Cezaevi Yatar Süresi Nasıl Hesaplanır? İnfaz, Şartla Tahliye ve Denetimli Serbestlik

Cezaevi yatar hesaplama, yalnızca mahkeme kararında yazan ceza süresine bakılarak yapılamayan, infaz hukuku kurallarıyla şekillenen çok boyutlu bir süreçtir. Fiilen cezaevinde geçirilecek süre; suçun türüne, suç tarihine, mükerrirlik durumuna, denetimli serbestlik uygulamasına, iyi hâl değerlendirmesine ve resmi müddetname hesaplarına göre değişiklik gösterebilir. Koşullu salıverme, denetimli serbestlik, infaz erteleme ve konutta infaz gibi mekanizmalar, yatar süresini doğrudan etkileyen temel unsurlardır. Ayrıca tutukluluk mahsupları, disiplin cezaları ve açık cezaevine geçiş süreçleri de tahliye tarihini ileri veya geri alabilir. Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlerinde ise özel infaz rejimleri uygulanmakta ve süre hesapları farklı esaslara dayanmaktadır. Bu nedenle internet üzerindeki genel tablolar çoğu zaman yanıltıcı olmakta, her dosyanın kendi hukuki özellikleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu rehber, cezaevi yatar hesabına ilişkin tüm temel kavramları, güncel infaz rejimini ve uygulamadaki kritik noktaları sistematik biçimde açıklamayı amaçlamaktadır. Kendi dosyanıza özgü yatar süresinin doğru şekilde belirlenmesi ve infaz sürecinin etkin yönetilmesi için Bıçak, profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Cezaevi Ceza Yatar Süresi Hesaplama Güncel İnfaz Rehberi Nasıl Hesaplanır İnfaz Şartla Tahliye Denetimli Serbestlik Avukat Hukuk Büro mahkum

Ceza Yatar Hesaplama: Güncel İnfaz Rehberi

1. Giriş: “Yatar” Nedir, Neden Yanlış Bilinir ve Bu Rehber Ne Sağlar?

Ceza hukukunda bir hükümlünün ceza infaz kurumunda fiilen geçireceği süre, uygulamada ve gündelik dilde çoğu zaman “yatar” ifadesiyle anılır. Ancak “yatar”, mahkemenin hüküm fıkrasında yazan “hapis cezası süresi” ile aynı şey değildir. Çünkü Türkiye’de infaz sistemi, cezanın kesinleşmesinden sonra başlayan süreçte; şartla tahliye (koşullu salıverme), denetimli serbestlik, infaz erteleme, tutuklulukta geçen sürenin mahsubu, iyi hâl değerlendirmesi ve bazı özel infaz usulleri gibi çok sayıda hukuki mekanizmayı dikkate alarak “fiilen içeride kalınacak süreyi” yeniden şekillendirir. Bu nedenle “kaç yıl ceza aldım?” sorusu ile “kaç yıl yatarım?” sorusu çoğu dosyada farklı cevaplara sahiptir.

Yatar hesabı”nı doğru kurmak, yalnızca merak gidermek için yapılan bir aritmetik işlem değildir. Hükümlü ve yakınları bakımından; teslim (cezaevine giriş) planlaması, aile-iş düzeni, avukatla strateji belirleme, müddetnamenin kontrolü, denetimli serbestlik ve açık cezaevi koşullarının takibi, hatta bazı durumlarda infaz erteleme başvurularının zamanlaması gibi pratik ve hayati sonuçlar doğurur. Üstelik infaz hukuku, mevzuatın sık değiştiği ve bu değişikliklerin çoğu zaman “genel kural-istisna” ilişkisi üzerinden çalıştığı bir alandır. Bu sebeple kulaktan dolma bilgiler, sosyal medya yorumları veya “herkes için geçerli” gibi sunulan oranlar, somut dosyada hatalı yönlendirmelere yol açabilir.

Bu rehberin temel amacı; cezaevi yatar süresinin nasıl belirlendiğini sistematik bir çerçeve içinde açıklamak, okuyucunun “hangi verilerle hesap yapılır?” sorusuna net cevaplar vermek ve özellikle kafa karışıklığına yol açan kavramları (infaz, şartla tahliye/koşullu salıverme, denetimli serbestlik, bihakkın tahliye, müddetname) daha en başta berraklaştırmaktır. Rehber, yalnızca kavramları tanımlamakla yetinmeyecek; infazın nasıl başladığını (çağrı kâğıdı, teslim, yakalama), “yatar” hesabında belirleyici olan suç tarihi-suç türü-ceza miktarı üçlüsünü, adi suçlar ile terör/istisna suçlar arasındaki farkları, müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet rejimlerini ve birden fazla ceza halinde uygulanan üst sınırları da okuyucunun anlayabileceği bir düzende ortaya koyacaktır. Ayrıca pratiklik için, hesaplamayı soyut kurallarla bırakmayıp örnek senaryolar üzerinden adım adım gösterecek; sık sorulan soruları kısa ve net cevaplarla ayrı bir bölümde toplayacaktır.

Özellikle vurgulamak gerekir ki, infaz hesabında “tek bir sihirli oran” yoktur. Aynı yıl miktarında bir hapis cezası, suçun niteliğine, suç tarihine, mükerrirlik durumuna, cezaların toplanma biçimine, istisna suç rejimlerine ve güncel mevzuat değişikliklerine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Bu rehber bu yüzden “genel bilgi” ile “somut dosya” ayrımını sürekli gözetir: Buradaki açıklamalar, okuyucunun doğru zeminde değerlendirme yapmasına yardımcı olur; nihai ve güvenli sonuç için ise müddetname gibi resmi belgelerin incelenmesi ve dosya özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak bu yazı, “yatar” meselesini tek cümlelik kalıplarla değil; hem vatandaşın anlayabileceği kadar açık, hem de gerektiğinde bir hukukçu için referans niteliği taşıyacak kadar sistematik biçimde ele almayı hedefler. Aşağıdaki bölümlerde önce temel kavramları netleştirecek, sonra infazın nasıl başladığını ve hangi kriterlerle “yatar” süresinin belirlendiğini adım adım açıklayacağız.

2. Kavramsal Çerçeve: Yatar Hesabının Temel Taşları

Bu rehberde kullanılacak kavramlar netleşmeden “yatar” hesabı sağlıklı kurulamaz. Çünkü infaz hukukunda aynı olgu, farklı kavramlarla ifade edilebilir; ayrıca günlük dilde kullanılan ifadeler çoğu zaman teknik anlamı karşılamaz. Aşağıda, cezaevi yatış süresini doğrudan etkileyen temel kavramları tanım-işlev-pratik sonuç ekseninde açıklanmaktadır. 

2.1. İnfaz Nedir?

İnfaz, mahkeme hükmüyle verilen ceza ve güvenlik tedbirlerinin kesinleşmeden sonra fiilen yerine getirilmesi sürecidir. Ceza muhakemesi “hükme” kadar gider; infaz hukuku ise hükmün kesinleşmesinden sonra başlar ve “cezanın nasıl, nerede, ne kadar süreyle ve hangi koşullarla” yerine getirileceğini düzenler. Türkiye’de bu alanın ana omurgası 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanundur. Pratikte infaz; yalnızca cezaevine giriş–çıkıştan ibaret değildir. Hükümlünün:

  • hangi infaz rejimine tabi olacağı,
  • açık/kapalı ceza infaz kurumuna ayrılma koşulları,
  • şartla tahliye (koşullu salıverme) tarihi,
  • denetimli serbestlik tarihi,
  • mahsup (tutukluluk sürelerinin düşülmesi),
  • infaz erteleme, konutta infaz, gece/hafta sonu infaz gibi usuller

gibi kritik meseleler “infaz hesabı”nın parçasıdır. Bu nedenle “infaz” kavramı, yatar hesabının şemsiyesi; diğer kavramlar ise bu şemsiyenin altında sonucu değiştiren teknik araçlardır.

2.2. “Şartla Tahliye” ve “Koşullu Salıverme” Aynı mı?

Evet. Uygulamada “şartla tahliye” denilse de teknik adı koşullu salıvermedir. İkisi aynı kurumdur. Koşullu salıverme, hükümlünün cezasının kanunda öngörülen kısmını infaz kurumunda çekmiş olması ve “iyi hâl” değerlendirmesini geçmesi halinde, kalan kısmı cezaevi dışında geçirebilmesine imkân veren mekanizmadır. Bu, halk arasında bazen “ceza indirimi” gibi anlatılır; ancak doğrusu şudur:

  • Cezanın kendisi ortadan kalkmaz.
  • Hükümlü “tam serbest” hale gelmez.
  • Koşullu salıverme, belirli şartlara bağlanan bir infaz rejimi

Burada iki kritik nokta vardır:

  • Koşullu salıverme bir ‘oran’ meselesidir. Adi suçlarda, terör/istisna suçlarda, müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hallerinde ve mükerrirlikte farklı oran/süre rejimleri vardır. Bu rehberin ilerleyen bölümlerinde oran ve süreler, suç tarihine göre güncel mevzuatla birlikte tablo halinde verilecektir.
  • Koşullu salıverme “iyi hâl” ile tamamlanır. Kanundaki süre dolsa bile, iyi hâl değerlendirmesi olumsuz ise koşullu salıverme gecikebilir. Dolayısıyla “yatar” hesabı yalnızca matematik değildir; infaz sürecinin davranışsal/kurumsal boyutu da sonucu etkiler.

2.3. Denetimli Serbestlik Nedir?

Denetimli serbestlik, infazın belirli bir kısmının cezaevi dışında, denetim ve yükümlülükler altında yerine getirilmesidir. En kritik yanlış anlaşılma şudur: Denetimli serbestlik, “cezanın bitmesi” değildir; ceza infazı devam eder, yalnızca infazın mekânı ve yöntemi değişir. Denetimli serbestlik uygulamasında tipik olarak:

  • belirli adreste ikamet,
  • imza yükümlülüğü,
  • kamuya yararlı işte çalışma,
  • eğitim/rehabilitasyon programları,
  • belirli yerlere girmeme, belirli kişilerle görüşmeme,
  • elektronik izleme (bazı hallerde)

gibi yükümlülükler gündeme gelebilir. Denetimli serbestlik rejimi, yıllar içinde değişikliklere konu olduğu için “1 yıl/2 yıl/3 yıl” gibi tek sayı üzerinden konuşmak çoğu zaman yanıltıcıdır. Bu rehberde denetimli serbestlik suç tarihi ve güncel mevzuat dikkate alınarak ele alınacaktır.

2.4. Bihakkın Tahliye Nedir?

Bihakkın tahliye, hükümlünün aldığı cezanın tamamını infaz etmesi sonucu tahliye edilmesidir. Koşullu salıverme, cezanın tamamı bitmeden çıkış imkânı doğururken; bihakkın tahliyede ceza artık bitmiştir. Bihakkın tahliye kavramı özellikle şu başlıklarda önem kazanır:

  • Koşullu salıvermeden yararlanılamayan haller: Bazı suç ve statülerde (özellikle belirli istisna rejimleri) koşullu salıverme hiç uygulanmayabilir veya çok sınırlı uygulanır. Bu durumda fiili yatış “bihakkın tahliye” mantığına yaklaşır.
  • Müebbet/ağırlaştırılmış müebbet rejimleri: Bu cezalarda koşullu salıverme süreleri ve bihakkın tahliye süreleri birbirinden keskin şekilde ayrılır.
  • Birden fazla ceza / üst sınır tartışmaları: Çoklu mahkumiyetlerde koşullu salıverme bakımından üst sınırlar ve bihakkın tahliye mantığı ayrı ayrı değerlendirilir.

Bu rehberin ilerleyen bölümünde, müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet için hem koşullu salıverme hem bihakkın tahliye süreleri ayrıca gösterilecektir.

