İtirazın iptali davalarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, davanın adından ziyade takip konusu alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre belirlenir. Ticari, iş, tüketici ve kira uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğa ilişkin farklı kanuni düzenlemeler uygulanabilir. İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Dava şartı arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklarda arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez. Arabuluculuğun dava açılmadan önce tamamlanması gerekir; dava açıldıktan sonra yapılan arabuluculuk, başlangıçtaki dava şartı eksikliğini kural olarak gidermez. Buna karşılık aynı taraflar ve aynı talepler daha önce usulüne uygun şekilde arabuluculuğa konu edilmişse her durumda yeniden arabuluculuk başvurusu yapılması gerekmeyebilir. Takip talebi, borçlunun itirazı, kısmi ödemeler, faiz ve fer’iler ile icra inkâr tazminatı, arabuluculuk ve dava stratejisi belirlenirken birlikte değerlendirilmelidir. Arabuluculukta anlaşma sağlanması veya anlaşamama son tutanağı düzenlenmesi, mevcut icra takibinin akıbeti ve sonraki dava süreci bakımından farklı hukuki sonuçlar doğurur.
İcra takibine itirazın iptali davalarında arabuluculuk
1. İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Her Zaman Zorunlu Değildir
Borçlunun ilamsız icra takibine süresinde itiraz etmesi, kural olarak takibi icra takibini durdurur. Alacaklı, şartları varsa itirazın iptali davası açarak alacağının varlığını ispat etmeyi ve duran takibin devamını sağlamayı isteyebilir. Ancak bir davanın “itirazın iptali davası” olarak adlandırılması, tek başına dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu hâle getirmez. Arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı belirlenirken takip konusu alacağın dayandığı temel hukuki ilişki incelenmelidir. Ticari uyuşmazlıklar, işçi veya işveren alacakları, tüketici işlemleri ve kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar farklı dava şartı arabuluculuk düzenlemelerine tabi olabilir. Bazı uyuşmazlıklarda ise zorunlu arabuluculuk hiç uygulanmayabilir. Bu nedenle doğru soru yalnızca “İtirazın iptali davasında arabuluculuk zorunlu mudur?” değildir. Öncelikle “Takip konusu alacağın dayandığı uyuşmazlık hangi hukuki rejime tabidir?” sorusu cevaplandırılmalıdır.
2. İcra Takibine İtirazdan İtirazın İptali Davasına Giden Yol
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrine kanuni süresi içinde itiraz ettiğinde takip durur. İcra dairesi bu aşamada itirazın haklı olup olmadığını inceleyerek alacağın varlığı hakkında karar vermez. Bundan sonra alacaklı, uyuşmazlığın özelliklerine ve elindeki belgelere göre başvuracağı hukuki yolu belirlemelidir. Şartları varsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenebileceği gibi, genel görevli mahkemede itirazın iptali davası da açılabilir. İtirazın iptali yolunun seçildiği ve temel uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu durumda, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir. Süreç bu nedenle genel olarak ilamsız icra takibi → ödeme emri → borçlunun itirazı → takibin durması → uygun hukuki yolun belirlenmesi → gerekiyorsa dava şartı arabuluculuk → itirazın iptali davası şeklinde ilerler.
3. İtirazın İptali Davası Nedir?
İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler çerçevesinde alacağının varlığını ispat edip itirazın iptalini isteyebilir. İtirazın iptali davası takip hukukuyla sıkı bağlantılı olmakla birlikte genel hükümlere göre görülen bir davadır. Mahkeme yalnızca borçlunun icra dosyasında itiraz etmiş olmasını değil, takip konusu alacağın gerçekten mevcut olup olmadığını da inceler. Verilen hüküm maddi anlamda kesin hüküm etkisine sahiptir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu da itirazın iptali davasının icra takibiyle yakın bağlantısına rağmen genel yargılama hükümlerine tabi bir dava olduğunu vurgulamıştır (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 03.06.2022, E. 2021/1, K. 2022/3). Davanın kabulü hâlinde borçlunun itirazı iptal edilir ve durmuş icra takibine devam edilebilir. Kanuni şartların bulunması ve talep edilmesi hâlinde icra inkâr tazminatı da gündeme gelebilir.
