Türkiye ile Pakistan arasındaki tarihsel ve stratejik ilişkiler, son yıllarda ticaret, yatırım, savunma, enerji, madencilik, teknoloji ve ortak üretimi kapsayan daha güçlü bir ekonomik ortaklığa dönüşmektedir. İki ülkenin 5 milyar ABD doları ticaret hacmi hedefi, 2023 yılında yürürlüğe giren Mal Ticareti Anlaşması ve 2026 yılında açıklanan yeni yatırım girişimleri, Türk ve Pakistanlı şirketler açısından önemli sınır ötesi fırsatlar ortaya çıkarmaktadır. Pakistan’da yatırım yapmak isteyen Türk şirketleri bakımından şirket kuruluşu, ortak girişimler, şirket satın almaları, özel ekonomik bölgeler, yatırım teşvikleri, vergilendirme ve kârın Türkiye’ye transferi yatırımın hukuki yapısının temel unsurlarıdır. Özellikle enerji, madencilik, savunma ve havacılık, bilgi teknolojileri, yapay zekâ, fintech ve siber güvenlik alanlarındaki projeler; düzenleyici izinler, teknoloji transferi, fikrî mülkiyet, veri koruma, ihracat kontrolleri ve yaptırım uyumu gibi daha ileri hukuki değerlendirmeler gerektirebilir. Türkiye ile Pakistan arasındaki çifte vergilendirmenin önlenmesi ve yatırımların karşılıklı korunmasına ilişkin anlaşmalar, doğru yapılandırılmış sınır ötesi yatırımlar için önemli bir uluslararası hukuk altyapısı sağlamaktadır. Ticari sözleşmelerde uygulanacak hukukun ve uyuşmazlık çözüm yönteminin başlangıçta belirlenmesi; uluslararası tahkim ile yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi bakımından da önem taşımaktadır.
Türkiye-Pakistan ekonomik ilişkilerinin çift yönlü niteliği nedeniyle, Türk şirketlerinin Pakistan’daki yatırımlarının yanı sıra Pakistanlı şirket ve yatırımcıların Türkiye’deki ticari ve hukuki işlemleri de bu sınır ötesi hukuk hizmetlerinin kapsamındadır. Bıçak Hukuk, Türkiye–Pakistan ticaret ve yatırımlarında işlemin yapılandırılmasından sözleşmelere, hukuki durum tespitinden düzenleyici uyuma ve uyuşmazlık çözümüne kadar uzanan süreçlerde, gerektiğinde Pakistan’daki hukuk profesyonelleriyle koordinasyon içinde proje ve dosya temelli hukuki danışmanlık sunmaktadır.
Pakistan Türkiye Hukuk ve Avukatlık Hizmetleri
1. Türkiye-Pakistan İlişkilerinde Yeni Dönem: Stratejik Ortaklıktan Ekonomik Ortaklığa
Türkiye ile Pakistan arasındaki tarihsel dostluk ve güçlü siyasi ilişkiler, giderek daha kapsamlı bir ticaret, yatırım ve stratejik ekonomik iş birliğine dönüşmektedir. Savunma sanayii, enerji, madencilik, altyapı, imalat, bilgi teknolojileri ve yapay zekâ gibi alanlarda gelişen ilişkiler, iki ülke arasındaki ekonomik bağların klasik mal ticaretinden ortak yatırımlara, üretime ve teknoloji transferine doğru genişlediğini göstermektedir. Bu dönüşüm 2026 yılında daha görünür hâle gelmiştir. Temmuz 2026 Türkiye-Pakistan İş ve Yatırım Forumu’nda ikili ticaret hacminin yaklaşık 1,2-1,3 milyar ABD doları, Pakistan’daki Türk yatırımlarının ise 2 milyar ABD dolarının üzerinde olduğu açıklanmıştır. Taraflar 5 milyar ABD dolarlık ticaret hedefini izlerken, 2023’te yürürlüğe giren Mal Ticareti Anlaşması’nın daha fazla ürünü kapsayacak şekilde genişletilmesine ilişkin teknik çalışmalar da devam etmektedir. Ekonomik ilişkilerin derinleşmesi; şirket kuruluşu, ortak girişimler, yatırım teşvikleri, özel ekonomik bölgeler, vergilendirme, kâr transferi, uluslararası sözleşmeler, yatırım koruması ve uyuşmazlık çözümü gibi alanlarda sınır ötesi hukuki ihtiyaçları da artırmaktadır. Bu nedenle Pakistan-Türkiye hukuk ve avukatlık hizmetleri, büyüyen ekonomik ilişkinin güvenli ve sürdürülebilir biçimde yapılandırılmasının önemli unsurlarından biridir.