2.5. Müddetname Nedir ve Neden “Yatar” Hesabının Kalbidir?

Müddetname, hükümlünün cezasına ilişkin infaz hesabının resmi belgesidir. Pratikte “yatarın belgesi” gibi düşünülmelidir. Müddetnamede tipik olarak şunlar yer alır:

  • hükmün kesinleşme bilgileri ve ceza süresi,
  • mahsup edilecek tutukluluk/ gözaltı süreleri,
  • koşullu salıverme tarihi,
  • denetimli serbestlik değerlendirmesine esas tarih,
  • varsa ek cezalar veya özel statüler (mükerrirlik vb.),
  • cezanın infazına ilişkin teknik notlar.

Okuyucu açısından en önemli sonuç şudur: İnternette görülen genel oranlar, ancak müddetnameyle somutlanır. Bu nedenle, “yatarım kaç yıl?” sorusuna güvenli cevap aranıyorsa, mükerrer mahkumiyet, mahsup, suç tarihi, istisna rejimleri gibi ayrıntılarla birlikte müddetname kontrolü gerekir.

2.6. Yatar Hesabıyla Yakından İlgili İki Kavram Daha

  • Mahsup (Tutukluluk Süresinin Düşülmesi): Sanığın/hükümlünün soruşturma veya kovuşturma aşamasında tutuklu kaldığı süre, sonradan kesinleşen hapis cezasından düşülür. Bu, yatar hesabında “gizli çarpan” gibidir: Aynı ceza süresinde iki kişi, sırf mahsup farkı nedeniyle farklı tarihte tahliye olur.
  • İyi Hâl ve Disiplin Rejimi: Koşullu salıverme ve bazı geçişler (özellikle açık cezaevine ayrılma gibi) bakımından iyi hâl değerlendirmesi belirleyicidir. Disiplin cezaları, infaz takvimini geciktirebilir. Bu rehber, “cezaevi disiplin hukuku”nu ayrıca detaylandırmadan, yatar hesabına etki eden yönüyle iyi hâli sade biçimde ele alır.

3. İnfaz Süreci Nasıl Başlar?

Yatar” hesabı çoğu zaman oranlarla (1/2, 2/3, 3/4 gibi) konuşulur; oysa pratikte ilk kritik soru şudur: İnfaz süreci hangi usulle başlatılacak ve hükümlü cezaevine nasıl girecek? Çünkü çağrı kâğıdı, teslim süresi, yakalama, infazın ertelenmesi imkânı ve adli para cezasının hapse çevrilmesi gibi başlıklar, daha en başta sürecin akışını ve risklerini belirler. Bu bölüm, “infazın kapısı nasıl açılır?” sorusuna sistematik cevap verir.

3.1. Hapis Cezalarında Başlangıç: Çağrı Kâğıdı mı, Yakalama mı?

Hapis cezası kesinleştikten sonra dosya infaza gönderilir ve Cumhuriyet Başsavcılığı (infaz savcılığı) infaz işlemlerini başlatır. Uygulamada iki ana yol vardır:

  • Çağrı kâğıdı (teslime davet) usulü: Belirli sınırlar içindeki hapis cezalarında hükümlüye, ilamda yer alan adresine tebligat yapılarak “ceza infaz kurumuna teslim olması” istenir. Bu usul, infazın daha “düzenli” başlamasını sağlar ve çoğu zaman hükümlüye bazı taleplerini (örneğin infazın ertelenmesi) ileri sürebileceği bir zemin de açar.
  • Doğrudan yakalama usulü: Ceza miktarı veya dosyanın niteliği itibarıyla çağrı kâğıdıyla beklenmeksizin, hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılması söz konusu olabilir. Bu durumda süreç, kolluk eliyle yakalama ve ceza infaz kurumuna teslim şeklinde ilerler.

Çağrı kâğıdı hangi hallerde çıkar? Genel çerçeve şu eşikler üzerinden kurulur:

  • Kasten işlenen suçlarda: 3 yıl hapis cezası veya daha az (3 yıl dâhil)
  • Taksirle işlenen suçlarda: 5 yıl hapis cezası veya daha az (5 yıl dâhil)

Bu hallerde Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün adresine çağrı kâğıdı gönderir ve belirlenen süre içinde savcılığa başvurmasını / teslim işlemlerini başlatmasını ister.

3.2. 10 günlük teslim kuralı: “Tebligat geldi, şimdi ne olur?

Çağrı kâğıdı tebliğ edildikten sonra hükümlü bakımından kritik eşik 10 gündür. Uygulamada bu 10 günlük süre, iki nedenle hayati önemdedir:

  • Süre içinde başvurulursa: süreç kontrollü ilerler; bazı hallerde infazın ertelenmesi gibi talepler gündeme gelebilir.
  • Süre içinde başvurulmazsa: çoğu dosyada yakalama emri mekanizması devreye girer ve artık infaz, planlı bir teslim yerine “yakalama” üzerinden yürür.

Bu nedenle, “çağrı kâğıdını görmezden gelmek” pratikte en sık yapılan ve en ağır sonuç doğuran hatalardan biridir.

3.3. 10 gün içinde başvurulursa: İnfazın ertelenmesi gündeme gelebilir mi?

Evet, belirli şartlarda infazın ertelenmesi talep edilebilir. Burada iki kritik nokta vardır:

  • Erteleme, otomatik bir hak gibi düşünülmemelidir; talep + gerekçe + değerlendirme
  • Uygulamada “infaz erteleme” ile “hükmün ertelenmesi” kavramları karıştırılır. Buradaki erteleme, kesinleşmiş cezanın infazına ilişkindir. 

Genel çerçevede infaz ertelemesi bakımından şu şartlar öne çıkar:

  • Dilekçe ile başvuru yapılması
  • Ceza sınırları bakımından (kasti 3 yıl / taksirli 5 yıl) uygunluk
  • Çağrı kâğıdı tebliği sonrası 10 gün içinde müracaat edilmiş olması
  • Meşru/ikna edici mazeret bulunması
  • Gerekli görülürse savcılıkça istenebilecek teminatın yerine getirilmesi

Uygulamada erteleme talepleri, dosyanın özelliğine göre değerlendirilir; bu nedenle “nasıl olsa ertelenir” yaklaşımı doğru değildir. Ancak doğru zamanda ve doğru gerekçeyle yapılan başvuru, özellikle kısa süreli cezalar bakımından sürecin yönetilebilirliğini artırır.

3.4. 10 gün içinde başvurulmazsa: Yakalama emri nasıl devreye girer?

Çağrı kâğıdına rağmen hükümlü belirtilen süre içinde başvurmazsa, çoğu durumda:

  • Yakalama emri çıkarılır,
  • UYAP üzerinden kolluğa yansır,
  • Hükümlü yakalanarak ceza infaz kurumuna teslim edilir.

Bu aşamadan sonra süreç, hükümlünün iradesiyle planlanan bir “teslim” olmaktan çıkar; yakalama süreci hem psikolojik hem pratik hem de bazı dosyalarda hak kaybı riskini artıran bir aşamaya dönüşür. Bu nedenle çağrı kâğıdı geldiğinde yapılacak ilk iş, süreyi kaçırmadan hukuki durumun değerlendirilmesidir.

3.5. Hangi hallerde çağrı kâğıdı beklenmeden doğrudan yakalama olur?

Genel eşikler şöyle özetlenebilir:

  • Kasten işlenen suçlarda: 3 yıldan fazla hapis
  • Taksirle işlenen suçlarda: 5 yıldan fazla hapis

Bu durumlarda infazın başlangıcı, çoğu kez çağrı kâğıdı yerine yakalama hattından yürür.

3.6. Adli Para Cezalarında Başlangıç: Ödeme Emri, Taksit ve Hapse Çevirme

Yatar” rehberlerinde sık atlanan noktalardan biri şudur: Adli para cezası doğrudan “cezaevinde yatma” anlamına gelmez; ancak ödenmezse veya belirli şartlar oluşursa, infaz hukukunda para cezası hapse çevrilebilir ve bu da fiili özgürlük kaybına yol açabilir. Bu nedenle adli para cezasının infaz başlangıcı da mutlaka bilinmelidir.

3.7. Ödeme emri: para cezasında ilk adım

Adli para cezasında Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlüye ödeme emri tebliğ eder. Burada kritik olan, tebliğden sonra işlemeye başlayan süredir.

3.8. 30 günlük kritik süre: ödeme / taksit imkanının penceresi

Ödeme emrinin tebliği sonrası uygulamada en kritik eşik 30 gündür. Bu süre içinde:

  • Ödeme yapılabilir,
  • Uygun koşullarda taksitlendirme talebi gündeme gelebilir.

Taksitlendirme, hem mahkemenin hüküm verirken belirlediği taksit rejimiyle hem de infaz aşamasında savcılıkça işletilen taksit rejimiyle ilişkilendirilebilir. Pratikte önemli olan nokta şudur: Taksitlendirme imkânı, süresi içinde ve usulüne uygun talep edilmelidir.

3.9. Ödeme yapılmazsa: hapse çevirme hattı

Adli para cezası ödenmezse, infaz hukuku mekanizması “para cezasının yerine getirilmesi” için daha ağır bir yola girebilir:

  • Para cezası belirli usullerle hapse çevrilebilir veya
  • Bazı hallerde kamuya yararlı işte çalışma gibi düzenekler gündeme gelebilir.

Bu aşamada uygulamada sık görülen tablo şudur: Para cezası hapse çevrildiğinde, hükümlüye yine adresine tebligat yapılır; belirli süre içinde başvurmazsa süreç yakalama aşamasına dönebilir. Yani para cezası “ödenmeyince kendiliğinden kapanan” bir borç değildir; aksine infazın yönünü değiştirerek özgürlük kısıtlamasına kadar gidebilen bir sonuç üretir.

3.10. Pratik Kontrol Listesi: İnfaz Başlangıcında İlk 48 Saatte Ne Yapılmalı?

Bu rehberin amacı yalnızca bilgi vermek değil, okura “neye bakacağını” da göstermektir. Çağrı kâğıdı veya ödeme emri geldiğinde, pratikte şu sorular ilk sıraya alınmalıdır:

  • Cezanın türü nedir? (Hapis mi, adli para mı?)
  • Suç kasten mi, taksirle mi? (Çağrı/yakalama eşiklerini etkiler.)
  • Tebligat tarihi nedir? (10 gün / 30 gün gibi süreler buradan başlar.)
  • Dosyada mahsup var mı? (Tutukluluk/gözaltı süreleri)
  • İnfaz erteleme ihtimali var mı? (özellikle kısa süreli hapislerde)
  • Somut olayda “istisna suç” rejimi var mı? (ileride yatar oranını değiştirebilir)
  • Müddetname düzenlenmiş mi / incelendi mi? (yatarın resmi kaynağı)

Bu soruların doğru cevaplanması, sonraki bölümlerde anlatacağımız “yatar” hesabının güvenilir temelini oluşturur.

3. Yatar Hesabında Ana Omurga: Suç Tarihi (Hangi Rejim Size Uygulanır?)

Kaç yıl yatarım?” sorusunun doğru cevabını veren tek bir oran yoktur; çünkü Türkiye’de infaz rejimi, yıllar içinde birden çok kez değişmiş ve değişikliklerin önemli bir kısmı “suç tarihi” esas alınarak uygulanmıştır. Bu nedenle yatar hesabının birinci adımı şudur: Önce suç tarihini netleştirin. Aynı suç tipi ve aynı ceza miktarı, yalnızca suç tarihinin farklı olması nedeniyle bambaşka bir infaz sonucuna (şartla tahliye oranı, denetimli serbestlik süresi, açık cezaevine ayrılma şartları gibi) yol açabilir. Bu bölüm, okuyucuya “ben hangi döneme giriyorum?” sorusunu hızlı ve güvenilir şekilde cevaplayacak bir zaman çizelgesi mantığı sunar. Ardından bir sonraki bölümlerde (adi suçlar/terör-istisna suçlar) oranları ve süreleri detaylandıracağız.

3.1. Neden “suç tarihi” bu kadar belirleyici?

İnfaz hukukunda değişiklikler çoğu zaman şöyle işler:

  • Yeni bir kanun çıkar ve şartla tahliye oranlarını, denetimli serbestliği, konutta/gece/hafta sonu infazı gibi rejimleri değiştirir.
  • Bu değişiklikler, genellikle belirli tarihten sonra işlenen suçlara uygulanır veya geçici maddelerle belirli kesinleşme/infaza başlama tarihleri üzerinden farklılaştırılır.