4. İtirazın İptali Davasının Takip Talebiyle Bağlılığı
İtirazın iptali davası, takipten tamamen bağımsız yeni bir uyuşmazlık değildir. Davanın konusu, esas itibarıyla takipte talep edilen ve borçlunun itirazıyla çekişmeli hâle gelen alacaktır. Yargıtay, takip talebinde gösterilen alacak ve borç sebebinin itirazın iptali davası bakımından bağlayıcı önem taşıdığını; mahkemenin takip dışındaki başka alacakları inceleyerek uyuşmazlığı genişletemeyeceğini kabul etmektedir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 31.01.2023, E. 2022/253, K. 2023/347). Bu özellik arabuluculuk bakımından da önemlidir. Arabuluculuk başvurusu hazırlanırken takip talebi, borç sebebi, alacak kalemleri ve borçlunun itirazının kapsamı birlikte incelenmelidir.
5. İtirazın İptali mi, İtirazın Kaldırılması mı?
Borçlunun itirazıyla takibin durması, alacaklının mutlaka itirazın iptali davası açacağı anlamına gelmez. İİK m.68 ve devamındaki şartları sağlayan belgelere sahip olan alacaklı, uygun durumlarda icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İtirazın kaldırılması; başvuru mercii, süre, kullanılabilecek belgeler, incelemenin kapsamı ve sonuçları bakımından itirazın iptali davasından farklıdır. Bu nedenle arabuluculuk yükümlülüğünü değerlendirmeden önce dahi hangi hukuki yolun izleneceğinin doğru belirlenmesi gerekir. Özellikle kira alacağı ve tahliye uyuşmazlıklarında bu ayrım daha da önem kazanır.
6. Her İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?
Hayır. İtirazın iptali davalarının tamamı tek bir dava şartı arabuluculuk rejimine tabi değildir. Takip konusu alacağın ticari ilişkiden, iş ilişkisinden, tüketici işleminden, kira ilişkisinden veya başka bir özel hukuk ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmelidir. Daha sonra ilgili uyuşmazlık türü bakımından kanunun dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu tutup tutmadığı incelenmelidir. Başka bir ifadeyle, davanın adı değil, temel uyuşmazlığın hukuki niteliği ve uygulanacak özel kanuni rejim belirleyicidir.
7. Ticari İtirazın İptali Davalarında Dava Şartı Arabuluculuk
Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk, 7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 5/A maddesine getirilen düzenlemeyle 1 Ocak 2019 tarihinde uygulanmaya başlamıştır. İlk düzenlemenin ticari nitelikteki itirazın iptali davalarını kapsayıp kapsamadığı konusunda Bölge Adliye Mahkemeleri arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, itirazın iptali davasının yalnızca teorik olarak eda, tespit veya başka bir dava türü içinde sınıflandırılmasından hareket edilmemesi gerektiğini; para alacağının tahsilini amaçlayan ticari nitelikteki itirazın iptali davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 04.12.2020, E. 2020/1943, K. 2020/4052). 7445 sayılı Kanun ile TTK m.5/A yeniden düzenlenmiş ve konusu bir miktar para olan ticari uyuşmazlıklardaki alacak ve tazminat taleplerinin yanında itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da hükümde açıkça sayılmıştır. İlgili değişiklik 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece mevcut sayfamızın 2020 yılında merkezinde bulunan içtihat tartışması, sonraki kanuni düzenlemeyle yeni bir aşamaya ulaşmıştır.
8. İş Uyuşmazlıklarından Kaynaklanan İtirazın İptali Davaları
İşçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili uyuşmazlıklarda 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 dava şartı arabuluculuğu düzenlemektedir. 7445 sayılı Kanun ile hükme, bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının da aynı rejime tabi olduğunu belirten düzenleme eklenmiştir. Dolayısıyla örneğin bir işçilik alacağının icra takibine konu edilmesi ve işverenin takibe itiraz etmesi üzerine açılacak itirazın iptali davasında, temel uyuşmazlığın iş hukukundan kaynaklandığı dikkate alınarak dava şartı arabuluculuk değerlendirilmelidir. İş uyuşmazlıkları ayrıca, daha önce aynı alacakların arabuluculuğa konu edilmiş olması veya arabuluculuğun dava açıldıktan sonra gerçekleştirilmesi gibi sorunlar bakımından önemli Yargıtay içtihatlarına konu olmuştur.
