Türk Ceza Kanununda Kadın Olgusu: Mevzuat, Değişim ve Güncel Tartışmalar

Türk Ceza Kanunu’nda kadın olgusu, kanun metninde tekil ve homojen bir kategori olarak değil; farklı normatif katmanlar ve risk varsayımları üzerinden inşa edilen çok boyutlu bir hukuki olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın, TCK’da uzun süre ağırlıklı olarak eş, boşanmış eş, anne veya gebe gibi ilişkisel ve biyolojik statüler üzerinden görünür kılınmış; buna karşılık son yıllarda “kadına karşı” ibaresiyle daha doğrudan bir özneleşme eğilimi ortaya çıkmıştır. 2005 reformu ile ahlak ve namus merkezli yaklaşım büyük ölçüde terk edilmiş, ancak rol-temelli koruma anlayışı tümüyle aşılamamıştır. Özellikle 2021 sonrası düzenlemeler, kadına yönelik şiddetin yapısal ve öngörülebilir bir risk alanı olarak kabul edildiğini ve ceza siyaseti bakımından belirgin bir sertleşme yaşandığını göstermektedir. Bununla birlikte nitelikli hâller ve ceza alt sınırı artışları, orantılılık, bireyselleştirme ve belirlilik ilkeleri bakımından yeni tartışma alanları yaratmaktadır. Maddi ceza hukukunda sağlanan normatif korumanın, ceza muhakemesi sürecinde etkili soruşturma ve mağdur odaklı usul güvenceleriyle desteklenmediği durumlarda sınırlı bir etki doğurduğu açıktır. Bu çerçevede Türk Ceza Kanunu’nda kadın olgusu, tamamlanmış bir normatif yapıdan ziyade, eleştirel değerlendirme ve geliştirmeye açık dinamik bir alan olarak değerlendirilmelidir. Bıçak Hukuk, Türk Ceza Kanunu’nda kadın olgusuna ilişkin düzenlemeleri ve uygulamayı bu bütüncül ve eleştirel perspektifle ele alarak güncel, derinlikli ve nitelikli hukuki analizler sunmaktadır.