Bu yüzden “ceza 10 yıl” gibi tek veri ile hesap yapılamaz. Aynı 10 yılın “yatarı”, suç tarihi farklıysa farklı çıkar.

3.2. Hızlı Yol Haritası: 30 saniyede döneminizi bulun

Aşağıdaki üç soruyu sırayla yanıtlayın:

  • Suç tarihi nedir? (Gün/ay/yıl olarak)
  • Dosya adi suç mu, yoksa terör/örgüt/istisna rejimine giren bir suç mu?
  • Dosyada geçici madde etkisi var mı? (özellikle 2023 sonrası kesinleşme/infaza başlama gibi)

Bu üç veri, yatar hesabının omurgasını kurar.

3.3. Suç Tarihine Göre Temel Dönemler ve Genel Rejim Mantığı

Aşağıdaki dönemler, infazın “ana yollarını” gösterir. Her dönemde istisnalar ve suç tipine göre farklılaşmalar bulunabilir; ancak okur açısından ilk eşleştirme bu iskeletle yapılmalıdır.

  • 01.06.2005’ten Önce İşlenen Suçlar (Eski rejim): Bu dönem, 647 sayılı sistemin etkili olduğu dönem olarak anılır. Doktrin ve uygulamada bu dönemin şartla tahliye hesabı “farklı oran ve teknik indirim” mantığıyla değerlendirilir. Pratik mesaj: Suç tarihi 2005 öncesiyse “bugünkü oranlar” ile düz hesap yapmak çoğu zaman hatalıdır; dosya mutlaka kendi dönem rejimiyle ele alınmalıdır.
  • 01.06.2005 – 01.07.2016 Arası İşlenen Suçlar (5275’in yerleşik dönemi): Bu dönem, 5275 sayılı Kanun rejiminin uzun süre “standart” kabul edildiği aşamadır. Uygulamada bu döneme ilişkin hesaplamalarda, genel kural-istisna suçlar ayrımı özellikle önem kazanır. Pratik mesaj: 2005–2016 arası suçlarda, özellikle suçun niteliği (adi/istisna/terör) yatar oranını belirgin biçimde değiştirir.
  • 01.07.2016 Sonrası Dönem (671 düzenlemeleri ve devamı): 2016 sonrası infaz tartışmalarında iki başlık öne çıkar:
    • Şartla tahliye oranlarında bazı dosyalar için 1/2 mantığı
    • Denetimli serbestliğin süresel mimarisi (1 yıl-2 yıl-3 yıl tartışmaları): Pratik mesaj: 2016 sonrası suçlarda, “denetimli serbestlik kaç yıl?” sorusunun cevabı sabit değildir; hangi alt döneme girdiğiniz belirleyicidir.
  • 30.03.2020 Kırılması (7242 sayılı Kanun): 7242 sayılı Kanun ile 2020’de infaz rejimi yeniden yapılandırılmış; özellikle:
    • Genel kural olarak 1/2 yaklaşımı,
    • Denetimli serbestlik süresinin dönemsel farklılaşması,
    • Bazı suçlar bakımından istisna rejimlerinin korunması veya ağırlaştırılması, ön plana çıkmıştır. Bu noktada okuyucuların en çok düştüğü hata şudur: “7242 çıktı, herkes 1/2 yatar” gibi genelleme yapmak. Oysa gerçek şu: 7242 sonrası dahi istisna suçlar, terör/örgüt bağlantılı suçlar ve bazı ağır suç tipleri bakımından oran ve uygulama farklılaşabilmektedir. Pratik mesaj: 30.03.2020, yatar hesabında mutlaka işaretlenecek bir milattır; fakat tek başına yeterli değildir. Suç tipi ve istisna rejimi ayrıca incelenmelidir.
  • 31.07.2023 Kırılması (7456 ve Geçici Maddeler Mantığı): 2023 döneminde öne çıkan teknik mesele, “herkes için yeni bir oran”dan ziyade geçici madde etkisi ve tarih şartlarıdır. Özellikle şu tip sorular çok gelir:
    • “Ceza kesinleşmesi 31.07.2023’ten önce/sonra olursa ne değişir?”
    • “İnfaza başlama tarihi bu düzenleme açısından önemli mi?”
    • “Açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlikte geçici kolaylıklar var mı?” Pratik mesaj: 2023 sonrası dosyalarda, yalnız suç tarihi değil; bazı geçici maddelerde kesinleşme ve infaza başlama gibi ikinci bir zaman kriteri de devreye girebilir. Bu nedenle dosya “tarihler seti” ile okunmalıdır:
      • suç tarihi
      • kesinleşme tarihi
      • infaza başlama/teslim tarihi
  • 01.06.2024 Kırılması (7499 ile güncellemeler):  2024 dönemi, özellikle bazı parasal eşikler ve usuli süreler gibi alanlarda güncellemelerle anılır. Yatar hesabının “ana oran” mimarisinden ziyade, infaz pratiğini etkileyen ayrıntıların güncellenmesi önem taşır. Pratik mesaj: 2024 sonrası dosyalarda, hesaplama yapılırken kullanılan bazı parasal eşikler ve teknik kurallar güncellenmiş olabilir; bu yüzden “eski forum bilgileri” güvenilir değildir.
  • 04.06.2025 Kırılması (7550 ile güncel rejim şartları): 2025’te öne çıkan, denetimli serbestlik uygulamasında yeni bir eşik mantığıdır. Dokümanlarınızın ortaya koyduğu en kritik mesaj şudur:
    • Denetimli serbestlik bakımından “cezanın belli bir kısmını fiilen içeride çekmiş olma” şartı güçlenmiştir (örneğin 1/10 gibi).
    • Mükerrirlik rejiminde oranların yükseldiği alanlar bulunmaktadır (özellikle ikinci kez mükerrirlikte).
    • Konutta infaz, gece/hafta sonu infaz gibi alternatif usuller bakımından yaş ve ceza sınırları daha görünür hale gelmiştir. Pratik mesaj: 2025 sonrası güncel infaz hesabı, yalnız “kaç yıl ceza” değil; “cezanın hangi kısmı içeride çekilmeli?” sorusunu da daha keskin biçimde gündeme getirir.
  • 25.12.2025 Düzenlemesi: 31.07.2023 öncesi işlenen suçlar için açık cezaevi/denetimli serbestlik, infaz tarihine bakılmaksızın 3 yıl daha erken uygulanması düzenlemesi getirildi. 

3.4. Bu Bölümden Çıkarmanız Gereken Net Sonuç

  • Suç tarihi, yatar hesabının birinci anahtarıdır.
  • Bazı dönemlerde (özellikle geçici maddelerde) kesinleşme/infaza başlama gibi ikinci zaman kriterleri devreye girebilir.
  • Genel kural” cümleleri, istisna suç rejimleri karşısında tek başına güvenli değildir.
  • Bu yüzden doğru hesap; tarih + suç tipi + rejim üçlüsünü birlikte okumayı gerektirir.

4. Adi Suçlarda Yatar Hesabı: Süreli Hapis, Müebbet ve Birden Fazla Ceza Rejimi

Suç tarihini netleştirdikten sonra ikinci büyük eşik, dosyanın adi suç rejiminde mi yoksa terör/istisna rejiminde mi olduğudur. Bu bölümde yalnızca adi suçlar ele alınmaktadır. Terör ve istisna suçlara özgü daha ağır rejim, bir sonraki bölümde ayrıca incelenecektir. Adi suçlarda yatar hesabı üç ana başlık altında kurulur:

  • Süreli hapis cezaları
  • Müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet
  • Birden fazla ceza halinde üst sınırlar

Bu başlıklar, hem şartla tahliye (koşullu salıverme) hem de bihakkın tahliye bakımından farklı sonuçlar doğurur.

4.1. Süreli Hapis Cezalarında Yatar (Adi Suç)

4.1.1 Genel kural: 1/2 rejimi

Güncel infaz sisteminde adi suçlar bakımından temel yaklaşım, hükümlünün süreli hapis cezasının yarısını (1/2) ceza infaz kurumunda geçirmesidir. Bu, halk arasında “yarı yatma” olarak bilinir; ancak teknik karşılığı şudur:

  • Hükümlü, cezasının yarısını fiilen cezaevinde geçirir.
  • Bu sürenin sonunda, koşullu salıverme şartlarını (özellikle iyi hâli) taşıyorsa tahliye olur.
  • Kalan kısım, ceza infazı açısından “şartla salıverilmiş” statüde devam eder.

Burada kritik nokta şudur: 1/2 oranı otomatik tahliye anlamına gelmez. Bu oran, koşullu salıverme için gerekli asgari süreyi ifade eder. İyi hâl değerlendirmesi olumsuz ise, tahliye ertelenebilir.

4.1.2. Denetimli serbestlik bu hesabın neresinde durur?

Adi suçlarda, süreli hapis cezasının yarısı hesaplandıktan sonra, ayrıca denetimli serbestlik rejimi devreye girebilir. Bu noktada iki farklı zaman dilimi üst üste gelir:

  • Önce: Cezaevinde geçirilmesi gereken asgari süre (1/2)
  • Sonra: Denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirilecek bölüm

Ancak denetimli serbestlik süresi ve koşulları, suç tarihine ve güncel mevzuata göre değiştiğinden, bu aşama ayrıca bir sonraki bölümde detaylandırılmaktadır. Burada yalnızca şunu vurgulamak yeterlidir: Adi suçlarda “yarı yatma”, çoğu dosyada fiili cezaevi süresinin sonu değildir; denetimli serbestlik ile birlikte daha erken dışarı çıkış mümkün olabilir. Ancak bu, otomatik değil; güncel şartlara bağlıdır.

4.2. Müebbet Hapis Cezasında Yatar (Adi Suç)

Müebbet hapis cezası, süresi takvimle ölçülmeyen; ancak infaz hukukunda koşullu salıverme ve bihakkın tahliye bakımından belirli yıllarla çerçevelenen bir rejime tabidir. Adi suçlarda müebbet hapis cezası için genel sistem şöyledir:

  • Koşullu salıverme: 24 yıl
  • Bihakkın tahliye: 48 yıl

Bu ne anlama gelir?

  • Hükümlü, en az 24 yıl cezaevinde kalmadan koşullu salıvermeden yararlanamaz.
  • 24 yıl dolduğunda, iyi hâl değerlendirmesi olumlu ise koşullu salıverme gündeme gelir.
  • Koşullu salıvermeden yararlanılmaması veya ihlal halinde geri dönüşler yaşanması durumunda, cezanın tamamı 48 yıl üzerinden değerlendirilir (bihakkın tahliye).

Bu süreler, adi suçlar bakımından müebbetin “takvim karşılığı” gibidir ve yatar hesabının en sert eşiklerinden birini oluşturur.

4.3. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasında Yatar (Adi Suç)

Ağırlaştırılmış müebbet, müebbetten daha ağır bir infaz rejimine tabidir. Adi suçlarda ağırlaştırılmış müebbet bakımından:

  • Koşullu salıverme: 30 yıl
  • Bihakkın tahliye: 60 yıl

Bu çerçeve, şunu gösterir:

  • Hükümlü, 30 yıl dolmadan koşullu salıverme talep edemez.
  • Koşullu salıverme gerçekleşmezse veya geri alınırsa, ceza 60 yıl esas alınarak bihakkın tahliye rejimine gider.

Bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet dosyalarında yatar hesabı, pratikte “nesiller arası” bir zaman dilimi anlamına gelir.