9. Tüketici Uyuşmazlıklarından Kaynaklanan İtirazın İptali Davaları
Tüketici uyuşmazlıklarında da kanunda belirtilen kapsam ve istisnalar çerçevesinde dava şartı arabuluculuk uygulanmaktadır. Takibin bir banka, finans kuruluşu veya ticari işletme tarafından başlatılmış olması tek başına uyuşmazlığın tüketici niteliğini ortadan kaldırmaz; temel işlemin niteliği incelenmelidir. Yargıtay, tüketici kredisine dayalı bir icra takibinden doğan itirazın iptali uyuşmazlığını tüketici uyuşmazlığı olarak değerlendirmiş; bununla birlikte tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun yürürlüğe girmesinden önce açılmış davaya yeni düzenlemenin uygulanamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 28.02.2022, E. 2022/501, K. 2022/1576). Bu nedenle hem uyuşmazlığın hukuki niteliği hem de ilgili düzenlemenin zaman bakımından uygulanabilirliği kontrol edilmelidir.
10. Kira İlişkisinden Kaynaklanan İtirazın İptali Davaları
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren, kiralanan taşınmazların İİK hükümlerine göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu nedenle kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine genel mahkemede açılacak itirazın iptali davası ile icra hukukuna özgü itirazın kaldırılması ve tahliye yolları birbirinden ayrılmalıdır. “Kira uyuşmazlığı” ifadesinden hareketle bütün icra yolları bakımından aynı sonuca ulaşılması doğru değildir.
11. 1 Eylül 2023 Değişikliklerinin Önemi
7445 sayılı Kanun, dava şartı arabuluculuğun kapsamını genişleten önemli değişiklikler getirmiştir. TTK m.5/A’da itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları açıkça ifade edilmiş; İş Mahkemeleri Kanunu m.3’e işçi veya işveren alacak ve tazminatlarıyla ilgili bu dava türlerini kapsayan hüküm eklenmiş; HUAK m.18/B ile kira ilişkileri başta olmak üzere bazı yeni uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Bu hükümlerin önemli bir bölümü 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak yeni düzenlemelerin zaman bakımından uygulanmasında ilgili geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir. Nitekim Yargıtay, İş Mahkemeleri Kanunu’ndaki değişikliğin zaman bakımından uygulanmasını değerlendirirken 1 Eylül 2023 öncesinde açılan bir menfi tespit davasında sonradan yürürlüğe giren düzenlemeyi dava şartı olarak uygulamamıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, E. 2025/7025, K. 2025/8092).
12. Arabuluculuğa Ne Zaman Başvurulmalıdır?
Dava şartı arabuluculukta temel kural, arabuluculuğun dava açılmadan önce gerçekleştirilmesidir. Arabuluculuk, açılmış bir davadaki eksikliğin daha sonra tamamlanması amacıyla kullanılan sıradan bir usul işlemi değildir. Yargıtay, iş ilişkisinden kaynaklanan bir itirazın iptali davasında dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulmuş olmasını yeterli görmemiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.12.2022, E. 2022/14561, K. 2022/15997). Bu nedenle itirazın iptali davası hazırlanırken görev, yetki ve süre incelemesi kadar, uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığı da dava açılmadan önce kontrol edilmelidir.
13. Dava Açıldıktan Sonra Arabuluculuk Eksikliği Giderilebilir mi?
Hiç arabulucuya başvurulmadan dava açılması ile arabuluculuk süreci tamamlandığı hâlde son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi birbirinden farklıdır. Dava şartına tabi uyuşmazlıkta hiç başvuru yapılmadan dava açılmışsa, dava tarihinden sonra arabuluculuğa gidilmesi başlangıçtaki eksikliği kural olarak gidermez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yukarıdaki kararında, davanın önce görevsiz mahkemede açılmış ve arabuluculuğun dosya görevli iş mahkemesine ulaşmadan önce tamamlanmış olması da sonucu değiştirmemiştir. Buna karşılık arabuluculuk dava öncesinde tamamlanmış, ancak anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse HUAK m.18/A’da öngörülen belge sunma usulü uygulanır. Dolayısıyla arabuluculuğun hiç yapılmamış olması ile belgesinin sunulmaması aynı eksiklik değildir.