2. Türkiye ile Pakistan Arasındaki Ticaret ve Yatırımların Hukuki Altyapısı
Türkiye–Pakistan ekonomik ilişkileri yalnızca siyasi yakınlığa değil, onlarca yılda oluşturulmuş çok katmanlı bir hukuki altyapıya dayanmaktadır. Bu altyapıda 1985 tarihli Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması, 1995 tarihli Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ve 2002 tarihli Gümrük Alanında Karşılıklı İdari İşbirliği ve Yardım Anlaşması gibi düzenlemeler bulunmaktadır. Güncel ticaret ayağını ise 1 Mayıs 2023’te yürürlüğe giren Türkiye-Pakistan Mal Ticareti Anlaşması oluşturmaktadır. 2025 yılında taraflar anlaşmanın kapsamının genişletilmesi, Eximbanklar arasında iş birliği, helal sertifikasyonu ve menşe belgelerinin dijital doğrulanması konularında yeni mutabakatlara varmış; kapsamın genişletilmesine ilişkin teknik müzakereler 2026’da da sürmüştür. Dolayısıyla sınır ötesi bir işlem yalnızca Türkiye veya Pakistan’ın iç hukukuna göre değerlendirilemez. Ulusal mevzuat, ikili anlaşmalar, ticaret ve gümrük kuralları ile işlemin sözleşmesel yapısı birlikte dikkate alınmalıdır.
3. Türkiye–Pakistan Mal Ticareti Anlaşması ve Sınır Ötesi Ticaret
Mal Ticareti Anlaşması, belirli ürünlerin iki ülke arasında tercihli koşullarla ticaretine imkân sağlamaktadır. Ancak bir malın Türkiye veya Pakistan menşeli olması, tek başına tercihli tarifeden yararlanması için yeterli değildir. Pakistan–Türkiye Mal Ticareti Anlaşması Menşe Kuralları 1 Mayıs 2023’te yürürlüğe girmiştir. Bu düzenleme, tercihli tavizlerden yararlanabilecek ürünlerin menşeinin belirlenmesine ilişkin kuralları ortaya koymakta; ayrıca bir ürünün menşe kuralları ekinde bulunmasının tek başına ürünün anlaşma kapsamına girdiği anlamına gelmediğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle Türkiye’den Pakistan’a veya Pakistan’dan Türkiye’ye mal ticaretinde gümrük tarife sınıflandırması, menşe, tercihli tarife kapsamı, belgelendirme, ithalat ve ihracat sınırlamaları ile ürüne özgü teknik düzenlemeler işlem öncesinde değerlendirilmelidir.
4. Türkiye-Pakistan Ticaretinde Sözleşmeler, Distribütörlük, Acentelik ve Tedarik İlişkileri
Sınır ötesi ticaretin hukuki güvenliği, devletler arasındaki anlaşmalar kadar şirketlerin kendi aralarında kurdukları sözleşme ilişkisine bağlıdır. Satım, distribütörlük, acentelik, tedarik, üretim, lojistik ve teknoloji sözleşmelerinde tarafların hak ve yükümlülüklerinin başlangıçta açık biçimde düzenlenmesi uyuşmazlık riskini azaltabilir. Sözleşmelerde özellikle uygulanacak hukuk, ödeme ve teslim, riskin geçişi, kalite, garanti ve sorumluluk, mücbir sebep, gizlilik, fikrî mülkiyet, fesih ve uyuşmazlık çözümü değerlendirilmelidir. Distribütörlük ve acentelik ilişkilerinde münhasırlık, bölge, satış hedefleri ve komisyon gibi konular ayrıca önem kazanabilir. Tarafların farklı ülkelerde bulunması nedeniyle, uyuşmazlığın hangi mahkeme veya tahkim mekanizmasında çözüleceği ve elde edilecek kararın diğer ülkede uygulanabilirliği de sözleşme kurulurken düşünülmelidir.