4.4. Birden Fazla Ceza Halinde Üst Sınırlar (Adi Suç)

Yatar hesabında en çok karıştırılan alanlardan biri, birden fazla mahkûmiyet halinde sürelerin nasıl birleştiğidir. Burada kritik nokta şudur: Cezalar matematiksel olarak sonsuza kadar toplanmaz; infaz hukukunda koşullu salıverme bakımından üst sınırlar vardır. Adi suçlar için genel çerçeve şu şekildedir:

  • Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet veya ağırlaştırılmış + müebbet → 36 yıl
  • Birden fazla müebbet → 30 yıl
  • Ağırlaştırılmış müebbet + süreli hapis → 36 yıl
  • Müebbet + süreli hapis → 30 yıl
  • Birden fazla süreli hapis → 28 yıl

Bu tabloda geçen süreler, koşullu salıverme için cezaevinde geçirilmesi gereken azami süreleri ifade eder. Pratik sonucu şudur:

  • Örneğin üç ayrı dosyada uzun süreli hapis cezaları olsa bile, adi suç rejiminde koşullu salıverme açısından cezaevinde geçirilecek süre 28 yılı geçmez.
  • Müebbetlerin birleşmesi halinde ise üst sınırlar 30 veya 36 yıl olarak sabitlenir.

Bu üst sınırlar, özellikle çok sayıda dosyası olan hükümlüler bakımından yatar hesabını kökten değiştirir ve “toplam ceza” ile “fiili yatış” arasındaki farkı dramatik biçimde artırır.

4.5. Adi Suçlarda Yatar Hesabına İlişkin Kısa Örnekler

Örnek 1 – Süreli Hapis (Adi Suç)
Hüküm: 8 yıl hapis
Genel oran: 1/2
→ Cezaevinde geçirilmesi gereken asgari süre: 4 yıl
(denetimli serbestlik ayrıca değerlendirilecektir)

Örnek 2 – Müebbet (Adi Suç)
→ Koşullu salıverme için en az 24 yıl
→ Bihakkın tahliye: 48 yıl

Örnek 3 – Birden Fazla Süreli Ceza (Adi Suç)
Toplam mahkûmiyet: 40 yıl (farklı dosyalar)
→ Koşullu salıverme açısından üst sınır: 28 yıl

Bu örnekler, adi suç rejiminde “yatar”ın yalnız ceza miktarına değil, infaz hukukunun getirdiği üst sınırlara da bağlı olduğunu gösterir.

4.6. Bu Bölümün Özeti

Adi suçlarda yatar hesabının omurgası şudur:

  • Süreli hapis → 1/2
  • Müebbet → 24 yıl / 48 yıl
  • Ağırlaştırılmış müebbet → 30 yıl / 60 yıl
  • Çoklu cezalar → 28–30–36 yıl üst sınırları

Ancak bu yalnızca temel iskelettir. Denetimli serbestlik, mükerrirlik ve güncel değişiklikler bu süreleri fiilen kısaltabilir veya bazı dosyalarda uzatabilir.

5. Terör ve İstisna Suçlarda Yatar Hesabı

Adi suçlardan farklı olarak, terör ve bazı istisna suçlar bakımından infaz hukuku çok daha ağır bir rejim öngörür. Bu dosyalarda “yarı yatma” gibi genel kabuller çoğu zaman geçerli değildir; hem oranlar yükselir, hem de müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezalarında koşullu salıverme süreleri uzar. Daha da önemlisi, belirli suç tiplerinde şartla salıverme hiç uygulanmayabilir. Bu nedenle terör/istisna dosyalarında yatar hesabı yapılırken üç soru birlikte sorulmalıdır:

  • Suç, istisna rejimine giriyor mu?
  • Süreli mi, müebbet mi, ağırlaştırılmış müebbet mi?
  • Dosya, “şartla salıvermenin tamamen dışlandığı” özel kategoriye giriyor mu?

Bu bölüm, bu üç soruya sistematik cevap verir.

5.1. Terör ve İstisna Suçlar Nedir?

İnfaz hukukunda “istisna suç” kavramı, belirli ağır suç tiplerinin genel infaz rejiminden ayrılarak daha yüksek oranlara tabi tutulmasını ifade eder. Uygulamada bu gruba giren başlıca suç kategorileri şunlardır:

  • Terör suçları ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar
  • Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
  • İşkence ve eziyet
  • Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı gibi cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
  • Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı suçlar
  • Casusluk ve benzeri nitelikli devlet suçları

Bu suçlar bakımından yasa koyucu, toplumsal tehlike ve kamu güvenliği gerekçesiyle daha uzun fiili infaz süreleri öngörmüştür. Pratik sonuç şudur: Suç bu kategorilerden birine giriyorsa, “adi suç mantığıyla” yapılan yatar hesabı büyük ihtimalle yanlıştır.

5.2. Süreli Hapis Cezalarında 3/4 Rejimi

Terör ve istisna suçlarda süreli hapis cezaları için temel yaklaşım: Cezanın dörtte üçünün (3/4) cezaevinde geçirilmesi şeklindedir. Bu, adi suçlardaki 1/2 rejiminden çok daha ağır bir sonuç doğurur.

Örnek:

  • Hüküm: 12 yıl hapis (terör veya istisna suç)
  • Uygulanan oran: 3/4
  • Cezaevinde geçirilmesi gereken asgari süre: 9 yıl

Bu 9 yıl, koşullu salıverme için gereken asgari süredir. İyi hâl değerlendirmesi olumsuzsa, fiili yatış daha da uzayabilir. Burada özellikle vurgulanmalıdır:

  • Denetimli serbestlik, bu dosyalarda ya hiç uygulanmaz ya da çok sınırlı uygulanır.
  • Dolayısıyla 3/4 hesabı, çoğu zaman fiilen “cezaevinde kalınacak süre”ye oldukça yakın bir sonuç verir.

5.3. Terör Suçlarında Müebbet Hapis

Terör kapsamında veya istisna rejimine giren suçlarda müebbet hapis bakımından koşullu salıverme süresi, adi suçlara göre belirgin biçimde artırılmıştır:

  • Koşullu salıverme: 30 yıl
  • Bihakkın tahliye: 60 yıl

Bu ne anlama gelir?

  • Hükümlü, en az 30 yıl cezaevinde kalmadan koşullu salıverme talep edemez.
  • Koşullu salıverme gerçekleşmezse veya sonradan geri alınırsa, cezanın tamamı 60 yıl esasına göre değerlendirilir.

Adi suçlarda 24 yıl olan eşik, terör dosyalarında 30 yıla çıkmaktadır. Bu fark, müebbet rejiminde yatar hesabını kökten değiştirir.

5.4. Terör Suçlarında Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis

En ağır infaz rejimi, terör kapsamındaki ağırlaştırılmış müebbet cezalarında görülür:

  • Koşullu salıverme: 36 yıl
  • Bihakkın tahliye: 72 yıl

Bu rakamlar, ağırlaştırılmış müebbetin adi suçlardaki 30/60 sisteminden daha da sertleştirildiğini gösterir. Pratikte bu, hükümlünün yaşamının çok büyük bölümünü cezaevinde geçirmesi anlamına gelir.

5.5. Birden Fazla Ceza Halinde Üst Sınırlar (Terör ve İstisna Suçlar)

Terör/istisna rejiminde de, adi suçlarda olduğu gibi “sonsuz toplama” yoktur; ancak üst sınırlar daha yüksektir:

  • Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet veya ağırlaştırılmış + müebbet → 40 yıl
  • Birden fazla müebbet → 34 yıl
  • Ağırlaştırılmış müebbet + süreli hapis → 40 yıl
  • Müebbet + süreli hapis → 34 yıl
  • Birden fazla süreli hapis → 32 yıl

Bu süreler, koşullu salıverme için cezaevinde geçirilmesi gereken azami süreleri ifade eder. Karşılaştırma yapmak gerekirse:

  • Adi suçlarda süreli hapisler için üst sınır 28 yıl iken,
  • Terör/istisna suçlarda bu sınır 32 yıla çıkmaktadır.

5.6. En Kritik İstisna: Şartla Salıvermenin Hiç Uygulanmadığı Haller

İnfaz hukukunun en ağır düzenlemelerinden biri şudur: Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve milli savunmaya karşı suçlar örgüt faaliyeti kapsamında işlenmişse ve hüküm ağırlaştırılmış müebbet hapis ise, Koşullu salıverme hiç uygulanmaz. Bu durumda hükümlü bakımından:

  • 30 yıl, 36 yıl gibi eşikler anlamını yitirir.
  • Fiilen ömür boyu cezaevinde kalma rejimi doğar.

Bu, yatar hesabında “en uç” senaryodur ve mutlaka ayrı değerlendirilmelidir. Uygulamada bu başlık, en çok yanlış anlaşılan ve en fazla hukuki danışmanlık gerektiren alanlardan biridir.

5.7. Terör ve İstisna Dosyalarında Yatar Hesabı Yaparken Sık Yapılan Hatalar

  • Adi suç oranlarını (1/2) otomatik uygulamak
  • Denetimli serbestliği kesin hak gibi görmek
  • Müebbet ile ağırlaştırılmış müebbeti aynı sanmak
  • Birden fazla cezada üst sınırları göz ardı etmek
  • Şartla salıvermesiz” özel kategoriyi fark etmemek

Bu hatalar, gerçek yatar süresini yıllarca yanlış hesaplamaya yol açabilir.

5.8. Bu Bölümün Özeti

Terör ve istisna suçlarda temel tablo şöyledir:

  • Süreli hapis → 3/4
  • Müebbet → 30 yıl / 60 yıl
  • Ağırlaştırılmış müebbet → 36 yıl / 72 yıl
  • Çoklu cezalar → 32–34–40 yıl üst sınırları
  • Bazı ağırlaştırılmış müebbet hallerinde → şartla salıverme hiç yok

Bu rejim, adi suçlara göre hem oran hem süre bakımından belirgin biçimde daha ağırdır.

6. Güncel Denetimli Serbestlik Rejimi

Yatar hesabında en çok yanlış anlaşılan alanlardan biri denetimli serbestliktir. Uygulamada hâlâ “son bir yıl denetimli serbestliktir” gibi kalıplaşmış ifadeler dolaşır; oysa sistem yıllar içinde defalarca değişmiş ve 2025 itibarıyla (7550 sayılı Kanun) denetimli serbestlik artık yalnızca “takvim hesabı” değil, aynı zamanda fiilen cezaevinde geçirilmiş süreye bağlı bir rejim haline gelmiştir. Bu bölümde, denetimli serbestliğin güncel mantığını; kimlerin yararlanabileceğini, hangi dosyalarda sınırlı veya hiç uygulanmadığını ve 7550 sonrası getirilen 1/10 fiili yatış şartını sistematik biçimde ele alıyoruz.

6.1. Denetimli Serbestlik Nedir? (Kısa Hatırlatma)

Denetimli serbestlik, hükümlünün cezasının belirli bir bölümünü cezaevi dışında, ancak devletin gözetim ve denetimi altında geçirmesini sağlayan bir infaz biçimidir. Hükümlü bu süreçte:

  • belirli adreste ikamet etme,
  • imza yükümlülüğü,
  • kamuya yararlı işte çalışma,
  • eğitim/rehabilitasyon programlarına katılma,
  • bazı dosyalarda elektronik izleme,

gibi yükümlülüklere tabi olabilir. En önemli nokta şudur: Denetimli serbestlik cezanın bitmesi değildir; infaz devam eder, yalnızca infazın mekânı değişir.

6.2. 31.07.2023 ve Öncesi Suçlar Bakımından Üç Yıllık Erken Geçiş İmkânı

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılan düzenlemeler ile, 31.07.2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar bakımından infaz rejiminde önemli bir kolaylık getirilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, şartları taşıyan hükümlüler için açık ceza infaz kurumuna ayrılma veya denetimli serbestlikten yararlanma süresi üç yıl öne çekilmiştir. Başka bir ifadeyle, normal koşullarda daha ileri bir aşamada mümkün olan açık cezaevi geçişi veya denetimli serbestlik uygulaması, bu suç tarihine sahip dosyalarda üç yıl daha erken devreye girebilmektedir.