14. Aynı Uyuşmazlık Daha Önce Arabuluculukta Görülmüşse Yeniden Başvuru Gerekir mi?
Her yeni dava veya icra takibi görünümü mutlaka yeni bir arabuluculuk başvurusu gerektirmez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne gelen bir uyuşmazlıkta aynı taraflar arasındaki aynı işçilik alacakları daha önce dava şartı arabuluculukta görüşülmüş ve anlaşamama son tutanağı düzenlenmişti. İlk davanın usulî nedenle sonuçlanmasının ardından aynı alacaklar icra takibine konu edilmiş ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmıştı. Yargıtay, aynı taraflar ve aynı talepler bakımından ikinci kez arabuluculuğa başvurulmasını gerekli görmemiş; dava şartı arabuluculuğun mahkemeye erişimi sınırlayan niteliğinin de gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 20.11.2023, E. 2023/17941, K. 2023/17336). Ancak bu karar “bir kez arabuluculuk yapılması her sonraki dava için yeterlidir” şeklinde yorumlanmamalıdır. Önceki başvurunun tarafları, konusu ve talep kalemleri somut olayda karşılaştırılmalıdır.
15. İİK m.67’deki Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre
İtirazın iptali davası bakımından en kritik sürelerden biri İİK m.67’de düzenlenen bir yıllık süredir. Bu süre, borçlunun itiraz ettiği tarihten değil, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bir yıllık süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu da geçerli bir takip, süresinde yapılmış itiraz ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açılması şartlarını itirazın iptali davasının özel koşulları arasında değerlendirmektedir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 03.06.2022, E. 2021/1, K. 2022/3). Bir yıllık sürenin geçirilmesi alacağın kendisini otomatik olarak sona erdirmez. Alacak zamanaşımına uğramamışsa genel hükümlere göre alacak davası açılması mümkün olabilir. Ancak İİK m.67’ye özgü itirazın iptali yoluyla mevcut durmuş takibe devam edilmesi imkânı kaybedilebilir.
16. Arabuluculuk Bir Yıllık Hak Düşürücü Süreyi Nasıl Etkiler?
Dava şartı arabuluculuğa tabi bir itirazın iptali uyuşmazlığında İİK m.67’deki bir yıllık süre ile arabuluculuk süreci birlikte hesaplanmalıdır. HUAK m.18/A uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Dolayısıyla İİK m.67’deki bir yıllık hak düşürücü süre işlemekteyken dava şartı arabuluculuğa başvurulmuşsa, arabuluculukta geçen dönem süre hesabına dahil edilmez. Örneğin hesaplama yapılırken yalnızca itirazın tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki takvim süresine bakılması yanıltıcı olabilir. İtirazın tebliğ tarihi, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi, son tutanak tarihi ve başvuru öncesinde geçen süre birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle özellikle bir yıllık sürenin sonuna yaklaşılmış dosyalarda arabuluculuk ve dava takviminin dikkatle hesaplanması gerekir.
17. Arabuluculuk Başvurusunda Uyuşmazlık ve Talepler Nasıl Belirlenmelidir?
İtirazın iptali davasının takip talebiyle sıkı bağlantısı, arabuluculuk başvurusunun kapsamını belirlerken takip dosyasının dikkatle incelenmesini gerekli kılar. Takipte gösterilen borç sebebi, asıl alacak, faiz ve diğer fer’iler ile borçlunun itirazının hangi kalemlere yöneldiği önemlidir. Bu durum, arabuluculuk başvurusunun takip talebini kelimesi kelimesine tekrar etmesi gerektiği anlamına gelmez. Ancak hangi uyuşmazlığın ve hangi alacakların arabuluculukta görüşüldüğünün sonradan tereddüt yaratmayacak biçimde belirlenmesi gerekir. Özellikle birden fazla alacak kaleminin bulunduğu dosyalarda genel ifadeler yerine uyuşmazlığın somutlaştırılması, sonraki dava şartı tartışmalarının önlenmesine yardımcı olur.