5. Türk Şirketleri Pakistan’da Nasıl Faaliyet Gösterebilir?
Pakistan’a yatırım yapmayı planlayan Türk şirketinin ilk hukuki sorusu yalnızca “şirket nasıl kurulur?” değil, hangi pazara giriş modelinin yatırımın amacına uygun olduğudur. Yerel şirket kurulması, Pakistanlı bir ortakla joint venture oluşturulması veya mevcut yabancı şirketin branch ya da liaison office üzerinden faaliyet göstermesi farklı seçeneklerdir.
Pakistan Board of Investment’ın güncel açıklamasına göre, ulusal güvenlik ve kamu güvenliği gerekçesiyle yasaklanan veya kısıtlanan faaliyetler dışında sektörler genel olarak yabancı yatırıma açıktır. Yabancı sermaye bakımından genel bir asgari yatırım şartı bulunmamakta; ancak havacılık, bankacılık, tarım ve medya gibi bazı sektörlerde özel sınırlamalar uygulanabilmektedir.
Branch ve liaison office ise yerel şirketle aynı hukuki yapı değildir. Pakistan Securities and Exchange Commission (SECP), yabancı şirketlerin bu yapılanmalarına ilişkin ayrı kayıt prosedürü ve belge rejimi öngörmektedir. Dolayısıyla seçim yapılırken faaliyetin niteliği ve süresi, yerel ortak ihtiyacı, gelir elde edilip edilmeyeceği, sorumluluk, vergilendirme ve gelecekteki büyüme veya çıkış planı birlikte değerlendirilmelidir.
6. Pakistan’da Şirket Kuruluşu, Ortak Girişimler ve M&A
Yerel şirket üzerinden yatırım yapılacaksa hukuki çalışma tescille sınırlı kalmamalıdır. Ortaklık ve sermaye yapısı, yönetim, karar alma mekanizmaları, pay devri ve yatırımcının çıkış hakları yatırımın ekonomik amacıyla uyumlu biçimde düzenlenmelidir. Özellikle joint venture yatırımlarında shareholders’ agreement; yönetim kontrolü, nitelikli kararlar, finansman yükümlülükleri, kâr dağıtımı, fikrî mülkiyet, pay devirleri, deadlock ve çıkış mekanizmaları bakımından önem kazanır. Mevcut bir Pakistan şirketine yatırım veya şirket devralınması hâlinde ise sözleşmeler, borçlar, ruhsatlar, çalışanlar, fikrî mülkiyet, teminatlar ve uyuşmazlıkları kapsayan işlem-odaklı bir hukuki due diligence gerekebilir.
7. Pakistan’da Türk Yatırımcılar ve Özel Ekonomik Bölgeler
Pakistan’daki Special Economic Zones (SEZ) rejimi, Türk yatırımcılar bakımından 2026’da özel önem kazanmıştır. Temel hukuki çerçeveyi Special Economic Zones Act, 2012 oluşturmakta; Pakistan Board of Investment güncel metni 21 Mayıs 2026’ya kadar yapılan değişiklikleri içerecek şekilde yayımlamaktadır. SEZ yatırımı yalnızca bölgede arazi edinilmesi anlamına gelmez. Yatırımcının zone enterprise statüsü, bölgeye kabulü, arazi veya kullanım hakkı, yatırım yükümlülükleri, sermaye malları ve uygulanabilir teşviklerin güncel mevzuat kapsamında birlikte incelenmesi gerekir.