Bu geçici rejim, özellikle orta ve uzun süreli hapis cezalarında fiilen cezaevinde kalınacak süreyi ciddi ölçüde azaltabilmektedir. Ancak uygulama otomatik değildir; hükümlünün iyi hâlli olması, disiplin cezası bulunmaması ve ilgili infaz şartlarını taşıması gerekir. Ayrıca bu avantajdan yararlanılıp yararlanılamayacağı her somut dosyada suçun niteliği, infaz rejimi ve kapsam dışı bırakılan suç tipleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Bu nedenle 31.07.2023 ve öncesi suçlar bakımından tanınan bu üç yıllık erken geçiş imkânının, mutlaka dosya bazlı ve profesyonel şekilde analiz edilmesi gerekir.

6.3. 7550 Sayılı Kanun Sonrası En Kritik Yenilik: 1/10 Fiili Yatış Şartı

2025 yılında yürürlüğe giren düzenlemelerle (7550 sayılı Kanun), denetimli serbestlik bakımından köklü bir değişiklik yapılmıştır. Artık genel kural şudur: Hükümlü, denetimli serbestlikten yararlanabilmek için, cezasının en az 1/10’unu ceza infaz kurumunda fiilen geçirmiş olmalıdır. Bu, önceki uygulamalardaki “doğrudan denetimli serbestlik” ihtimallerini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Pratik anlamı:

  • Kısa süreli hapis cezalarında bile, hükümlü hiç cezaevine girmeden denetimli serbestliğe çıkamaz.
  • En azından cezanın %10’luk kısmı içeride çekilmelidir.
  • Bu süre dolmadan yapılan denetimli serbestlik talepleri reddedilir.

Bu düzenleme, özellikle “ilk kez ceza alan” veya “kısa süreli hapis” dosyalarında yatar hesabını yeniden şekillendirmiştir.

6.4. Denetimli Serbestlikten Kimler Yararlanabilir?

Genel çerçevede denetimli serbestlikten yararlanabilmek için:

  • Hükümlünün koşullu salıverme tarihine belirli bir süre kalmış olması,
  • 7550 sonrası sistemde cezanın en az 1/10’unun fiilen cezaevinde çekilmiş olması,
  • İyi hâl değerlendirmesinin olumlu olması,
  • Dosyanın denetimli serbestlik kapsamı dışında bırakılan suçlardan olmaması,

gerekir. Burada özellikle vurgulanmalıdır:

  • Terör ve bazı istisna suçlarda denetimli serbestlik ya hiç uygulanmaz ya da çok sınırlı uygulanır.
  • Mükerrirlik hâllerinde denetimli serbestlik imkanları daralır.

Dolayısıyla “herkes denetimli serbestliğe çıkar” genellemesi doğru değildir.

6.5. İkinci Kez Mükerrirlerde Durum

7550 sonrası rejimde dikkat çeken bir diğer başlık, ikinci kez mükerrir hükümlülerdir. İkinci kez mükerrirlik halinde:

  • Koşullu salıverme oranı yükselir (çoğu dosyada 3/4 rejimi gündeme gelir).
  • Buna paralel olarak denetimli serbestlikten yararlanma alanı da daralır.

Pratik sonucu şudur: Mükerrir dosyalarda yalnız ceza miktarı değil, önceki mahkûmiyetlerin hukuki niteliği de yatar hesabını doğrudan etkiler. Bu nedenle mükerrirlik analizi yapılmadan çıkarılan her “yatar” sonucu eksik kalır.

6.6. Açık Cezaevi Bağlantısı

Denetimli serbestlik uygulamasında, açık ceza infaz kurumuna ayrılma çoğu zaman ara basamak olarak karşımıza çıkar. Genel sistematik şöyledir:

  • Hükümlü önce kapalı cezaevinde infaza başlar.
  • Belirli süre ve iyi hâl şartlarını sağladığında açık cezaevine ayrılabilir.
  • Açık cezaevindeki sürecin ardından denetimli serbestlik gündeme gelir.

Bu nedenle açık cezaevine geçiş, fiilen denetimli serbestliğe giden yolun önemli bir parçasıdır.

6.7. Konutta İnfaz, Gece ve Hafta Sonu İnfazı (Alternatif Yollar)

7550 sonrası düzenlemelerle birlikte bazı gruplar bakımından cezanın cezaevi dışında infazı daha görünür hale gelmiştir. Bunlar klasik denetimli serbestlikten farklıdır; ancak yatar hesabını doğrudan etkiler. Başlıca örnekler:

  • Kadın, çocuk ve 65 yaş üstü hükümlüler: belirli süre sınırları içinde konutta infaz
  • 70, 75, 80 yaş üstü hükümlüler: artan sürelerle evde infaz imkânı
  • Kısa süreli hapis cezaları: gece infazı veya hafta sonu infazı seçenekleri

Bu rejimler özellikle:

  • ileri yaş,
  • sağlık sorunları,
  • bakım yükümlülükleri

olan dosyalarda büyük önem taşır. Pratik mesaj: Yatar hesabı yapılırken yalnız “kaç yıl ceza” değil, kişisel durum da dikkate alınmalıdır.

6.8. Denetimli Serbestlikte Yükümlülüklerin İhlali Ne Sonuç Doğurur?

Denetimli serbestlik sürecinde yükümlülüklerin ihlali halinde:

  • Uyarı,
  • Yükümlülüklerin ağırlaştırılması,
  • Denetimli serbestliğin kaldırılması ve yeniden cezaevine dönüş

gibi sonuçlar doğabilir. Bu nedenle denetimli serbestlik, “serbestlik” kelimesine rağmen, hukuken sıkı bir denetim rejimidir.

6.9. Bu Bölümün Özeti

Güncel sistemde denetimli serbestlik:

  • otomatik değil,
  • cezanın en az 1/10’unun fiilen cezaevinde çekilmesine bağlı,
  • suç türü ve mükerrirlik durumuna göre sınırlanabilen,
  • açık cezaeviyle bağlantılı,
  • kişisel koşullara göre konutta/gece/hafta sonu infazla çeşitlenebilen

bir infaz aracıdır. Yani “denetimli serbestlik = erken özgürlük” şeklindeki basit denklem artık geçerli değildir.

7. Uygulamalı Yatar Hesaplama: Adım Adım Örnekler ve Senaryo Analizleri

Önceki bölümlerde infaz rejiminin teknik çerçevesini ortaya koyduk: suç tarihinin belirleyici rolünü, adi suç-istisna suç ayrımını, müebbet rejimlerini ve 7550 sonrası denetimli serbestlik sistemini ortaya koyduk. Bu bölümde ise kavramsal açıklamayı pratiğe döküyoruz. Amaç, okuyucunun kendi dosyasını yaklaşık olarak hangi hatta düştüğünü görebilmesini sağlamak. Buradaki örnekler, birebir hukuki görüş yerine geçmez; ancak “hangi verilerle hesap yapılır?” sorusuna netlik kazandırır ve müddetname gelmeden önce gerçekçi bir çerçeve sunar.

7.1. Yatar Hesabının 5 Adımlı Metodu

Her dosyada, hesaplama şu sırayla yapılmalıdır:

  • Adım 1 – Suç tarihini belirle. (2005 / 2016 / 2020 / 2023 / 2025 kırılımlarından hangisi?)
  • Adım 2 – Suç türünü sınıflandır. (Adi suç mu, terör/istisna mı?)
  • Adım 3 – Ceza türünü tespit et. (Süreli hapis mi, müebbet mi, ağırlaştırılmış müebbet mi?)
  • Adım 4 – Mükerrirlik ve özel statüleri kontrol et. (İkinci kez mükerrirlik, çocuk, yaşlılık, sağlık, yabancılık vb.)
  • Adım 5 – Denetimli serbestlik ve alternatif infaz imkanlarını ekle. (1/10 fiili yatış, açık cezaevi, konutta/gece infazı)

Bu 5 adım atlanırsa, çıkan sonuç büyük ihtimalle hatalı olur.

7.2. Temel Senaryolar

Senaryo 1 – Adi Suç, Süreli Hapis (Standart Dosya)

Suç: Yalın dolandırıcılık
Suç tarihi: 2022
Hüküm: 8 yıl hapis
Mükerrirlik: Yok

Hesap:

  • Rejim: Adi suç → 1/2
  • Koşullu salıverme için asgari süre: 8 × 1/2 = 4 yıl
  • 7550 sonrası 1/10 şartı: 8 yılın %10’u ≈ 9,6 ay
  • Denetimli serbestlik mümkün (dosya kapsam dışı değil)

Yaklaşık sonuç: Hükümlü, en az yaklaşık 10 ay cezaevinde kaldıktan sonra açık cezaevi/denetimli serbestlik hattına girebilir; koşullu salıverme tarihi ise 4 yıl üzerinden şekillenir. Fiili cezaevi süresi, dosyanın seyrine göre 1 yıl civarında olabilir.

Senaryo 2 – Adi Suç, Uzun Süreli Hapis

Suç: Nitelikli hırsızlık
Suç tarihi: 2025
Hüküm: 15 yıl hapis

Hesap:

  • Koşullu salıverme: 15 × 1/2 = 7 yıl 6 ay
  • 1/10 fiili yatış: yaklaşık 18 ay
  • Denetimli serbestlik + açık cezaevi süreci devreye girer.

Yaklaşık sonuç: Hükümlü, ilk etapta yaklaşık 1,5 yıl kapalı cezaevinde kalır; sonraki süreç açık cezaevi ve denetimli serbestlikle devam eder. Toplam fiili cezaevi süresi çoğu dosyada 2–3 yıl bandına düşer.

Senaryo 3 – Terör Suçu, Süreli Hapis

Suç: Terör örgütü üyeliği
Suç tarihi: 2019
Hüküm: 10 yıl hapis

Hesap:

  • Rejim: Terör → 3/4
  • Koşullu salıverme: 10 × 3/4 = 7 yıl 6 ay
  • Denetimli serbestlik: çoğu dosyada uygulanmaz.

Yaklaşık sonuç: Hükümlü, yaklaşık 7,5 yıl cezaevinde kalır. Açık cezaevi ve denetimli serbestlik imkanları çok sınırlıdır.

Senaryo 4 – Müebbet (Adi Suç)

Suç: Kasten öldürme (terör bağlantısı yok)

Hesap:

  • Koşullu salıverme: 24 yıl
  • Bihakkın tahliye: 48 yıl

Yaklaşık sonuç: Hükümlü, en erken 24 yıl sonra koşullu salıverme değerlendirmesine girer.

Senaryo 5 – Ağırlaştırılmış Müebbet (Terör Kapsamı)

Suç: Anayasal düzene karşı suç (örgüt faaliyeti kapsamında)

Hesap:

  • Koşullu salıverme: uygulanmaz

Sonuç: Hükümlü bakımından fiilen ömür boyu cezaevi rejimi söz konusudur.

7.3. Çoklu Dosya Örneği

Üç ayrı adi suç dosyası:

  • 12 yıl
  • 10 yıl
  • 8 yıl

Toplam mahkûmiyet: 30 yıl

Adi suç üst sınırı: 28 yıl

Hesap:

  • Koşullu salıverme açısından cezaevinde geçirilecek süre 28 yıl ile sınırlanır.

Bu, matematiksel toplamdan farklıdır ve yatar hesabında kritik fark yaratır.

7.4. Ziyaretçiler İçin Mini Hesap Tablosu (Hızlı Rehber)

Dosya Türü Koşullu Salıverme Denetimli Serbestlik
Adi suç – süreli hapis 1/2 1/10 şartıyla mümkün
Terör/istisna – süreli 3/4 Genellikle yok
Müebbet (adi) 24 yıl Yok
Müebbet (terör) 30 yıl Yok
Ağırlaştırılmış müebbet (adi) 30 yıl Yok
Ağırlaştırılmış müebbet (terör) Yok Yok

7.5. Bu Bölümün Ana Mesajı

Yatar hesabı:

  • tek bir oranla yapılmaz,
  • suç tarihi + suç türü + ceza türü + kişisel durum birlikte okunur,
  • denetimli serbestlik artık 1/10 fiili yatışa bağlıdır,
  • terör ve istisna dosyalarında fiili yatış süresi dramatik biçimde uzar.