18. Kısmi İtiraz, Kısmi Ödeme, Faiz ve Fer’iler
Borçlu takibin yalnızca bir bölümüne itiraz etmiş veya takip başladıktan sonra borcun bir kısmını ödemiş olabilir. Bu gelişmeler hem arabuluculuk görüşmelerinin kapsamını hem de daha sonra açılacak davadaki hukuki yararı ve dava miktarını etkileyebilir. Yargıtay, borçlunun dava açılmadan önce yaptığı ödemenin dikkate alınması ve itirazın iptali davasında dava tarihindeki bakiye alacak üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini kabul etmektedir. Tam ödeme hâlinde ödenmiş miktar yönünden, kısmi ödeme hâlinde ise ödeme yapılan bölüm yönünden hukuki yarar ortadan kalkabilir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 31.01.2022, E. 2021/3234, K. 2022/401). Ayrıca daha önce arabuluculukta görüşülen asıl alacağa bağlı işlemiş faiz bakımından, somut karardaki şartlar altında ayrıca yeni bir arabuluculuk başvurusunun gerekmediği kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 20.11.2023, E. 2023/17941, K. 2023/17336).
19. İcra İnkâr Tazminatı Arabuluculukta Nasıl Ele Alınmalıdır?
İİK m.67 uyarınca şartları oluştuğunda borçlu aleyhine hükmolunan alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilebilir. Bunun için kanuni şartların gerçekleşmesinin yanında alacaklının talepte bulunması gerekir. Yargıtay, icra inkâr tazminatının itirazın iptali davasından bağımsız bir dava sebebi veya tek başına dava konusu oluşturmadığını kabul etmektedir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 31.01.2022, E. 2021/3234, K. 2022/401). Bununla birlikte bu karardan, icra inkâr tazminatının arabuluculuk başvurusunda hiçbir şekilde belirtilmesine gerek olmadığı sonucu çıkarılmamalıdır. Uyuşmazlığın kapsamı belirlenirken tazminat ihtimalinin de açıkça değerlendirilmesi, sonradan kapsam tartışması yaşanmasını önleyen daha ihtiyatlı bir yaklaşımdır.
20. Arabuluculuk Son Tutanağının Önemi
Arabuluculuk sürecinin sonunda düzenlenen son tutanak, dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Tarafların kimliğinin yanında uyuşmazlığın ve görüşülen taleplerin anlaşılabilir şekilde belirlenmesi, sonraki davada arabuluculuk kapsamına ilişkin tartışmaları azaltabilir. Özellikle birden fazla alacak kalemi, faiz, kısmi itiraz veya birbirinden farklı talepler bulunan dosyalarda yalnızca genel nitelikte ifadeler kullanılması risk yaratabilir. Ayrıca anlaşamama son tutanağı ile tarafların uyuşmazlığı çözüme kavuşturmaları hâlinde düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesi birbirinden farklı hukuki belgelerdir ve sonuçları da aynı değildir.
21. Arabuluculukta Anlaşma Sağlanırsa İcra Takibine Ne Olur?
Taraflar arabuluculuk sırasında borcun tamamı veya bir kısmı, ödeme takvimi, faiz, takip masrafları ve mevcut icra dosyasının nasıl sonuçlandırılacağı konusunda anlaşabilirler. Takip zaten durmuş durumda olduğundan, anlaşmanın mevcut icra dosyasına etkisinin belirsiz bırakılmaması önemlidir. Anlaşma belgesinde ödenecek miktar ve tarihler yanında, mevcut takipte hangi işlemlerin yapılacağı, itirazın veya takibin akıbeti ve ödeme gerçekleştiğinde tarafların yükümlülüklerinin ne olacağı açık biçimde düzenlenebilir. Anlaşmanın mevcut takipte doğrudan nasıl uygulanabileceği ise anlaşma belgesinin içeriği, icra edilebilirlik durumu ve somut icra dosyasının özellikleri dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.
22. Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Hukuki Etkisi
HUAK uyarınca arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşmaya varılan hususlar bakımından tarafların daha sonra dava açabilmeleri kural olarak sınırlandırılmıştır. Kanundaki şartları taşıyan anlaşma belgelerinin icra edilebilirliği bakımından da özel hükümler bulunmaktadır. Bununla birlikte anlaşma belgesinin geçerliliği; imzanın aidiyeti, irade sakatlığı veya arabuluculuk sürecine ilişkin hukuka aykırılık iddiaları gibi nedenlerle daha sonra uyuşmazlık konusu olabilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024–2025 dönemindeki çoğunluk yaklaşımında, ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının geçerli olup olmadığının alacak veya işe iade davasında ön sorun olarak incelenebileceği kabul edilmiştir. Kararlardaki karşı oylar ise anlaşmanın geçersizliği veya iptali konusunda farklı bir usulî yaklaşımı savunmaktadır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 26.06.2025, E. 2025/4908, K. 2025/5521). Çoğunluk görüşü ile karşı oyların birbirine karıştırılmaması gerekir.
23. Anlaşma Sağlanamazsa İtirazın İptali Davasının Açılması
Arabuluculuk anlaşamama ile sonuçlandığında dava açılmadan önce İİK m.67’deki hak düşürücü sürenin kalan kısmı yeniden hesaplanmalıdır. Son tutanağın tarihi bu nedenle yalnızca dava şartının belgelendirilmesi bakımından değil, süre hesabı bakımından da önem taşır. Görevli mahkeme takip konusu alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre belirlenir. Ticari uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi, iş uyuşmazlığında iş mahkemesi, tüketici uyuşmazlığında tüketici mahkemesi görevli olabilir; diğer uyuşmazlıklarda farklı görev kuralları uygulanabilir. Dava hazırlanırken icra takip dosyası, itirazın kapsamı, arabuluculuk belgeleri, dava tarihindeki bakiye alacak ve varsa icra inkâr tazminatı talebi bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
24. Tahkim Şartı Varsa İtirazın İptali Davası
Takip konusu alacağın dayandığı sözleşmede geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunması ayrıca dikkate alınmalıdır. Bir tarafın önce icra takibi başlatmış olması, tahkim şartını kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, itirazın iptali davasının İİK m.67’den kaynaklanan özel koşulları bulunmakla birlikte esasen alacak uyuşmazlığının çözümünü içerdiğini ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlık bakımından tahkim yolunun mümkün olabileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, E. 2025/2168, K. 2025/3478). Bu nedenle takip öncesinde ve dava hazırlığında sözleşmedeki uyuşmazlık çözüm hükümleri de incelenmelidir.
25. İcra Takibindeki Avukat Sonraki Davada da Vekil Sayılır mı?
İcra takibi ile itirazın iptali davası arasındaki yakın bağlantı, bunların usulen tek ve kesintisiz bir yargılama olduğu anlamına gelmez. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, icra takibinde borçluyu temsil eden avukatın kendiliğinden sonraki itirazın iptali davasında da vekil sayılamayacağını; dava dilekçesinin yalnızca icra dosyasındaki vekâlet ilişkisine dayanılarak bu avukata tebliğ edilemeyeceğini kabul etmiştir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 03.06.2022, E. 2021/1, K. 2022/3). İcra takibindeki temsil, arabuluculuk sürecindeki temsil ve mahkeme yargılamasındaki vekâlet ilişkisi bu nedenle kendi usul kuralları içerisinde değerlendirilmelidir.
26. İtirazın İptali ve Arabuluculukta Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada hak kaybına yol açabilecek başlıca hatalar; takip konusu temel hukuki ilişkiyi yanlış sınıflandırmak, dava şartı arabuluculuğu gözden kaçırmak, İİK m.67’deki bir yıllık hak düşürücü süreyi zamanaşımı süresi sanmak ve arabuluculukta geçen dönemin süre hesabına etkisini yanlış değerlendirmektir. Dava açıldıktan sonra yapılan arabuluculuğun başlangıçtaki eksikliği her durumda gidereceğinin düşünülmesi, aynı uyuşmazlık için daha önce yapılmış arabuluculuğun araştırılmaması, takip talebi ile dava konusu arasındaki bağlılığın gözden kaçırılması, dava öncesindeki kısmi ödemenin dikkate alınmaması ve son tutanakta uyuşmazlığın belirsiz bırakılması da önemli sorunlara yol açabilir. Ayrıca itirazın iptali ile itirazın kaldırılması yollarının birbirine karıştırılması, özellikle kira uyuşmazlıklarında yanlış merci veya yanlış prosedür seçilmesine neden olabilir.