Karaçi’de Türk Yatırımcılara Ayrılan Özel Ekonomik Bölge: Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 4 Temmuz 2026’da İstanbul’daki Pakistan-Türkiye B2B Konferansı’nda Karaçi’deki bir SEZ içerisinde Türk yatırımcılara 1.000 acre alan tahsis edildiğini ve bölgenin “Recep Tayyip Erdoğan Special Economic Zone” olarak adlandırılacağını açıklamıştır. Aynı açıklamada madencilik, enerji, bilgi teknolojileri ve yapay zekâ alanlarında ortak yatırımlara çağrı yapılmıştır. Bu gelişmenin yatırımcı açısından asıl önemi, arazinin büyüklüğünden ziyade yatırımın SEZ mevzuatı, şirketler hukuku, arazi/tahsis, teşvik, vergi, izin ve yatırım koruması boyutlarının birlikte yapılandırılması gereğidir.
8. Enerji, Madencilik ve Altyapı Projelerinde Türkiye-Pakistan İş Birliği
Enerji, madencilik, altyapı, denizcilik ve lojistik Pakistan’ın 2026’da Türk şirketlerini yatırım yapmaya davet ettiği öncelikli alanlar arasındadır. Büyük ölçekli projelerde hukuki ihtiyaç şirket kuruluşunun ötesine geçebilir. Ruhsat ve izinler, kamu otoriteleriyle ilişkiler, joint venture, EPC ve tedarik sözleşmeleri, proje finansmanı, arazi hakları, çevresel yükümlülükler ve offtake düzenlemeleri projenin niteliğine göre gündeme gelebilir. Uzun vadeli ve yüksek sermayeli yatırımlarda sözleşmesel risk dağılımı ile yatırımın ulusal ve uluslararası hukuk kapsamında korunması birlikte değerlendirilmelidir.
9. Savunma, Havacılık ve Teknoloji İş Birlikleri
Savunma sanayii, Türkiye–Pakistan stratejik ekonomik ilişkilerinin yerleşik alanlarından biridir. Pakistan Deniz Kuvvetlerinin AGOSTA 90B denizaltılarının modernizasyonunun STM ana yükleniciliğinde Karaçi’de gerçekleştirilmesi ve projede Türk savunma şirketlerinin sistemlerinin kullanılması, ilişkinin yalnızca nihai ürün ihracatından ibaret olmadığını göstermektedir. Savunma ve havacılık projelerinde kamu alımları, teknoloji transferi, fikrî mülkiyet, gizlilik, lisanslama, yerelleştirme, ihracat kontrolleri, son kullanıcı/son kullanım kısıtlamaları ve yaptırımlar özel önem taşır. Üçüncü ülke menşeli kontrollü teknoloji veya bileşenlerin bulunduğu projelerde ilgili üçüncü ülke ihracat kontrol rejimleri de ayrıca değerlendirilmelidir.
10. Bilgi Teknolojileri, Yapay Zekâ, Fintech ve Siber Güvenlik
Bilgi teknolojileri, yapay zekâ ve dijital hizmetler iki ülke arasındaki yeni iş birliği alanları arasında yer almaktadır. Pakistan’ın 2026 yatırım çağrısında IT ve AI sektörlerine ayrıca yer verilmiştir. Yazılım geliştirme, outsourcing, fintech, yapay zekâ ve siber güvenlik projelerinde fikrî mülkiyet, kaynak kodu, lisanslama, veri işleme ve aktarımı, bilgi güvenliği, hizmet seviyeleri, siber olay sorumluluğu ve alt yükleniciler sözleşmesel yapının önemli unsurlarıdır. AI projelerinde veri kaynağı, çıktıların kullanımı ve düzenleyici uyum; fintech alanında ise lisanslama, ödeme sistemleri, müşteri tanıma ve AML yükümlülükleri ayrıca gündeme gelebilir.