Bu nedenle “internette gördüğüm hesap” yerine, kendi dosyanıza özgü parametrelerle değerlendirme yapmak esastır.

8. Müddetname Nedir? Yatar Hesabının Resmi Belgesi, Kontrol Noktaları ve İtiraz Yolları

Önceki bölümlerde “yaklaşık yatar” hesabını nasıl kurabileceğinizi gösterdik. Ancak infaz hukukunda tahmini hesap ile resmi hesap arasında hayati bir fark vardır. Bu farkın adı: müddetnamedir. Müddetname, hükümlünün cezasına ilişkin infaz hesabının Cumhuriyet Başsavcılığı (infaz savcılığı) tarafından yapılan resmi dökümüdür. Hangi tarihte cezaevine girdiğiniz, ne kadar süre mahsup edildiği, koşullu salıverme ve denetimli serbestlik tarihleriniz, hatta bazı dosyalarda bihakkın tahliye süreniz; hepsi müddetnamede somutlaşır. Kısaca söylemek gerekirse; internette yapılan tüm hesaplar tahmindir; hukuken bağlayıcı olan yalnızca müddetnamedir. Bu bölümde, müddetnamenin ne olduğunu, nasıl düzenlendiğini, hangi bilgileri içerdiğini, en sık yapılan hataları ve yanlış düzenlenmiş müddetnamelere karşı hangi hukuki yolların bulunduğunu sistematik biçimde ele alıyoruz.

8.1. Müddetname Ne Zaman ve Kim Tarafından Düzenlenir?

Müddetname, hapis cezası içeren hükmün kesinleşmesinden sonra, dosyanın infaz aşamasına geçmesiyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenir. Uygulamada süreç şu şekilde işler:

  • Mahkeme kararı kesinleşir.
  • Dosya infaz savcılığına gönderilir.
  • Hükümlünün tüm mahkûmiyetleri UYAP üzerinden taranır.
  • Mahsup edilecek tutukluluk/gözaltı süreleri tespit edilir.
  • Suç tarihine göre uygulanacak infaz rejimi belirlenir.
  • Koşullu salıverme ve denetimli serbestlik tarihleri hesaplanır.
  • Tüm bu veriler bir araya getirilerek müddetname oluşturulur.

Bu belge, genellikle hükümlünün ceza infaz kurumuna girişinden kısa süre sonra düzenlenir ve cezaevi idaresine gönderilir.

8.2. Müddetnamede Hangi Bilgiler Yer Alır?

Tipik bir müddetnamede şu başlıklar bulunur:

  • Hükümlünün kimlik bilgileri
  • Mahkeme adı, esas-karar numarası
  • Suçun niteliği ve suç tarihi
  • Verilen cezanın türü ve süresi
  • Birden fazla dosya varsa birleştirme bilgileri
  • Mahsup edilen tutukluluk/gözaltı süreleri
  • Uygulanan infaz rejimi (adi / terör / istisna)
  • Koşullu salıverme tarihi
  • Denetimli serbestlik değerlendirme tarihi
  • Varsa mükerrirlik statüsü
  • Bihakkın tahliye tarihi (müebbet/ağırlaştırılmış müebbet dosyalarında)

Okuyucu  açısından en kritik satırlar şunlardır:

  • Koşullu salıverme tarihi
  • Denetimli serbestlik için esas alınan tarih
  • Mahsup edilen gün sayısı

Çünkü fiili yatar süresi, pratikte bu üç satır üzerinden okunur.

8.3. Müddetname Neden Hatalı Düzenlenebilir?

Uygulamada müddetnameler, sanıldığı kadar “otomatik ve hatasız” değildir. En sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:

  • Suç tarihinin yanlış esas alınması: Birden fazla suç varsa, her dosya için ayrı tarih değerlendirilmesi gerekir. Tek tarih üzerinden yapılan hesaplama, rejimi tamamen değiştirebilir.
  • Mahsup eksikliği: Tutukluluk veya gözaltı sürelerinin bir kısmının düşülmemesi, fiili yatışı aylar hatta yıllar uzatabilir.
  • Mükerrirliğin hatalı uygulanması: Önceki mahkûmiyetlerin hukuki niteliği yanlış yorumlandığında, koşullu salıverme oranı gereksiz yere yükseltilebilir.
  • Terör/istisna rejiminin yanlış sınıflandırılması: Dosya adi suçken 3/4 rejimine sokulabilir veya tam tersi yapılabilir.
  • Güncel değişikliklerin dikkate alınmaması: 7550 sonrası 1/10 fiili yatış şartı veya geçici maddeler göz ardı edilebilir.

Bu hatalar, hükümlünün aylarca hatta yıllarca fazla cezaevinde kalmasına yol açabilecek niteliktedir.

8.4. Müddetnameye Nasıl Erişilir?

Müddetnameye erişim yolları şunlardır:

  • Hükümlünün kendisi aracılığıyla (cezaevi idaresinden)
  • Avukatı vasıtasıyla (infaz savcılığından)
  • Bazı dosyalarda UYAP üzerinden

Uygulamada en sağlıklı yöntem, avukat aracılığıyla infaz savcılığından resmi suret temin edilmesidir.

8.5. Müddetnameye İtiraz Mümkün mü?

Evet. Müddetname idari bir infaz işlemidir ve hukuki denetime tabidir. Yanlış veya eksik düzenlenmiş bir müddetnameye karşı:

  • Öncelikle infaz savcılığına başvuru yapılabilir.
  • Sonuç alınamazsa infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilir.
  • Gerekirse infaz hâkimliği kararına karşı üst itiraz mekanizması işletilir.

Bu başvurularda özellikle:

  • yanlış suç tarihi,
  • eksik mahsup,
  • hatalı mükerrirlik,
  • yanlış rejim uygulaması

gibi noktalar teknik şekilde ortaya konmalıdır. Burada önemle belirtmek gerekir: Müddetname itirazları, klasik ceza temyizi gibi değildir; infaz hukukuna özgü, teknik ve süreli başvurulardır. Bu nedenle profesyonel destek alınması çoğu dosyada belirleyici olur.

8.6. Kontrol Listesi: Müddetname Geldiğinde Ne Yapmalı?

Müddetname elinize geçtiğinde şu soruları sırayla sorulmalıdır:

  • Suç tarihleri doğru mu?
  • Tüm tutukluluk/gözaltı süreleri mahsup edilmiş mi?
  • Dosya doğru rejime (adi/terör) sokulmuş mu?
  • Mükerrirlik doğru uygulanmış mı?
  • Koşullu salıverme tarihi, yukarıdaki bölümlerde anlatılan sistemle uyumlu mu?
  • Denetimli serbestlikte 1/10 şartı doğru hesaplanmış mı?

Bu sorulardan biri bile “hayır” ise, hukuki başvuru düşünülmelidir.

8.7. Bu Bölümün Özeti

Müddetname:

  • yatar hesabının tek resmi kaynağıdır,
  • hatalı düzenlenebilir,
  • itiraz edilebilir,
  • doğru okunmazsa ciddi hak kayıpları doğurabilir.

Dolayısıyla yatar hesabında “son söz” daima müddetnameye aittir; ancak bu belgenin de hukuka uygun düzenlenip düzenlenmediği mutlaka denetlenmelidir.

9. Özel Durumlar ve Kişiye Özgü Rejimler

Yatar hesabı yalnızca “suç + ceza” formülüyle yapılmaz. İnfaz hukukunda, kişinin kim olduğu ve içinde bulunduğu özel durumlar da fiili yatış süresini doğrudan etkileyebilir. Çocuk hükümlülerden hamile kadınlara, ileri yaştaki kişilerden ağır hastalara ve yabancı uyruklulara kadar bazı gruplar için özel infaz rejimleri öngörülmüştür. Bu rejimler, kimi zaman cezanın cezaevi dışında infaz edilmesini, kimi zaman infazın ertelenmesini, kimi zaman da ülke dışına gönderilerek infazın fiilen sona ermesini mümkün kılar. Bu bölümde, yatar hesabını kökten değiştirebilen bu kişiye özgü rejimleri sistematik biçimde ele alıyoruz.

9.1. Çocuk Hükümlüler (18 Yaşından Küçükler)

Çocuklar bakımından infazın amacı, cezalandırmadan ziyade eğitim ve topluma kazandırmadır. Bu nedenle çocuk hükümlüler:

  • klasik cezaevlerinde değil, çocuk eğitim evlerinde veya çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında tutulur,
  • yetişkinlere bilfiil uygulanan sert rejimlere tabi değildir,
  • eğitim, meslek edinme ve psikososyal destek önceliklidir.

Pratikte çocuklar için:

  • açık kuruma geçiş daha erken gündeme gelir,
  • denetimli serbestlik ve benzeri alternatif infaz yolları daha geniş uygulanır,
  • disiplin rejimi yetişkinlere kıyasla daha esnektir.

Bu nedenle çocuk dosyalarında “yatar” hesabı, yetişkin rejimiyle birebir örtüşmez; çoğu durumda fiili yatış süresi daha kısa olur.

9.2. Kadın Hükümlüler ve Anneler

Kadınlar bakımından infaz hukukunda en kritik başlıklar:

  • hamilelik,
  • doğum sonrası dönem,
  • küçük çocukla birlikte infaz.

Hamilelik ve doğum: Hamile kadın hükümlüler için:

  • doğuma kadar,
  • doğumdan sonra genellikle 6 aya kadar

infazın ertelenmesi mümkündür. Bu süreler, çocuğun ve annenin sağlık durumuna göre uzayabilir.

Küçük çocukla birlikte infaz: 0–6 yaş arası çocuğu bulunan kadın hükümlüler bakımından:

  • çocuk cezaevinde anneyle birlikte kalabilir,
  • bazı hallerde infaz ertelenebilir veya konutta infaz seçenekleri gündeme gelebilir.

Burada belirleyici kriter « çocuğun üstün yararı”dır. Uygulamada savcılık ve infaz hâkimliği, her dosyayı ayrı değerlendirir. Pratik mesaj: Annelik durumu, özellikle kısa ve orta süreli hapis cezalarında yatar hesabını ciddi biçimde değiştirebilir.

9.3. İleri Yaştaki Hükümlüler

7550 sonrası düzenlemelerle birlikte ileri yaş grupları için cezanın cezaevi dışında infazı alanı genişlemiştir. Genel çerçevede:

  • 65 yaş ve üzeri hükümlüler için konutta infaz ihtimali,
  • 70 yaş üzeri için daha geniş süre sınırları,
  • 75 ve 80 yaş üzeri için ise artan esneklikler

gündeme gelmiştir. Bu rejimlerde:

  • ceza tamamen evde infaz edilebilir,
  • elektronik izleme uygulanabilir,
  • sağlık ve bakım koşulları dikkate alınır.

Bu durum, özellikle uzun süreli hapis cezalarında dahi fiili cezaevi yatışını ortadan kaldırabilen sonuçlar doğurabilir.

9.4. Ağır Hasta, Engelli veya Bakıma Muhtaç Hükümlüler

Sürekli hastalık, ağır engellilik veya kocama hali bulunan hükümlüler bakımından infaz hukuku insani bir kapı açar. Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü hastanelerden alınan raporlarla:

  • cezaevinde kalamayacak durumda olduğu tespit edilen hükümlüler için
  • infazın ertelenmesi veya
  • cezanın konutta infazı

mümkün olabilir. Burada temel kriter şudur: Cezaevi koşullarında sağlık hizmetiyle giderilemeyecek bir durum bulunmalı. Bu tür dosyalarda yatar hesabı, matematiksel oranlardan ziyade tıbbi değerlendirme üzerinden şekillenir.

9.5. Yabancı Uyruklu Hükümlüler

Yabancı uyruklular bakımından yatar hesabını değiştiren iki ana mekanizma vardır:

Sınır dışı edilerek infazın fiilen sona ermesi: Bazı dosyalarda hükümlü:

  • cezasının belirli kısmını çektikten sonra
  • kamu güvenliği değerlendirmesi yapılarak
  • sınır dışı edilebilir.

Bu durumda kişi Türkiye ceza infaz sisteminden çıkarılmış olur.

