Duruşma: Ceza ve Hukuk Mahkemeleri Süreci

İddianamenin kabulüyle başlayan son kararın (hükmün) verilmesine kadar devam eden süreçtir. Kovuşturma (duruşma) evresine geçilmiş olması, kamu davasının da açılmış olması demektir. Kovuşturma evresinde geçmişte yaşanmış olduğu iddia edilen olay öğrenilir ve bu olayın sanıklar tarafından gerçekleştirildiği ispatlanırsa bu olayın hukuk normları karşısındaki hukuki değerlendirmesi yapılır. Suç muhakemesinin bu evresinde yapılan işlemlerin amacı, delil toplama, delilleri ortaya koyma, sonuç çıkarıp isnat hakkında hüküm vermedir.

Duruşma Hazırlığı İşlemleri

Kovuşturma evresinin duruşma hazırlığı devresinde, hemen akabinde gelecek olan duruşma devresinin hazırlıkları yapılır. Soruşturma evresinde eksik kalmış olan işlemler tamamlanır. Böylece, duruşma devresinin kesintisiz yapılabilmesini sağlanmaya çalışılır.

Duruşma hazırlığı devresinde yapılması gereken işlemleri gösteren kararı içeren tutanağa “tensip zaptı” veya “tensip tutanağı” adı verilmektedir. Tensip zaptında, tayin edilen duruşma günü, davetiye çıkarılacak sanık, tanık ve bilirkişilerin ismi, iddianamenin sanığa tebliğ edilmesi, sanığın nüfus kaydının ve sabıka kaydının istenmesi için savcılığa müzekkere yazılması, ekonomik ve sosyal durum araştırılması yapılması gibi hususlar yer almaktadır.

Duruşma hazırlığı devresinde müdafi veya suçtan zarar görenin vekili, dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir. Sanığın kendisine de bu devrede dosyayı inceleme imkanı tanınması, belgelerin fotokopilerinin verilmesi savuma hakkının gereğidir.

Duruşma Gününün Belirlenmesi

Tensip tutanağıyla duruşma günü belirlenir(CMK md. 175/2). Kural, duruşma gününün davaların geliş sırasına göre belirlenmesidir. Ancak, tutuklu işler, adli tatil sırasında da görülen acele işler olduğundan tutuklu işlerin duruşmasına öncelik verilir. Duruşmanın kesintisiz ve ara vermeden tamamlanması asıl olduğundan tanık, sanık, bilirkişi, uzman danışman gibi tüm aktörlerin gelebileceği bir gün belirlenmesi önem taşımaktadır. Duruşma günü, saati ve salonu ilgililere tebliğ edilmelidir.

İddianamenin Sanığa Tebliği

Sanığın savunma hakkını kullanabilmesi için iddianamenin kendisine tebliğ edilmesi zorunludur. İddianameyle birlikte sanığa duruşma günü de bildirilir(CMK md. 176). İddianame tebliğ edilmeden duruşma yapılması savunma hakkını kısıtlar. İddianamenin sanığa tebliğ tarihiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir

Duruşma Çağrı Kağıtlarının Çıkartılması

Duruşmada hazır bulunması istenilen kişiler, duruşma günü, saati ve yeri bildirilerek duruşmaya davet edilir. Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.

Delillerin Toplanması

İddianamenin suçun işlendiği konusunda yeterli delil ihtiva etmesi halinde ancak kabulü mümkündür. Ancak, uygulamada iddianamelerin delil açısından doyurucu olmadığı durumlar yaygındır. İddianame hazırlandığı anda delil açısından yeterli bulunsa bile, iddianamenin kabulünden sonra yeni deliler de ortaya çıkabilir. Bu nedenlerle duruşma hazırlığı devresinde eksik delillerin duruşmaya getirtilmesi talep edilebilir.

Sanık, tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bunların ilişkin olduğu olayları göstermek suretiyle bu husustaki dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir. Bu dilekçe üzerine verilecek karar, kendisine derhâl bildirilir. Sanığın kabul edilen istemleri, savcıya da bildirilir.

Erken Dinleme

Tanık ve bilirkişilerin duruşma devresinde dinlenmesi ve ortaya koydukları beyanların tartışılması, doğrudan doğruyalık ve sözlülük ilkelerinin gereğidir. Ancak, ihtiyaç olması halinde bu işlemin duruşma hazırlığı devresinde yapılabilmesi de mümkündür. Şöyle ki, hastalık veya malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkeme onun bir naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesine karar verebilir. Erken dinleme, konutlarının yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı getirilmesi zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanır.

Erken Keşif ve Muayene

Keşif, olay yerinde olaydan geriye kalan izlerin veya olayla ilgili olguların beş duyu vasıtasıyla incelenmesidir. Keşif, kural olarak, duruşma devresinde mahkeme üyelerinin ve suç muhakemesinin tüm aktörlerinin tamamının katılımıyla yapılır. Usul ekonomisinin gerektirmesi halinde, naip veya istinabe olunan hakim tarafından keşfin yapılabilmesi de mümkündür.

Erken Sorgu

Duruşma hazırlığı devresinde, yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, duruşmanın belirlenen tarihinden önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.

Delillerin Ortaya Konulması

İddianamede belirtilen deliller duruşmada ortaya konulur. Buna ilave olarak, duruşmada yeni delillerin araştırılması ve ortaya konulması da mümkündür. Yeni delillerin araştırılması re’sen yapılabileceği gibi, talep üzerine de yapılabilir. Savcı, sanık, müdafii, suçtan zarar gören ve vekili, olay belirterek mahkemeden her zaman yeni delil araştırılmasını ve belli olan delillerin duruşmaya getirtilmesini talep edebilir. Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.

Ortaya konulması istenilen delil ancak üç durumda ret edilebilir. Bunlardan ilki, delilin, kanuna aykırı olarak elde edilmiş olmasıdır. İkincisi, delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisinin olmamasıdır. Üçüncüsü ise, istemin sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmış olmasıdır. Bir başka ifadeyle, delilin ortaya konulması talebi, sanığın yararına olarak olayın aydınlatılması amacı yerine, muhakemenin geciktirilmesi amacıyla yapılması, talebin reddine yol açar. Benzer şekilde, tanığı küçük düşürme veya propaganda yapmak da işi uzatma kapsamında değerlendirilebilir.

Ortaya konulması istenilen delilden vazgeçilebilmesi mümkündür. Savcı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.

Delillerin Tartışılması

Duruşmada ortaya konulan deliller bir bütün olarak suç muhakemesi aktörlerince tartışılır. Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, savcıya, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Savcının bu devredeki değerlendirmesine “esas hakkında mütalaa” adı verilir.

Delillerin tartışılması esnasında, suç muhakemesi aktörleri, sadece maddi soruna (suçun sübutuna) ilişkin görüşlerini değil, bunun yanı sıra fiilin hukuki nitelendirmesine (hukuki sorun) ilişkin görüşlerini de bildirmeleri gerekir.

Savcı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de savcının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir(CMK md. 216). İlk defa hüküm kurulurken “son sözün sanığa verilmesi” kuralı bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Bozmadan sonra direnme kararı verilse de yine son söz sanığa verilmelidir.

Beyan delillerinde olduğu gibi, belge delillerinin de hükmü verecek mahkeme huzurunda ortaya konulması, tartışılması, irdelenmesi ve bir bütün halinde tüm delillerle birlikte değerlendirilerek hükme varılması adil yargılama ilkesinin temel gereklerindendir.

Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.