve yayılması gibi suçlar bakımından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması da mümkündür. Özellikle sistematik şekilde yürütülen dijital karalama kampanyalarında, farklı hukuki yolların birlikte kullanılması çoğu zaman daha etkili sonuç vermektedir.
İnternette içerik kaldırılması başvurularında başarı oranını belirleyen en önemli unsur, hangi hukuki yolun seçildiği değil; somut olayın doğru analiz edilmesidir. Aynı yayın, kişilik haklarını ihlal ederken aynı zamanda kişisel veri niteliği taşıyabilir, telif hakkını ihlal edebilir ve unutulma hakkını gündeme getirebilir. Bu nedenle her dosya; internet hukuku, kişilik hakları, veri koruma hukuku, fikrî mülkiyet hukuku ve basın hukuku bakımından birlikte değerlendirilmelidir. Stratejik olarak planlanan çok katmanlı başvurular, hem içeriğin daha kısa sürede kaldırılmasını hem de dijital itibarın daha etkin şekilde korunmasını sağlayacaktır.
8. Sonuç ve Hukuki Destek
İnternet, bilgiye erişimi kolaylaştıran ve ifade özgürlüğünü güçlendiren en önemli iletişim araçlarından biri olmakla birlikte, kişilik haklarının ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, telif haklarının ihlali ve dijital itibarın zedelenmesi bakımından da önemli hukuki riskler barındırmaktadır. İnternet ortamında yayımlanan bir içerik, yalnızca yayımlandığı gün değil, arama motorları ve dijital arşivler aracılığıyla yıllar boyunca bireylerin ve kurumların sosyal, mesleki ve ekonomik yaşamını etkilemeye devam edebilir. Bu nedenle, hukuka aykırı içeriklerle mücadelede yalnızca tek bir kanuna veya tek bir başvuru yoluna dayanmak çoğu zaman yeterli değildir. Somut olayın özelliklerine göre kişilik haklarının korunması, unutulma hakkı, kişisel verilerin korunması, telif hakları, cevap ve düzeltme hakkı, erişimin engellenmesi, içeriğin yayından çıkarılması, arama motoru sonuçlarının kaldırılması ve maddi veya manevi tazminat taleplerinin birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir hukuki yaklaşım benimsenmelidir.
Uygulamada her olay kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmelidir. İçeriğin yayımlandığı tarih, güncelliği, kamu yararı, kullanılan dil, başvurucunun toplumsal konumu, yargısal sürecin sonucu ve içeriğin dijital itibar üzerindeki etkisi gibi birçok unsur, izlenecek hukuki stratejiyi doğrudan belirlemektedir. Bu nedenle standart dilekçeler veya genel nitelikte başvurular yerine, somut olayın özelliklerine göre hazırlanan kapsamlı hukuki değerlendirmeler çok daha etkili sonuçlar vermektedir.
Bıçak Hukuk, internet hukuku, kişilik haklarının korunması, dijital itibar yönetimi, unutulma hakkı, kişisel verilerin korunması ve fikrî mülkiyet hukuku alanlarında gerçek kişiler, şirketler, akademisyenler, avukatlar, sağlık profesyonelleri, yöneticiler ve uluslararası müvekkiller adına hukuki danışmanlık ve dava hizmetleri sunmaktadır. Hizmetlerimiz arasında; hukuka aykırı internet içeriklerinin kaldırılması, erişimin engellenmesi başvuruları, cevap ve düzeltme hakkının kullanılması, KVKK kapsamındaki başvurular, telif hakkı ihlallerine ilişkin işlemler, arama motoru sonuçlarının kaldırılması talepleri, maddi ve manevi tazminat davaları ile ulusal ve uluslararası dijital platformlar nezdindeki hukuki süreçlerin yürütülmesi yer almaktadır. İnternet ortamında yer alan hukuka aykırı bir içerik nedeniyle hak kaybına uğradığınızı düşünüyorsanız, olayın hukuki boyutunun uzman bakış açısıyla değerlendirilmesi ve zamanında doğru başvuru yollarının işletilmesi, haklarınızın etkin şekilde korunması bakımından büyük önem taşımaktadır.












Comments
No comments yet.