11. Türkiye-Pakistan Yatırımlarında Vergilendirme ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi
Türkiye ile Pakistan arasında 14 Kasım 1985 tarihli Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması bulunmaktadır; anlaşma 26 Ağustos 1988 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anlaşmanın varlığı sınır ötesi gelirlerin otomatik olarak vergiden muaf olduğu anlamına gelmez. Vergi mukimliği, işyeri, ticari kazanç, temettü, faiz, gayrimaddi hak bedelleri ve çifte vergilendirmenin giderilmesi somut yatırımın yapısına göre değerlendirilmelidir. SEZ teşvikleri de yerel vergi mevzuatı ve ikili vergi anlaşmasından bağımsız düşünülmemelidir.
12. Pakistan’daki Yatırımdan Elde Edilen Kâr Türkiye’ye Transfer Edilebilir mi?
Pakistan hukukunda yabancı yatırımcıların kâr ve temettülerini yurt dışına transfer etmelerine ilişkin hukuki mekanizmalar bulunmaktadır. Pakistan Board of Investment, Foreign Private Investment (Promotion and Protection) Act, 1976 m.6 ve State Bank of Pakistan’ın kambiyo prosedürlerine tabi olarak yabancı yatırımcıların kâr ve diğer yatırım fonlarını transfer edebileceğini belirtmektedir. Ancak transfer koşulsuz bir işlem olarak görülmemelidir. Yatırımın kaydı, sermayenin giriş biçimi, vergiler, bankacılık belgeleri ve yürürlükteki kambiyo düzenlemeleri dikkate alınmalıdır. Bu nedenle repatriation, yatırım tamamlandıktan sonra değil, yatırım yapısı kurulurken planlanması gereken konulardan biridir.
13. Türk Yatırımlarının Pakistan’da Hukuki Korunması
Türk yatırımlarının korunması iki katmanda ele alınabilir: Pakistan iç hukuku ve uluslararası yatırım hukuku. İç hukukta Foreign Private Investment (Promotion and Protection) Act, 1976 yabancı yatırımlar için temel koruma düzenlemelerinden biridir. Uluslararası hukuk bakımından ise önemli bir tarih ayrımı bulunmaktadır. 16 Mart 1995’te imzalanan Türkiye–Pakistan BIT, 3 Eylül 1997’de yürürlüğe girmiştir ve Ağustos 2026 itibarıyla UNCTAD kayıtlarında “in force” durumundadır. 22 Mayıs 2012’de imzalanan revize BIT ise “signed, not in force” olarak görünmektedir. Bu nedenle iki anlaşma birbirinin yerine kullanılmamalı; somut uyuşmazlıkta uygulanabilir anlaşma, yatırımın tarihi, yatırımcı ve yatırım tanımları ile uyuşmazlığın niteliği ayrıca incelenmelidir. Ayrıca özel şirketler arasındaki sıradan ticari uyuşmazlık ile devlet veya kamu otoritesinin yatırım üzerindeki işleminden doğabilecek investment treaty dispute birbirinden ayrılmalıdır.
14. Türkiye – Pakistan Ticari Uyuşmazlıkları ve Uluslararası Tahkim
Sınır ötesi sözleşmelerde uyuşmazlığın hangi hukuka göre, nerede ve hangi mekanizmayla çözüleceğinin başlangıçta belirlenmesi önemlidir. Uluslararası tahkim tercih edildiğinde tahkim kurumu veya kuralları, tahkim yeri, hakem sayısı, dil ve uygulanacak hukuk birlikte değerlendirilmelidir. Pakistan’ın Recognition and Enforcement (Arbitration Agreements and Foreign Arbitral Awards) Act, 2011 düzenlemesi, New York Sözleşmesi kapsamında yabancı tahkim anlaşmaları ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin iç hukuk çerçevesini oluşturmaktadır. Ticari tahkim, Bölüm 13’teki yatırım anlaşmasına dayalı uyuşmazlık çözümünden farklıdır: ilki esas olarak tarafların tahkim anlaşmasına, ikincisi ise uygulanabilir yatırım anlaşmasındaki uluslararası hukuk korumasına dayanır.
15. Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Sınır ötesi uyuşmazlıkta karar almak her zaman sürecin sonu değildir. Borçlunun veya malvarlığının diğer ülkede bulunması hâlinde kararın orada tanınması ve icra edilebilirliği önem kazanır. Hakem kararları bakımından New York Sözleşmesi ortak uluslararası çerçeveyi oluştururken Pakistan’ın 2011 tarihli Kanunu yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizini iç hukukta düzenlemektedir. Yabancı mahkeme kararları ise hakem kararlarından farklı bir rejime tabidir ve somut karar bakımından ilgili ülkenin tanıma ve tenfiz şartları ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle uyuşmazlık çözümü stratejisinde yalnızca nerede dava veya tahkim kazanılabileceği değil, elde edilecek kararın malvarlığının bulunduğu ülkede uygulanabilirliği de dikkate alınmalıdır.
16. Pakistanlı Şirket ve Yatırımcıların Türkiye’deki Hukuki İşlemleri
Türkiye-Pakistan ekonomik ilişkileri çift yönlüdür. Pakistanlı şirket ve yatırımcıların Türkiye’de şirket kurması, ortak girişime katılması, şirket satın alması, ticari sözleşmeler yapması, gayrimenkul veya proje yatırımı gerçekleştirmesi de sınır ötesi hukuki danışmanlık gerektirebilir. Somut yatırıma göre şirketler ve ticaret hukukunun yanında vergi, rekabet, çalışma ve oturum izinleri, gayrimenkul, fikrî mülkiyet, veri koruma ve sektörel mevzuat gündeme gelebilir. Türkiye’de ikamet veya vatandaşlık ise ticari yatırımın otomatik sonucu olmayıp yürürlükteki özel şartlara göre ayrıca değerlendirilmelidir.
17. Türkiye-Pakistan Sınır Ötesi İşlemlerinde Yerel Hukuk Büroları Arasında İş Birliği
Türkiye–Pakistan işlemleri çoğu zaman iki hukuk sisteminin aynı proje içerisinde değerlendirilmesini gerektirir. Bu nedenle Türkiye ve Pakistan’daki hukuk profesyonellerinin koordineli çalışması, sınır ötesi hizmet sunumunda önemli bir modeldir. Bu doğrultuda Bıçak Hukuk, 24 Ağustos 2026’da Ankara ofisinde Azam Lawyers & Consultants temsilcileriyle bir araya gelerek Türkiye ve Pakistan arasındaki hukuki ihtiyaçları ve gelecekteki mesleki iş birliği imkânlarını değerlendirmiştir. Amaç, her hukuk bürosunun kendi yetki alanındaki hukuki çalışmayı yürüttüğü ve gerektiğinde karşı ülkedeki hukuk profesyonelleriyle koordinasyon sağlandığı bir cross-border counsel yaklaşımı geliştirmektir. Bu model özellikle yatırımlar, joint venture’lar, şirket satın almaları, uluslararası sözleşmeler, düzenleyici süreçler ve uyuşmazlıklarda önem kazanabilir.
18. Bıçak Hukuk Türkiye-Pakistan İşlemlerinde Nasıl Destek Sağlıyor?
Bıçak Hukuk, Türkiye–Pakistan ticaret ve yatırımlarındaki hukuki desteği somut işlem ve proje temelinde yapılandırmaktadır. Hizmet kapsamı ihtiyaca göre pazara giriş ve yatırım yapısının değerlendirilmesi, due diligence, şirket ve joint venture yapılanması, sözleşmeler, düzenleyici uyum, teknoloji ve fikrî mülkiyet, yaptırımlar ve ihracat kontrolleri ile uyuşmazlık çözümünü kapsayabilir. Dava veya tahkim söz konusu olduğunda uyuşmazlık stratejisi ile yabancı kararların tanınması ve tenfizi değerlendirilebilir. Pakistan hukukuna ilişkin yerel çalışma gerektiğinde ise hizmet, ilgili Pakistanlı hukuk profesyonelleriyle koordinasyon içinde yürütülebilir.