Ceza infazının kendi ülkesine devri: Türkiye’nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı anlaşmalar kapsamında, hükümlünün cezası vatandaşı olduğu ülkede infaz edilebilir. Bu, özellikle Avrupa ülkeleriyle sık karşılaşılan bir uygulamadır. 

Bu iki mekanizma, yabancı uyruklular bakımından “yatar” kavramını klasik anlamda geçersiz kılabilir.

9.6. Bu Özel Rejimlerde Ortak Nokta: Otomatiklik Yoktur

Burada altı çizilmesi gereken en önemli husus şudur: Bu özel durumların hiçbiri kendiliğinden uygulanmaz. Her biri için:

  • başvuru yapılması,
  • belgelerin sunulması,
  • savcılık veya infaz hâkimliği değerlendirmesi

Yani yaşlılık, hastalık veya annelik tek başına yeterli değildir; hukuki sürecin doğru işletilmesi gerekir.

9.7. Bu Bölümün Özeti

Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, ağır hastalar ve yabancı uyruklular için:

  • infaz ertelenebilir,
  • ceza evde çekilebilir,
  • denetimli serbestlik alanı genişleyebilir,
  • hatta bazı hallerde Türkiye’deki infaz tamamen sona erebilir.

Dolayısıyla yatar hesabı yapılırken yalnızca suç ve ceza değil, kişisel statü de mutlaka masaya yatırılmalıdır.

10. İnfazın Ertelenmesi: Şartları, Süresi ve Yatar Hesabına Etkisi

Yatar” hesabı çoğu zaman cezaevine girdikten sonraki oranlar üzerinden konuşulur. Oysa bazı dosyalarda asıl kritik soru şudur: Hükümlü cezaevine hiç girmeden infazı erteleyebilir mi? İşte bu noktada devreye giren kurum infazın ertelenmesidir. İnfazın ertelenmesi; hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kişinin, cezasının infazına belirli bir süre ara verilmesini sağlayan, tamamen infaz hukukuna özgü bir mekanizmadır. Uygulamada sıkça “ceza erteleme” ile karıştırılsa da, teknik olarak farklıdır:

  • Hükmün ertelenmesi, yargılama aşamasında verilen bir karardır.
  • İnfazın ertelenmesi ise, hüküm kesinleştikten sonra gündeme gelir.

Bu nedenle infaz erteleme, doğrudan “yatar” süresini değil; cezaevine giriş zamanını etkiler. Ancak özellikle kısa süreli hapis cezalarında, fiili yatışı tamamen ortadan kaldırabilecek kadar güçlü sonuçlar doğurabilir.

10.1. İnfaz Erteleme Hangi Hallerde Gündeme Gelir?

Genel çerçevede infaz erteleme üç ana grupta karşımıza çıkar:

  • Çağrı kâğıdı sonrası talep edilen erteleme
  • Sağlık nedeniyle erteleme
  • Hamilelik ve doğuma bağlı erteleme

Her birinin şartları ve sonuçları farklıdır.

Çağrı Kâğıdı Sonrası İnfaz Erteleme (Kısa Süreli Hapislerde): Bu başlık, uygulamada en sık karşılaşılan infaz erteleme türüdür. Hapis cezası kesinleştikten sonra, hükümlüye çağrı kâğıdı gönderilir. Eğer hükümlü:

  • Kasten işlenen suçlarda 3 yıl veya daha az,
  • Taksirle işlenen suçlarda 5 yıl veya daha az

hapis cezası almışsa ve çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren 10 gün içinde savcılığa başvurursa, infazın ertelenmesini talep edebilir. Burada üç kritik unsur vardır:

  • Süre kesin: 10 gün: Bu süre kaçırılırsa, çoğu dosyada doğrudan yakalama süreci başlar. Dolayısıyla infaz ertelemenin kapısı, çağrı kâğıdından sonra çok kısa süre açık kalır.
  • Erteleme otomatik değildir: Savcılık:
    • hükümlünün geçmişini,
    • sabıka durumunu,
    • kaçma riskini, 
    • sosyal koşullarını değerlendirir. Uygun görmezse talep reddedilebilir.
  • Teminat istenebilir: Bazı dosyalarda hükümlüden teminat yatırması istenebilir. Bu, kişinin belirlenen süre sonunda infaza teslim olacağını güvence altına almak amacıyla uygulanır.

10.2. Sağlık Nedeniyle İnfaz Erteleme

Hükümlünün cezaevi koşullarında hayatını sürdüremeyecek durumda olması halinde infaz ertelenebilir. Burada temel ölçüt şudur: Cezaevi ortamında tedavi edilemeyecek veya cezaevi koşullarında yaşamı ciddi tehlikeye girecek bir sağlık durumu bulunmalıdır. Bu durum:

  • Adli Tıp Kurumu raporu,
  • veya tam teşekküllü devlet hastanesi raporları

ile belgelendirilir. Sağlık nedeniyle infaz erteleme:

  • süreli olabilir (belirli aralıklarla kontrol edilir),
  • hastalık devam ettiği sürece uzatılabilir.

Bu tür dosyalarda fiilen cezaevine hiç girilmemesi de mümkündür.

10.3. Hamilelik ve Doğuma Bağlı Erteleme

Kadın hükümlüler bakımından özel bir infaz erteleme rejimi vardır. Genel uygulama:

  • Doğuma kadar infaz ertelenir,
  • Doğumdan sonra genellikle 6 ay daha erteleme tanınır.

Bu süre, annenin ve çocuğun sağlık durumuna göre uzatılabilir. Bu erteleme, çocuğun üstün yararı esas alınarak uygulanır ve çoğu dosyada otomatik kabul edilir.

10.4. İnfaz Erteleme Kaç Kez Yapılabilir?

Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri budur. Cevap nettir:

  • Sağlık ve hamilelik gibi objektif sebepler devam ettiği sürece erteleme tekrar edebilir.
  • Çağrı kâğıdı sonrası yapılan “idari erteleme” ise genellikle bir defalıktır.

Yani kısa süreli hapislerde, sürekli erteleme yoluyla infazdan kaçınmak mümkün değildir.

10.5. İnfaz Ertelemenin Yatar Hesabına Etkisi

Burada önemli bir ayrımı vurgulamak gerekir: İnfaz erteleme, cezayı azaltmaz. Sadece:

  • cezaevine giriş tarihini ileri alır,
  • bazı dosyalarda denetimli serbestlik veya alternatif infaz yollarına geçişi kolaylaştırır.

Özellikle kısa süreli hapislerde, infaz erteleme + denetimli serbestlik + konutta/gece infazı birleştiğinde, hükümlü fiilen cezaevine girmeden süreci tamamlayabilir. Uzun süreli cezalarda ise infaz erteleme, yalnızca zaman kazandırır.

10.6. Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar

  • 10 günlük süreyi kaçırmak
  • Hükmün ertelenmesi ile infaz ertelemeyi karıştırmak
  • Sağlık raporlarını usulüne uygun almamak
  • Teminat çağrılarını ciddiye almamak
  • Ertelemenin otomatik olduğunu sanmak

Bu hatalar, geri dönülmesi zor sonuçlar doğurur.

10.7. Bu Bölümün Özeti

İnfaz erteleme:

  • yalnız kısa süreli hapislerde değil,
  • sağlık, hamilelik ve bazı özel durumlarda da uygulanabilen,
  • yatarı doğrudan azaltmasa bile fiili cezaevi süresini ciddi biçimde etkileyebilen,
  • doğru zamanda başvurulmazsa tamamen kaybedilen

kritik bir infaz kurumudur. Bu nedenle çağrı kâğıdı geldiği anda veya sağlık/annelik gibi durumlar ortaya çıktığında, infaz erteleme ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir.

11. İyi Hâl, Disiplin Cezaları ve Bunların Yatar Süresine Etkisi

Yatar hesabı çoğu zaman matematiksel oranlar üzerinden yapılır; ancak infaz hukukunda sonucu fiilen belirleyen ikinci büyük alan iyi hâl değerlendirmesi ve buna bağlı disiplin rejimidir. Hükümlü, kanunda öngörülen süreyi doldurmuş olsa bile, iyi hâlli sayılmazsa koşullu salıvermeden yararlanamaz; benzer şekilde disiplin cezaları, denetimli serbestlik ve açık cezaevi geçişlerini geciktirebilir. Bu nedenle infaz sürecinde davranışsal boyut, en az teknik oranlar kadar önemlidir. Bu bölüm, iyi hâlin nasıl belirlendiğini, hangi davranışların risk yarattığını ve disiplin cezalarının yatar süresini hangi mekanizmalarla uzattığını sistematik biçimde ele alır.

11.1. İyi Hâl Nedir ve Kim Tarafından Değerlendirilir?

İyi hâl, hükümlünün ceza infaz kurumundaki davranışlarının, uyumunun ve rehabilitasyon sürecine katılımının olumlu olup olmadığının kurumsal olarak değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme:

  • cezaevi idaresi,
  • öğretmen, psikolog, sosyal çalışmacı gibi meslek elemanları,
  • idare ve gözlem kurulu

tarafından yapılır. Kurul, hükümlünün:

  • kurallara uyumu,
  • diğer hükümlülerle ilişkisi,
  • personelle iletişimi,
  • eğitim/meslek faaliyetlerine katılımı,
  • pişmanlık ve yeniden topluma kazandırılabilirlik göstergeleri

gibi kriterleri birlikte ele alır. Burada önemli nokta şudur: İyi hâl, tek bir olayla değil; zaman içine yayılan bir davranış örüntüsüyle değerlendirilir.

11.2. İyi Hâlin Yatar Hesabındaki Kritik Rolü

İyi hâl, üç ana noktada doğrudan etkilidir:

  • Koşullu salıverme
  • Açık cezaevine ayrılma
  • Denetimli serbestlikten yararlanma

Bu üç mekanizma, yatar hesabının pratikte “erken çıkış” kanallarıdır. Örneğin:

  • Hükümlü, matematiksel olarak koşullu salıverme süresini doldurmuş olabilir; ancak iyi hâl raporu olumsuz ise tahliye ertelenir.
  • Açık cezaevine geçemeyen hükümlü, denetimli serbestlik hattına da giremez.
  • Disiplin cezası alan hükümlünün denetimli serbestlik talebi reddedilebilir.

Bu nedenle iyi hâl, fiili yatışı aylar hatta bazı dosyalarda yıllar uzatabilecek güçte bir faktördür.

11.3. Disiplin Cezaları Nelerdir?

Ceza infaz kurumlarında düzeni sağlamak amacıyla uygulanan disiplin cezaları, ağırlıklarına göre farklı kategorilere ayrılır. Uygulamada karşılaşılan başlıca disiplin yaptırımları şunlardır:

  • Uyarma
  • Kınama
  • Bazı faaliyetlere katılmaktan alıkoyma
  • Ziyaretçi kabulünün kısıtlanması
  • Haberleşme haklarının sınırlandırılması
  • Hücreye koyma

Bu cezalar, idari niteliktedir; ancak infaz sürecine etkileri son derece ağır olabilir.

11.4. Hangi Davranışlar Disiplin Riski Doğurur?

Uygulamada en sık disiplin yaptırımı doğuran davranışlar:

  • kavga, tehdit veya hakaret,
  • kurum personeline karşı saygısızlık,
  • kurum eşyasına zarar verme,
  • uyuşturucu veya yasaklı madde bulundurma,
  • izinsiz haberleşme girişimleri,
  • firar teşebbüsü,
  • örgütsel faaliyetler

şeklinde özetlenebilir. Okuyucular  açısından kritik mesaj şudur: Cezaevi içinde “küçük görünen” davranışlar bile, infaz takvimini ciddi biçimde etkileyebilir.

11.5. Disiplin Cezalarının Koşullu Salıverme ve Denetimli Serbestliğe Etkisi

Disiplin cezası alan bir hükümlü bakımından:

  • iyi hâl değerlendirmesi olumsuzlaşabilir,
  • açık cezaevine ayrılma gecikebilir,
  • denetimli serbestlik süreci askıya alınabilir veya reddedilebilir,
  • koşullu salıverme tarihi ileriye atılabilir.