27. İtirazın İptali ve Arabuluculuk Hakkında Sık Sorulan Sorular
Her itirazın iptali davasında arabuluculuk zorunlu mudur? Hayır. Takip konusu alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye ve bu ilişkiye uygulanacak kanuni rejime göre belirlenir.
İtirazın iptali davası için bir yıllık süre ne zaman başlar? Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.
Bu bir yıllık süre zamanaşımı mıdır? Hayır. İİK m.67’deki bir yıllık süre hak düşürücü süredir.
Arabuluculuk bir yıllık süreyi etkiler mi? Evet. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez.
Dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurmak eksikliği giderir mi? Dava şartının dava öncesinde yerine getirilmesi gereken hâllerde sonradan yapılan arabuluculuk başlangıçtaki eksikliği kural olarak gidermez.
Aynı alacak daha önce arabuluculukta görüşülmüşse tekrar başvuru gerekir mi? Her zaman değil. Önceki arabuluculuğun tarafları, konusu ve talepleri karşılaştırılmalıdır.
Borçlu arabuluculuk sırasında ödeme yaparsa ne olur? Tam veya kısmi ödeme, dava tarihinde mevcut bakiye alacağı ve hukuki yararı etkileyebilir.
İcra inkâr tazminatı arabuluculukta belirtilmeli midir? Tazminat itirazın iptali davasından bağımsız bir dava konusu değildir. Bununla birlikte arabuluculukta uyuşmazlığın kapsamı belirlenirken bu talebin de açıkça ele alınması ihtiyatlı bir yaklaşımdır.
Kira alacağına ilişkin itirazın iptalinde arabuluculuk zorunlu mudur? 1 Eylül 2023 sonrası kira uyuşmazlıklarında HUAK m.18/B ve ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin kanuni istisna birlikte değerlendirilmelidir.
İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali aynı şey midir? Hayır. Başvuru mercii, süre, delil sistemi, inceleme kapsamı ve hukuki sonuçları farklıdır.
Arabuluculukta anlaşılırsa durmuş icra takibine ne olur? Anlaşmanın mevcut takip üzerindeki sonucu, anlaşma belgesinde açıkça düzenlenmeli; belgenin içeriği ve icra edilebilirlik rejimi somut dosyaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.
28. Bıçak Hukuk’un İcra Takibi, Uyuşmazlık ve Arabuluculuk Hizmetleri
İtirazın iptali uyuşmazlıklarında yalnızca alacağın mevcut olup olmadığı değil; icra takibinin niteliği, borçlunun itirazının kapsamı, izlenecek hukuki yol, görevli mahkeme, dava şartı arabuluculuk ve İİK m.67’deki hak düşürücü süre birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle takip ile arabuluculuk ve dava arasındaki geçişlerde yapılacak usul hataları, haklı bir alacağın mevcut olmasına rağmen önemli hak kayıplarına yol açabilir.
Bıçak Hukuk; alacaklı ve borçlulara icra takip dosyasının ve itirazın incelenmesi, uygun hukuki yolun belirlenmesi, süre analizi, dava şartı arabuluculuk sürecinde temsil, müzakerelerin yürütülmesi, arabuluculuk anlaşmalarının hazırlanması, itirazın iptali davalarının takibi ve icra işlemlerinin devamı konularında hukuki destek sunmaktadır. Özellikle İİK m.67’deki bir yıllık hak düşürücü süre ile dava şartı arabuluculuğun birlikte uygulanması gereken dosyalarda; itirazın tebliğ tarihi, arabuluculuk başvuru ve son tutanak tarihleri, takip konusu alacak, sonradan yapılan ödemeler ve dava talebinin kapsamı dava açılmadan önce bütüncül biçimde incelenmelidir.

Comments
No comments yet.