19. Sıkça Sorulan Sorular
19.1. Türk şirketleri Pakistan’da şirket kurabilir mi?
Evet. Pakistan birçok sektörü yabancı yatırıma açık tutmaktadır; ancak yabancı sermaye oranı, izinler ve uygun şirket yapısı sektör ve faaliyet özelinde incelenmelidir.
19.2. Pakistan’da şirket kurmak zorunlu mudur?
Her durumda değil. Faaliyete göre yerel şirket veya joint venture yanında branch veya liaison office seçenekleri değerlendirilebilir.
19.3. Pakistan’da Türk yatırımcılar için özel ekonomik bölge var mı?
4 Temmuz 2026’da Pakistan Başbakanı, Karaçi’deki bir SEZ’de Türk yatırımcılar için 1.000 acre alan ayrıldığını açıklamıştır. Somut yatırımın kabulü ve teşvikleri ise yürürlükteki SEZ rejimine tabidir.
19.4. Pakistan’daki kâr Türkiye’ye transfer edilebilir mi?
Pakistan hukukunda yabancı yatırımcıların kâr ve temettülerini yurt dışına transfer edebilmelerine ilişkin mekanizmalar vardır; işlem ilgili kambiyo, vergi ve prosedür kurallarına tabidir.
19.5. Türkiye ile Pakistan arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması var mı?
Evet. Anlaşma 14 Kasım 1985’te imzalanmış ve 1988’de Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
19.6. Türk yatırımları Pakistan’da uluslararası anlaşmayla korunuyor mu?
1995 tarihli Türkiye–Pakistan BIT yürürlüktedir. 2012’de imzalanan revize anlaşma ise Ağustos 2026 itibarıyla UNCTAD kayıtlarında yürürlükte değildir.
19.7. Türkiye-Pakistan ticari uyuşmazlıkları tahkim yoluyla çözülebilir mi?
Taraflar geçerli bir tahkim anlaşmasıyla ticari uyuşmazlıklarının uluslararası tahkimde çözülmesini kararlaştırabilirler. Tahkim yeri, kuralları ve kararın icra edilebilirliği başlangıçta değerlendirilmelidir.
19.8. Pakistanlı şirketler Türkiye’de yatırım yapabilir mi?
Evet. Pakistanlı yatırımcılar ilgili Türk mevzuatı çerçevesinde şirket kuruluşu, ortak girişim, şirket satın alma ve diğer yatırım modellerinden yararlanabilir; sektörel sınırlamalar ayrıca incelenmelidir.
20. Sonuç: Türkiye-Pakistan Ekonomik Ortaklığının Hukuki Altyapısı
Türkiye ile Pakistan arasındaki tarihsel ve stratejik yakınlık, giderek ticaret, karşılıklı yatırım, ortak üretim ve teknoloji iş birliğine dayanan daha kapsamlı bir ekonomik ortaklığa dönüşmektedir. Bu gelişme şirket kuruluşundan özel ekonomik bölgelere, uluslararası ticaretten stratejik sektörlere, vergilendirmeden kâr transferine, yatırım korumasından uluslararası tahkime kadar geniş bir hukuki alan yaratmaktadır. Sınır ötesi işlemlerin sürdürülebilirliği; yatırımın başlangıçta doğru yapılandırılmasına, uygulanabilir ulusal hukuk ile ikili anlaşmaların birlikte değerlendirilmesine, sözleşmesel risklerin önceden düzenlenmesine ve gerektiğinde Türkiye ile Pakistan’daki hukuk profesyonellerinin koordineli çalışmasına bağlıdır. Ekonomik ilişkiler derinleştikçe bu hukuki altyapının doğru anlaşılması, her iki ülkedeki şirket ve yatırımcılar açısından daha da önemli hâle gelecektir.

Comments
No comments yet.