Özellikle hücre cezası gibi ağır yaptırımlar, çoğu dosyada yeniden değerlendirme süreci başlatır ve hükümlünün infaz takvimini başa döndürebilir. Bu nedenle disiplin cezası, yalnızca “kurum içi bir yaptırım” değil; yatar hesabını doğrudan değiştiren hukuki bir faktördür.

11.6. Disiplin Cezalarına Karşı Başvuru Yolları

Disiplin cezaları keyfi değildir ve hukuki denetime tabidir. Hükümlü:

  • verilen disiplin cezasına karşı
  • infaz hâkimliğine itiraz edebilir.

Bu başvurularda:

  • olayın gerçekliği,
  • orantılılık,
  • savunma hakkının tanınıp tanınmadığı

gibi unsurlar değerlendirilir. Uygulamada, usule aykırı verilen birçok disiplin cezasının infaz hâkimliğince kaldırıldığı görülmektedir. Bu da yatar süresinin gereksiz yere uzamasının önüne geçebilir.

11.7. Pratik Tavsiyeler

İnfaz sürecinde yatarın uzamaması için:

  • kurum kurallarına titizlikle uyulmalı,
  • tartışmalardan kaçınılmalı,
  • eğitim ve rehabilitasyon faaliyetlerine katılım sağlanmalı,
  • disiplin cezası verilirse vakit kaybetmeden hukuki başvuru yapılmalıdır.

Bu adımlar, çoğu dosyada aylar kazandırabilir.

11.8. Bu Bölümün Özeti

İyi hâl ve disiplin rejimi:

  • koşullu salıvermenin anahtarıdır,
  • denetimli serbestlik yolunu açar veya kapatır,
  • yatar süresini fiilen uzatabilir,
  • doğru yönetildiğinde erken çıkışın önünü açabilir.

Dolayısıyla infaz hukuku yalnız kanun maddelerinden ibaret değildir; davranış, uyum ve hukuki refleks de sürecin parçasıdır.

12. Sık Sorulan Sorular (SSS): Cezaevi Yatar Hesabı Hakkında En Çok Merak Edilenler

Bu rehber boyunca infaz hukukunun teknik çerçevesini ayrıntılı biçimde ele aldık. Ancak uygulamada sayfa ziyaretçilerin büyük kısmı, aynı temel sorular etrafında dolaşmaktadır. Bu bölümde, cezaevi yatar hesabına ilişkin en sık sorulan soruları, kısa ama hukuken isabetli cevaplarla bir araya getiriyoruz.

Kaç yıl ceza aldım, gerçekten o kadar mı yatarım? Hayır. Mahkemenin verdiği ceza süresi ile cezaevinde fiilen kalınacak süre çoğu zaman farklıdır. Suç tarihine, suç türüne (adi/terör), denetimli serbestliğe, iyi hâle ve özel durumlara göre fiili yatış önemli ölçüde değişebilir.

“Yarı yatma” herkes için geçerli mi? Hayır. 1/2 rejimi yalnızca adi suçlar için geçerlidir. Terör ve istisna suçlarda genel oran 3/4tür; bazı ağırlaştırılmış müebbet hallerinde ise şartla salıverme hiç uygulanmaz.

Denetimli serbestlik otomatik midir? Hayır. 7550 sonrası sistemde hükümlü, denetimli serbestlikten yararlanabilmek için cezasının en az 1/10’unu fiilen cezaevinde çekmiş olmalıdır. Ayrıca iyi hâl şarttır ve bazı suçlarda denetimli serbestlik hiç uygulanmaz.

Hiç cezaevine girmeden denetimli serbestliğe çıkabilir miyim? Artık genel olarak hayır. Güncel mevzuat uyarınca en az %10 fiili yatış şartı vardır. Ancak konutta infaz, yaşlılık veya sağlık gibi özel rejimler ayrı değerlendirilir.

Müebbet alan biri kaç yıl yatar? Adi suçlarda müebbet için koşullu salıverme süresi 24 yıl, terör kapsamındaysa 30 yıldır. Ağırlaştırılmış müebbetlerde bu süreler sırasıyla 30 yıl ve 36 yıldır. Bazı ağırlaştırılmış müebbet dosyalarında şartla salıverme hiç uygulanmaz.

Birden fazla cezam varsa hepsi toplanır mı? Matematiksel olarak toplanır; ancak infaz hukukunda üst sınırlar vardır. Adi suçlarda süreli hapisler için koşullu salıverme bakımından üst sınır 28 yıl, terör/istisna suçlarda 32 yıldır. Müebbetlerde de 30–34–36–40 yıl gibi sınırlar uygulanır.

Tutuklu kaldığım süre yatardan düşer mi? Evet. Tutukluluk ve gözaltı süreleri cezadan mahsup edilir. Ancak bu mahsup işlemi müddetnamede eksik yapılabilir; mutlaka kontrol edilmelidir.

Müddetname nedir ve neden önemlidir? Müddetname, yatar hesabının resmi belgesidir. Koşullu salıverme, denetimli serbestlik ve mahsup tarihleri burada yer alır. İnternette yapılan hesaplar tahminidir; bağlayıcı olan müddetnamedir.

Müddetname yanlış düzenlenirse ne yapabilirim? Önce infaz savcılığına başvurulur; sonuç alınamazsa infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilir. Yanlış suç tarihi, eksik mahsup veya hatalı rejim uygulaması sık karşılaşılan itiraz sebepleridir.

İnfaz erteleme nedir? İnfaz erteleme, kesinleşmiş cezanın infazına geçici olarak ara verilmesidir. Özellikle kısa süreli hapislerde çağrı kâğıdından sonra 10 gün içinde başvurulabilir. Sağlık ve hamilelik gibi durumlarda da uygulanabilir.

İnfaz erteleme cezamı azaltır mı? Hayır. Cezayı azaltmaz; yalnızca cezaevine giriş zamanını ileri alır. Ancak kısa süreli hapislerde denetimli serbestlik veya alternatif infaz yollarına geçişi kolaylaştırabilir.

Disiplin cezası yatarımı etkiler mi? Evet. Disiplin cezaları iyi hâli olumsuz etkiler; açık cezaevi, denetimli serbestlik ve koşullu salıverme süreçlerini geciktirebilir.

Disiplin cezasına itiraz edebilir miyim? Evet. Disiplin cezalarına karşı infaz hâkimliğine itiraz mümkündür. Usule aykırı veya orantısız cezalar kaldırılabilir.

Yaşlı veya ağır hasta hükümlüler için farklı uygulama var mı? Evet. İleri yaş, ağır hastalık veya engellilik halinde infaz ertelenebilir ya da ceza konutta infaz edilebilir. Bu durumlar tıbbi raporlarla belgelenmelidir.

Yabancı uyrukluysam yatarım değişir mi? Değişebilir. Bazı hallerde hükümlü sınır dışı edilir veya cezası kendi ülkesinde infaz edilir. Bu durumda Türkiye’deki fiili yatış sona erebilir.

İnternetteki yatar hesaplama siteleri güvenilir mi? Genellikle hayır. Bu tür hesaplamalar suç tarihi, mükerrirlik, mahsup ve istisna rejimlerini dikkate almaz. Güvenilir sonuç için dosya özelinde değerlendirme ve müddetname incelemesi gerekir.

En doğru yatar hesabını nasıl öğrenebilirim?

  • Suç tarihini,
  • suç türünü,
  • ceza miktarını,
  • mükerrirlik durumunu,
  • mahsup sürelerini

birlikte değerlendiren ve mümkünse müddetnameyi inceleyen profesyonel bir analizle.

12.1. Bu Bölümün Kısa Özeti

Cezaevi yatar hesabı:

  • tek bir oranla yapılmaz,
  • kişiye ve dosyaya özeldir,
  • resmen müddetnameyle belirlenir,
  • hatalı düzenlenirse düzeltilebilir.

Bu nedenle kulaktan dolma bilgiler yerine, somut dosyaya dayalı değerlendirme esastır.

13. Sonuç ve Profesyonel Destek: Yatar Hesabında Neden Uzman Görüşü Önemlidir?

Bu rehber boyunca, cezaevi yatar hesabının basit bir matematik işlemi olmadığını; suç tarihinden infaz rejimine, denetimli serbestlikten mükerrirliğe, müddetnameden iyi hâl ve disiplin sürecine kadar uzanan çok katmanlı bir hukuki değerlendirme gerektirdiğini ortaya koyduk. Görüldüğü üzere “kaç yıl ceza aldım?” sorusu ile “kaç yıl cezaevinde kalırım?” sorusu çoğu dosyada aynı cevabı üretmez. Yatar hesabını gerçekten belirleyen unsurlar; yalnızca mahkeme kararında yazan ceza süresi değil, aynı zamanda:

  • suçun işlendiği tarih,
  • suçun adi mi yoksa terör/istisna kapsamında mı olduğu,
  • süreli hapis mi, müebbet mi, ağırlaştırılmış müebbet mi söz konusu olduğu,
  • mükerrirlik durumu,
  • tutukluluk ve gözaltı mahsupları,
  • denetimli serbestlik ve alternatif infaz imkanları,
  • infaz erteleme ihtimali,
  • kişiye özgü özel rejimler (yaş, sağlık, annelik, yabancılık),
  • iyi hâl ve disiplin uygulamaları,
  • ve nihayet resmi hesap belgesi olan müddetnamenin içeriğidir.

Bu başlıkların her biri tek başına sonucu değiştirebilecek ağırlıktadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan mağduriyetlerin önemli bir kısmı, yanlış rejim uygulanması, eksik mahsup yapılması veya müddetnamenin zamanında denetlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Aylar hatta yıllar düzeyinde özgürlük kaybına yol açabilen bu hatalar, çoğu zaman erken fark edilseydi düzeltilebilecek niteliktedir.

Bu nedenle yatar hesabında “internetteki hazır tablolar” veya genel oranlar yerine, somut dosyaya özgü hukuki analiz esastır. Özellikle birden fazla dosyası bulunan, mükerrirlik ihtimali olan, terör/istisna suç kapsamında yargılanan ya da sağlık ve yaş gibi özel durumları bulunan kişiler bakımından, profesyonel değerlendirme hayati önem taşır. Bıçak olarak; infaz hukuku alanında edindiğimiz akademik ve pratik tecrübe ile müvekkillerimize:

  • cezaevi yatar süresinin dosya bazlı hesaplanması,
  • müddetname incelemesi ve hatalı düzenlemelere karşı başvurular,
  • infaz erteleme taleplerinin hazırlanması,
  • denetimli serbestlik ve açık cezaevi süreçlerinin takibi,
  • disiplin cezalarına itiraz,
  • koşullu salıverme değerlendirmeleri

gibi tüm infaz aşamalarında kapsamlı hukuki destek sunmaktayız. Her dosyanın kendine özgü olduğu gerçeğinden hareketle, amacımız yalnızca mevzuatı aktarmak değil; müvekkillerimizin özgürlüğünü doğrudan etkileyen bu süreçleri doğru zamanda, doğru yöntemle ve eksiksiz biçimde yönetmektir. Cezaevi yatar hesabınıza ilişkin özel durumunuzu değerlendirmek, müddetnamenizi inceletmek veya infaz süreciniz hakkında profesyonel görüş almak için Bıçak ile iletişime geçebilirsiniz.

© 2026 Prof. Dr. Vahit Bıçak / Bıçak Hukuk Bürosu – Tüm hakları saklıdır. Bu makale, sayın Prof. Dr. Vahit Bıçak tarafından www.bicakhukuk.com sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.

Referans: Bıçak, Vahit (2026) “ Ceza Yatar Hesaplama: Güncel İnfaz Rehberi, « https://www.bicakhukuk.com/ceza-yatar-hesaplama-guncel-infaz-rehberi/, » Prgf . __., Erişim Tarihi: …,

/ Ceza Hukuku, Görüşler / Düşünceler, Görüşler / Düşünceler / Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Comments

No comments yet.

Send Comment